Sınırlar içinde

Arkadaşlarımdan son zamanlarda en fazla aldığım eleştiri belli sınırlar içinde yaşamam. Bahse konu olan soyut sınırlar değil. Bir semtin kendimi en rahat hissettiğim kısımlarından bahsediyorlar. Gerçekten de uzun süredir arkadaş buluşmalarından, iş toplantılarına kadar her şeyi oturduğum semtin sınırları içinde yapıyorum. Eskiden de yol tembeliydim ama artık sebep yalnızca tembellik değil, tercih.

Aslında batıya doğru olabildiğince uzağa gitmek istiyorum. İmkânlar elvermeyince de kendi çöplüğünde öten horoz misali beni en az yoran, en az üzen, en az sıkıntıya sokan alanda yaşayıp gidiyorum.

Yazının bundan sonrası İstanbul kızının züppeliği olarak algılanacak belki de. O kocaman “yaşam tarzına saygı” söylevlerinin arasına beni de sıkıştırıverin işte.

Alanımdan çıktığım anda artan kaba sabalıktan mustaribim. Merkezden uzaklaştıkça basıncı artan pespayelikten yorgunum. “Kaba saba” ifadesini kullanıp “çok kibarsın” tepkisini aldığımda benden beklenen kabalığı gösteremediğim için ise memnunum.

En çok da insanların bu pespayelikten çabucak haz alıp, uyumlanmasına şaşkınım.

“Gibi olmak” istediklerimiz, öykündüklerimiz nasıl bu kadar değişti anlayamıyorum. Daha fazla bilene, daha iyi olana, daha güzele, daha nezaket sahibi olana gıpta ederken, ne olduysa oldu, elimizde sadece en güçlü olan/gücü elinde tutan kaldı öykünecek.

En güçlü olanın niteliğini umursamadan ona benzemeye çalışmanın karlılığı ve kolaylığı virüs gibi yayıldı. Bir kesim de (ki benim için en üzücü olandır) Bates Benzeşmesi’nde olduğu gibi sadece ve sadece varlığını sürdürmek amacıyla güçlüye benzemeye çalışıyor. İçten içe o aslında eskiden olduğu kişi olmaya devam eder ama kendini, işini korumak adına güçlüye benzeyerek yaşamaya başlar ve istemeden de olsa sistemin devamlılığının önemli bir parçası ve destekçisi haline gelir. Kullandığı dil de yeni haline uyumlanır. Maalesef en yakınımızda, tanıdığımız, geçmişte saygı duyduğumuz insanlarda gördüğümüz, hayal kırıklığını büyüten haldir bu.

Bütün bunlardan olabildiğince uzak yaşayabilmek de benim tercihim. Sınırlar genişleyene kadar, sınırlar içinde yaşamak…