Bu Sabah Neden Gülümseyerek Uyandım?

Bu partinin artık tek başına iktidar olamaması, birtakım adamcağızların yüzlerinde sonunda görebildiğimiz o ifadeler gibi sebepler şöyle bir kenarda dursun. Ama ben ve benim gibiler neden gülümsüyoruz bugün?

Milyonlarca insanın gözünde barış umudu görüyorum ben, ona gülümsüyorum önce.

12 Eylül’ün bu ülkenin önüne koyduğu o baraj yıkıldı, ona gülümsüyorum.

Kendine solcu diyen ama faşist ve ırkçı söylemlerinden usandığım insanların dışında, gerçekten sol söylemler duyuyorum, ona gülümsüyorum.

Mecliste daha fazla kadın var, hem de güçlü kadınlar, ona çok gülümsüyorum.

Mecliste eşcinseller, romanlar, ermeniler, aleviler; kısacası yıllarca temsil edilemeyenlerin temsilcileri var, ona gülümsüyorum.

“Gezi neye yaradı la?” diyenler bir kısım da olsa haksız çıktı, ona gülümsüyorum.

Dün sandık başında beklerken bazı AKP müşahitlerinin gizli gizli, bazılarının ise açık açık HDP oylarını sayıp oy çıktıkça sevindiklerini gördüm, ona gülümsüyorum.

CHPlilerin hem kendi oylarını kollayıp hem HDPlilerle dayanışmasını gördüm, ona gülümsüyorum, hatta dün gözlerim doldu.

Okulun bahçesinde önce “polis aracı”, ardından “arkadaşın aracı” sonra “mahalleden birinin tamponu yeni yaptırdığı için plakası olmayan aracı” olan şeyin avukat geldiğinde arkasına bakmadan uzaklaşmasını gördüm, ona gülümsüyorum.

Diyarbakır’daki saldırıdan sonra sargılar ve alçılar içinde oy kullanmaya giden insanların fotoğraflarını gördüm, ona gülümsüyorum.

İster “asker” olsun evladı, ister “PKKlı”; anneler gülümsüyor, ona gülümsüyorum.

Onyıllarca zulme uğrayan bir toplumun, ölen çocukların, tecavüz edilen kadınların, işkence edilen evlatların, tehdit edilen babaların, sokağında panzere evinde havan topuna sabaha karşı kapısında simsiyah giyimli adamlara uyanan bebeklerin, köylerinden akrabalarından hayatlarından sürülen ailelerin olduğu; çoğumuzun kulaklarımızı tıkayıp gözlerimizi yumduğumuz topraklardaki insanlar gülümsüyor, ona gülümsüyorum.

Yıllarını, evlatlarını özgürlük mücadelesine vermiş bir halkın barışmak adına kiminin elinde Türk kiminin elinde Kürt bayrağı ile Türkiyelileşmeye çalıştığını görüyorum, ona gülümsüyorum.

Birçok insanın milliyet, ırk, din, dil vs üzerinden konuşmayı bir kenara koyup birbirine insan ve birey olarak bakmaya başladığını görüyorum ve bu insanların sayısının geometrik şekilde artmasını istiyorum, ona gülümsüyorum.

Sonu “hesabı sorulacak” diye atılan sloganların gerçeğe dönüşme ihtimalini sevdiğim için gülümsüyorum.

Artık kimse hop diye torba yasa çıkaramayacağı, gerine gerine yiyemeyeceği, RTÜK keyfi kullanılamayacağı, yolsuzlukların üstü o kadar kolay örtülemeyeceği, zaten tüm bunlara en doğru düzgün itirazları yapan parti daha fazla milletvekiliyle mecliste olduğu için gülümsüyorum.

Kadınlarla, çocuklarla, çevreyle, azınlıklarla, ekonomiyle ilgili fikirleri ve tüm programı ile taleplerimi anlayan ve karşılama vaadi veren tek parti meclise girdi, ona gülümsüyorum.

Bir partiye sorumluluk yükledim, bana vadettiklerini yapmazsa da hesabını sorabileceğim, ona gülümsüyorum.

HDP’ye saydıran arkadaşlarımın da içten içe gülümseyip bağzı sempatik görüşlerini, AKP’li yöneticilerin üzgün fotoğraflarını, komikli capslerini paylaştıklarını görüyorum; ona gülümsüyorum.

Önce silah bıraksınlar haklarını başka şekilde arasınlar deyip şimdi PKKyı meclise soktunuz diyen arkadaşlarıma “ e ne yapsınlar?” diyesim geliyor, ona gülümsüyorum.

Bir ülkede insanların sandık ve oyları korumak için Oy ve Ötesi gibi bir oluşum kurduklarını ve milyonlarca insanın katıldığını görüp ağzı açık kalan, haber yapmak için çırpınan Kanadalı gazetecinin şaşkınlığına gülümsüyorum.

Bir de Oy ve Ötesi’nin emeğine; insanların, farklı fikirler eleştirilmeksizin bir araya geldiklerinde başarabildiklerini hepimize bir kez daha kanıtladıkları için.

Ve evet, kimse başkan olamadığı için gülümsüyorum. Bir parti tek başına iktidar olamadığı ve bundan sonra olması çok zor olduğu için, kimse balkona çıkamadığı için.

Bu zamana kadarki zulmün bir gün karşılığını bulacağına, güzel günler göreceğimize olan inancım arttığı için gülümsüyorum.

Çok şey değişti mi? Evet. Şu an her şey çok mu güzel? Hayır. Önümüzde daha zor günler var. Daha dik durmamız gereken; barış diyen, demokrasi diyen sesimizi daha da yükseltmemiz gereken. Ama…

Hadi sen de gülümse arkadaşım. Sahi, sen neye somurtuyorsun?

Not: Bunu tesadüfen denk geldiğim Burcu Şahinyavuz’un facebooktaki yazısından esinlenerek yazdım.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.