Offseason notları #2

  • Belki söylemek için henüz erken, zira henüz yaz ligi dahi tamamlanmadı ancak şu ana kadar Lonzo Ball’un sahada olduğu her dakika keyif verdi. Elimizde henüz ciddi iddialarda bulunacak kadar maç olmamasına rağmen Lakers’ın Yaz Ligi maçlarında Lonzo önderliğinde oynadığı basketbol heyecan verici. Lakers yaz ligi maçlarında, toplam hücumların %27'sini geçiş hücumunda kullandı. Geçtiğimiz sezon tempo konusunda çıtayı belki de lig tarihinin en üst noktasına koyan Warriors’un 2016/17 sezonunda aynı kategoride %18.5. Lonzo özellikle açık alanda, şimdiden birinci sınıf olan oyun görüşü ve pas yeteneğiyle çok değerli bir parça. Henüz kariyerinin başında olmasına rağmen hem kısa Yaz Ligi deneyiminde hem de UCLA’de geçen sezonunda oynadığı takımların hücum verimliliğini kayda değer şekilde arttıran Lonzo, Lakers’ın Ingram-KCP-Randle gibi açık alanı seven atlet kanat oyuncuları da varken, ortaya muhtemelen heyecan verici bir yüksek tempo hücum takımı çıkaracak. Buna rağmen Lonzo’nun kariyerinin en azından ilk bölümünde kötü şut stilinden dolayı zorlanması muhtemel. Kalçasından ve yavaş çıkardığı şutu nedeniyle savunmacıları şimdiden Lonzo ikili oyun oynarken perdelemenin altından geçiyor. Şut stilindeki teknik aksaklık nedeniyle, savunmacılar perdenin altından geçtiğinde dahi Lonzo boş atması gereken şutu boş atamıyor. Lonzo muhtemelen çaylak sezonunu %30–35 civarı ortalama/ortalama altı bir üçlük yüzdesiyle kapatacak ancak bu nadir gözüken bir vizyona sahip olduğu gerçeğini gölgelemiyor.
  • Miami Heat ligin en istikrarlı organizasyonlarından biri. Ligin en iyi yöneticilerinden Pat Riley ile ligin en iyi koçlarından biri Spoelstra uzun süredir Miami’de iyi iş çıkarıyor. Miami’nin büyük pazar takımlarından biri olduğu da düşünüldüğünde, Heat NBA’in en tercih edilebilir takımlarından biri. Buna rağmen bu sezon serbest oyuncu pazarında kovaladıkları Blake Griffin ve Gordon Hayward’ı ikna etmeyi başaramadılar. Takım en azından James Johnson ve Dion Waiters’ı kadroda tutarak dimyata pirince giderken eldeki bulgurdan olmadı fakat iki oyuncunun da Miami Heat’in kadro yapısına oldukça uygun olduğu düşünüldüğünde, “karizmatik” Heat organizasyonun kadrolarını bir tık daha iddialı hale getirecek hamleyi yapamaması Riley’nin pek hoşuna gitmemiş olsa gerek.
  • Sıkıcı geçen playoff’ların ardından ateşi yakan takas Boston-Sixers takası genelde ilk yorumlar Sixers’ın çok daha karlı çıktığı yönündeydi. Zira, Draft’a hakim olan insanlar, Fultz’un “süperstar potansiyeli”nden emindi. Bu nedenle de Boston’un tartışmasız bir şekilde Fultz’u seçmesi gerektiği konusunda hemen herkes hemfikirdi. Buna rağmen Ainge, Fultz’tan en azından kağıt üzerinde pek de tatmin edici gözükmeyen bir anlaşma ile vazgeçti. Sonuçta Fultz Sixers’a, Tatum da Celtics’e katıldı. Doğal olarak Ainge’in hamlesi de “ya Fultz hakikaten süperstar olur da Brown o seviyeye çıkamazsa?” argümanıyla sorgulandı. Fakat, eğer kolej basketbolunu daha yakından takip edenlerin tahminleri doğru çıkar ve Fultz bir yıldıza dönüşürse dahi Celtics’in bu yaptığı takastan pişman olmayacağını tahmin ediyorum. Zira Jaylen Brown-Jason Tatum ikilisi, modern basketbolda bir takımın sahip olabileceği en önemli lükslerden birini yaratıyor. İki potansiyelli oyuncu, 3 ve 4 numaralı pozisyonları değişerek oynayabilecek yeteneğe/potansiyele sahip ve bu hemen koçun sahip olmak isteyeceği bir lüks. İki oyuncunun da 21 yaşın altında olduğu ve stillerinin birbirlerini tamamladığı da düşünülürse, Ainge’in “birinci sıradan seçseydik de Tatum’u seçecekti” argümanı oldukça mantıklı gözüküyor.
  • Şubat ayında Cousins’ı Pelicans’a getiren takası yapıldığında hemen hemen herkes Kings’in tarihin en büyük kazıklarından birini yediği konusunda hemfikirdi. Pelicans ligin en iyi beş numaralarından birini, ligin en iyi dört numaralarından birinin yanına eklerken, bunu çok değerli parçalarından vazgeçmeden yapmış görünüyordu. Takasın ardından henüz altı ay geçmemişken rüzgarın takas yapıldığı anda estiği yönden estiğini söylemek güç. Bu beş ay civarı sürenin sonunda, Sacramento uzun yıllar sonra heyecan veren bir çekirdeğe sahip iken, Pelicans cephesinde Cousins-Davis’in uyum sürecinin yanı sıra, takım ortaya çıkan verimsiz basketbol/uyumsuz kadroyu düzeltme şansına erişemedi. Geçen sezon Cousins-Davis ikilisine rağmen ligin en verimsiz hücumlarından birine sahip olan Pelicans, Batı’da en az 11 takım playoff’u zorlayabilecek kapasiteye sahipken, yarış dışı kalması en muhtemel takımlardan. Pelicans’ın playoff yarışına erken havlu atması da, Anthony Davis’in takasını istemesine kadar uzanabilecek olaylar silsilesinin başlangıcı olabilir.