Yeni NormaL.. Kalın..

Önce tam olarak anlamadım. İzlemek de, acılı bir süreç oldu. Yeni bir kuşak.. Homojen bir yapıda değiller. Değerlerden bahsettiğin her an, lafı ağzına tıkıyorlar.. Ben böyle fark ettim onları..
Anne babalarının bile bir an önce aradan/ yoldan çekilmesini isteyebiliyorlardı. Abilerinin.. Büyükanne, büyükbabalarının.. İnsan niye hem yaşlı olup, hem de yaşamak isterdi ki?
Bazen onlar bile katlanamıyordu hayata.. Böyleyken ne gerek vardı uzatmaya?.. “Fazla kasmaya ve ciddiye almaya gerek yok bence hacı…”
Sözünde durmak nedir bilmiyorlardı.. Zaten söz falan da vermiyorlardı.. Bağlılık yeminleri sadece para ve çıkarla mühürleniyordu. Belki biraz da korkuyla.. “Söz namustur”daki namusu, kızının/sevgilisinin başka bir adamı sevmesi, onunla yatmasından ibaret sanıyorlardı çünkü bir eski kuşak da onlara sadece bunu aktarmıştı bir şanssızlık eseri olarak..
Prensip meselesi, neden sadece bir çıkar meselesi olmasındı? “Ben burada bir yanlışlık görmüyorum.. Bilemedim..” (We all have fears.. We all need money. Or fame.. Or love.. Or respect..) “Prensibim ağzına sıçmak hayatın… Win or lose kızım.. Bu işler böyle.. Peace✌”
Arkadaşlık, kardeşlik meseleleri de aynı süzgeçten geçmeliydi elbette..
Çalışmak niye bu kadar gerekliydi sonra? Anne babaları “O kadar çalıştılar da ne oldu?!? Ha?!” çalışmışlardı da ne olmuştu?.. “Hayat hep çalışmak olmasın” diyen YOLO felsefesini bir adım öteye taşıyorlardı.. “Daha ne istiyorsun?”
Başkalarının özgürlük alanlarını ihlal etmek, haklarını gasp etmek, duruma göre değişir ve makul nedenlere💰 dayandırılabilirdi pekala.. Böyle bir nedenin aslen makul olamayacağı gerçeği onları rahatsız etmiyordu hem.. “Aynen…”
Ederse içerlerdi.. Kafalar yüksekse, onlar da yüksekti.. Kim tutabilirdi ki? Fist bump.. “Kim?!” Chest bump..
Anne babaları utançtan yerin dibine girse, arkadaşlıkları bitse, aileleri vb parçalansa ne olacaktı? “Ya tam olarak niye mecburuz buna??” Niye umursamak zorundalardı? “Ben anlamıyorum.. Çok saçma.. ”
Sonra kimse onları neden gerçekten sevmiyor diye üzülmek yerine de içebilirlerdi.. “Sevgi ne aq??” Daha ekstrem zevklerle uyuşturabilirlerdi.. “Paramla alıyorum zaten”.. Hem Sana mı soracaktı? Uyuşturmak varken, neyin doğru ya da gerçek olup olmadığı kimin umrundaydı? “Sen işine baksana kardeşim. Hadi abicim.. Hadi ablacım..”

Evrensel ahlak neydi? Emek neydi? Sevgi neydi?

Bunların hepsi, sadece eski zaman goygoyu caps’leri idi..
Yaşlılar bunu bilmezdi.. Anlamazlardı.. ”Abi işine bak.. Emekli ol.. Kenara çekil.. Seni severiz abi.. Abla.. Ablamm..” Büyüklere saygı için yeterliydi bunlar “Bence öyle yani:/” Ne öğretecekti ki eski biri, bu yeni dünyanın durdurulamaz insanlarına? “Eyvallah bro.. Sis.. Sister ne ya? Yatamayacaksak niye arkadaş olalım bir kızla? ”
Ara kuşak ise, kendini onların üzerinde gören ahmaklardı. Ev taksidi, kredi kartı borcu, 50K cirolu minik girişimi ve iyi yaşamak için 16 saat çalışıp kendilerini akıllı ve etik sahibi sanan ahmaklar.. Bilgi misyonerleri.. “İvıt cınım dünyayı sevgi & çalışmak kurtaracak, hahaha😂😬” Herkese bilgi erişimi, yenilikler, eşit pazar paylaşımı, cinsler arası eşitlik, herkese özgürlük isteyenlerin özgürlüğü onlarınkinin başladığı yerde sökmezdi, sökmemeliydi. “Bunlar peygamber mi la?” Ama anlamıyordu bu ara kuşak da… Bik bik bik.. “Yav he!”

Sonraki kuşakla,bu eskilerin arasındaki bağı öyle bir keseceklerdi ki, bir daha kimse büyüklük taslamasın, emek, kardeşlik, etik, ahlak, çalışmanın erdemi, eşitlik vb diye bikbiklemesin. Çünkü “Biz de biliyoruz!!”du.. “Bize mi öğreteceksin!!”di.. “İşte bu! Yeni bir dünya! Yeni wisdom!!..”

Yeni normal… Kalın L ile…