“Sıfırdan Tunç” Hakkında..

"As adults, we try to develop the character traits that would have rescued our parents." - Alain de Botton
Sabah radyoda kitabını tanıtırken, yazarın kendisi okudu bu parçayı.. Anne babaya sesleniş ve istenmeyen çocuk meselesi — ya da hissi- ile ilgili ve biraz da kendini gerçekleştirmek, yontmak, büyütmekle ilgili sanırım..

Böyle hisseden bir arkadaşım olmadı hiç ya da ben hiç böyle hissetmedim ama, kitabın yazarı gibi böyle hissedenlere, önce bir önerim, sonra da şöyle bir gerçek hikayem var kendimle ilgili. Belki işinize yarar☺

Bu hislere anne babanız öfke anında saçmaladılar diye sahip olmuş olabilirsiniz ya da bazen ailenin geveze teyzeleri ve büyükleri ya da küçukleri cahil cahil konuşarak çocukları istenmediklerine ikna eder. (Ağızlarına kürekle vurun!😈) Anne babanızla konuşun ve hikayeyi onlardan dinleyin.. Sandığınız gibi olmayabilir. Öyle bile olsa bir de şunu okuyun👇

Belki sizi -hesap kitapsız yaşayamayan bir plan-lama-cı iseniz bile- hayatın her zaman matematik, hesap ve planlardan ibaret olamayacağına ikna eder..

Annem evlendikten sonra -mlsf- aile büyüklerinden “Çocuğu olmuyor mu bunun?!?” baskısı görmüş ama direnmiş bir kadın. Babamla birlikte tabii. E babam hem okula devam edip, hem çalışıyor o sıralarda, annem ise yeni çalışmaya başlamış ve de İstanbul’a uyum sağlamaya çalışıyor. Vakit buldukça sinema, konser yapmayı, gezmeyi seviyorlar. “Biraz nefes alalım” demişler yani özetle.

Annem, İstanbul’un gecekondu mahallelerindeki kadınlara doğum kontrolü ve çocuklara sağlıklı bakmayı, düzgün beslemeyi öğreten ve aşı yapan bir #AnaÇocuk Sağlığı hemşiresi o yıllarda Şişli’de... Sokak sokak bütün İstanbul’un arka mahallelerini, günde 1 kuru tostla, aç bi ilaç taradıgı günlerde hamile kalıyor işe bak ki:/ Hastanedeki doktorlardan bile utanacağını düşünüyor, o sırada çocuk yapmayı zaten en az 1 yıl daha planlamıyorken.. Zaten iş ağır. Babamın zaten vakti yok. Beyoğlu, Cihangir öyle çocuk büyütecek yer de değil. Gezilecek yer!☺

Babam hariç kimseye söylemeden aldırmaya gidiyor.. Ama geç kalmış. Doktor cesaret edemiyor ama ona “Pişman olmayacaksın. Bu çocuk sana iyi gelecek.. Ona ihtiyacın var.” diyor.. Annem ağlamaklı çıkıyor Dilek adlı bu doktorun yanından😀 Çaresiz, daha uygun bir hastane/ çalışma koşuluna geçmeyi deniyor ve ben doğuyorum.

Müneccim değildi elbette bu doktor- sadece riskli olduğu için, onu ikna etmeye çalışıyordu muhtemelen- ama gerçekten söylediği gibi oldu. Ben hikayeyi, annemden, universitenin başında dinledim. Hiç de onunla kalmak gibi bir niyetim olmadığı gibi o sıralarda, annem de hala bugün olduğu gibi, “Beni bırak, mutlu ol, hayatına bak” kafasındaydı.. Ama bu, ihtiyaç duyduğu anda, etrafında bir tane bile işe yarar insan olmadığını fark ettiğimde, doktor Dilek’in dediği gibi, onun hayatını kurtardığım sürece engel olamadı. (Keşke daha erken büyüseydim ve onu etrafındaki herkesten daha erken kurtarsaydım hissi ile birlikte… (Babamı da aynı şekilde etrafındakilerden, akraba ve bazı arkadaşlarından çook daha erken kurtarmak isterdim… Ama çocuksun tabii. Kendini ancak.. O da kurtarabilirsen. Kurtulamadığımız insanlar büyük sıkıntı ve engel aile mutluluğu için bu hayatta… #JustSaying)

Sonraları tabii çok zorlandı.. (Ben de:/ )Yardım istemek zorunda kaldı.. Pişman olduğu, perişan olduğu zamanlar oldu( pek çok insana olabildiği gibi) Ama işimizin yaver gittiği anlar da olmadı değil. İyi komşular -burada, saygıyla, ileride uzun uzun tekrar yazmak istediğim ve 6 yaşımdan 16 yaşıma kadar, annem babamdan sonra en çok zaman geçirdiğim #Saliha büyükanne, #Müjgan cicianne ve #Türkan teyzeyi anacağım🙇-ve arada iyi şans da yardım etti diyebiliriz.

Dahası, ikinci çocuklar daha planlıdır ve daha istenilendir genel kanısına rağmen, 18 yaşına uzayan bir bluğ çağı depresyonu ile şimdi adını bile hatırlamadığımız intihar saplantılı bir yazarı okuyup, hayatına son verdiği ana kadar, kızkardeşim için iyi çalışmamıştır maalesef bu hazırlık &planlama garip bir şekilde.. (Yine şanssızlıklar da var tabii) Annem babam ilk defa “Ders çalış” demek zorunda kaldıkları, özel hoca, ek özel kurslar, rehber ve psikologlar vb ile uğraştıkları zamanları şokla yaşadılar örneğin. Takdir, teşekkürname’leri kanıksamış olan anne-babamın, kardeşimin 1 zayıfı geldi diye mutluluktan pasta kestiğini gördü bu gözler☺ (Hatta ben bile sadaka verdim sevinçten😹Aramızda 8 yaş vardı.Anne abla gibiydim👧)Ve sonrası korkunç bir üzüntü. Her zaman bu kadar kötü olmasa da, en şahane planlama ile doğan çocuklar yüzünden sorunlar yaşayan aileler ve tanıdıkları vardır hepimizin. Olabiliyor.. Hayat. Belli olmuyor bu işler..

Yani demem o ki, Tunç Kılınç’ın insanın içine dokunan Sıfırdan Tunç hikayesi/kitabında yer alan ve bu sabah radyoda dinledigim kısa parçadaki gibi istenmeyen çocuk olmakla ilgili paranoya ya da hisleri paylaşıyor ya da yaşıyorsanız, onlarla konuşun önce.. Anne babanızla. Hala hayattalarsa.. Çünkü asla bilemezsiniz ve ailenin diğer fertleri size hiç de dogru hikayeyi vermeyebilirler. Sonra da bunları ve benzer bir dolu hikayeyi hatırlayın.. Ve şu sözü:
“Tanrıyı güldürmek istiyorsanız, ona planlarınızdan bahsedin..” ☺ Yani bazen beklenmedik şeyler yaşayacak herkes ve en hazırlıklı, planlı, hesaplı olan işler ve durumlar da, bizi şok edecek deneyimlere dönüşecek.. Hayat bu..

Burada olmanız gerektiği için buradasınız muhtemelen☺ Ek olarak, siz başka birisiniz.. Çocukların varlık nedeni de, karakterleri de, anne babalarından bağımsızdır

Like what you read? Give Dilek Tosun a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.