duvarla konuşmak

Dün akşamdan kalan kızlararası sohbetlerin sonucu kısa bir hikaye…

Bu hikâyedeki karakterler hayal ürünü olup, gerçek kişilerle ve olaylarla ilgisi yoktur…

Seninle her konuştuğumda bir duvara toslama ihtimalim olduğunu biliyorum.

Aşığım dedim, sen de âşıktın ama ıssız adamlıktan vazgeçmemek için söyleyemedin. İşte o zaman içimdeki inat mekanizması devreye girdi ve sonuç olarak ben de asla ağzıma almadım aşk denen kelimeyi. Ve söylemeye söylemeye unuttum âşık olduğumu. Sonra bir baktım vazgeçmişim sana olan aşkımdan.

O andan itibaren birlikte keyifli vakit geçiren iki insan olduk. Dertleştik de, eğlendik de… Bir türlü adı konamayan bir şeyi yaşarken önemsizliğimizi vurdum yüzüne. Öyle hissetmediğin halde bu kez katıldın söylediklerime.

O kadar kızdım ki sana, ben de ilişkimize bir ad vermeye çalışmaktan vazgeçtim. Adsız ve aşksızdı şimdi aramızdaki her neyse.

Birbirimiz için özel olmaktan çıktık böylece ve herkes kadar sıradanlaşınca ha sen ha başkası fark etmezdi. “Başkaları da girebilir bu durumda hayatıma” dedim, sesini çıkarmayıp sessizce kabullendin.

Madem benim senin hayatının özeli olma ihtimalim yoktu, ben de ihtimaller denizine dalıp, yarattığın boşluğu doldurma çabasına girdim. Ama ihtimaller o kadar çoktu ki başım döndü bir anda. Önüme konan meyve tabağında ne varsa yemek istedi canım. O sırada seni aramayı unuttum. Malum, yoğundum!

Bir gece beni aradın. Ser zamanki kaçamak, yarım yamalak cümlelerinde anlamsızca boğulurken, ben ne demek istediğini anladım. Beni özlemişsin.

Ama ben 1. Paragrafın giriş cümlesindeki âşık olan kadın değilim artık. Çok uzaklaştım o noktadan.

Söyleyemediğin her cümlede ve benim söyleyip duvarlarına çarpan her cümlemde uzaklaşıp gittim. Sürekli ileriye doğru hareket edip bir çember çizmediğimden sana geri dönüşüm imkânsızlaştı. Benim doğrum uzayda sonsuzluğa doğru ilerliyor. Sense söyleyemediğin cümlelerinde 4 duvar arasında ıssızlaşıyorsun.

Ben yeni bir başlangıç noktasındayım. Tam da istediğin insan oldum.

Sevgilerimle…

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.