Film İncelemesi: Amélie (2001)

Psikolojik anlamda normal olmayan bir anne babaya sahip olan Amelie, bu durumun da vermiş olduğu etkiyle içine kapanık bir çocukluk dönemi geçirir ve anormal aile içerisinde anormal bir birey olarak çıkıverir. Fakat bu anormalliği, ailesindeki gibi eksi anlamda bir anormallik değil, artı anlamda bir anormalliktir.

Hayata bazen farklı pencerelerden bakmak gerekiyor. Bu, bazen insanın kendi çabasıyla olabilen bir şeyken; bazen de Amelie’de olduğu gibi içten gelen bir şey. Mesela “küçük şeyler”den mutlu olabiliyor Amelie. Çoğu insanın bakamadığı/bakmayı unuttuğu bir “pencere” bu. Amelie’nin o “farklı” penceresinden görünenlerden bazıları şunlar mesela: Topladığı taşları su yüzeyinde sektirmesi, sinema izlerken arkasını dönüp insanların bakışlarını izlemesi, izlediği filmlerdeki detayları yakalama isteği/becerisi…

Mutluluğu/güzelliği uzaklarda arayanlar, hemen yanıbaşlarındaki güzellikleri göremediler.. Göremeyecekler.. Amelie’nin o güzel penceresinden bakınca görebiliyoruz bunu da..

Filmin bir sahnesinde Amelie, mutlu bir an yaşamaktadır ve bu durumunun da vermiş olduğu heyecanla karşısında gördüğü görme engelli bir amcanın koluna girerek ona, çevresinde gördüğü şeyleri betimler…Sanki burda bize şu mesajı veriyor yine Amelie: “Bu amca gibi siz de körsünüz. Bakıyor fakat görmüyor/göremiyorsunuz çoğu zaman yanıbaşınızdakileri bile…”

Böyle farklı insanların aradıkları da çoğu zaman “farklı” olur… Amelie de kendi gibisini arıyordu bu yüzden.. Bulmuş gibiydi.. Tanıdıkça daha bir sevmişti kendisini. Çünkü o bulduğu da kendisininkine benzer bir çocukluk geçirmişti ve o da benzer “küçük şeyler”le mutlu olabiliyordu.. (yırtık fotoğrafları toplayıp bir araya getirme ve onları arşiv yapması mesela…) Evet aradığı O’ydu. Aradığı Aşk’tı. Yanıbaşındaydı artık.. Biliyor ve hissediyordu..

Yine de hemen gidip tanışmamıştı kendisiyle.. Gerçekten aradığı kişinin O olup olmadığına karar verebilmek için test etmek istemişti kendisini.. Evet aşk/sevgi test ister bazen… İzlediği filmlerdeki detayları kaçırmayan Amelie, bu senaryoda da hiçbir detayı kaçırmamış ve yine aynı titizlikle izlemişti kendi yönettiği filmini..

Amelie’nin komşusunun özel bir hastalığı vardır: kemikleri çok kırılgan. Bu yüzden yaşamını evinden çıkmayarak geçirmek zorundadır komşusu.. Amelie’nin de buna benzer bir durumu vardır sanki; şöyle ki: Kalbi/sevgisi çok kırılgandır/hassastır. Böyle titiz hareket etmesinin sebebi de büyük bir ihtimalle bu yüzden…

Sonunda bulmuşLARdır aradıklarını… Bir yazarın da dediği gibi: “Birini” değil, “birbirini” bulmuşlardır.

Arayanlar çoğu zaman bulurlar…
“En güzel”’i arayan, sonra O’nu bulan;
En güzel’e bakan, sonra da O’nu görebilen/farkedebilen,
En sonunda da “en güzel” olabilen “anormaller”den olabilmek ümidi/duası ile..

Aşk; NE güzel… Aşk; EN güzel…

A single golf clap? Or a long standing ovation?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.