Kaybeden olmak mı dersiniz, hastalık mı dersiniz yoksa bunlar sadece komplo teorisi gibi bir şey mi?
Belki de duyabileceğiniz en saçma ya da garip bir cümle okuyacaksınız şimdiden uyarayım.
“Hayatımdan memnun bir şekilde yaşıyorum aslında ama psikolojik olarak ergenlik çağı ruh halindeyim.”
Bu ne demek şimdi ?
Bu şu demek, inanırsınız inanmazsınız bu şahsi bir mesele ama ben Allah’a inanıyorum. Şu an vücut olarak sağlıklı ve iyi kötü bir maddi imkanım var ve buna şükrediyorum lakin psikolojik olarak o kadar harap olmuş durumdayım ki bu şükrettiğim değerler çok da bir anlam ifade etmeyebiliyor. Mesela sınavlar.
Beklenmedik bir kötü not alırsam iki yol gözüküyor : Ya daha da hırslanıp bütün sınavlara daha da çok çalışacağım ya da vazgeçip çok da sallamadan sınavları geçeceğim(Çoğunlukla ilki oluyor). Bu iki durumda da hep “şu salak sınavı veremeyen biri daha ne hedeflerinden bahsediyor ki, daha şu sınavı geçemiyorsun” diye hayıflanmadan ibaret bir nevi…
Bu şanssızlıkla da alakalı ama ona ne diyeyim yani şansı nasıl arttırabilirsiniz ki sonuçta.. Ne zaman bir şey yapmaya kalksam çoğunlukla hep kötü tarafı oluyor.
Plan yapsam plan dışı olaylar gerçekleşir ve illa ki o plan bozulur(istisnasız hep oldu şu ana kadar), sınava çalışsam pek önemli olmayan yerden darbeyi yerim vsvsvs..
Burada çok şiddet barındıran veya yaşadığım çok kötü olayları yazacak gücü kendimde bulamadım, affeyleyin.
Bunları buraya döktün de sonuç ne, nereye bağlayacaksın, bunlar karşısında ne yapacaksın vsvs sorular aklınıza geldiyse eğer dikkate değer aldığınız için teşekkür ederim öncelikle. En azından birileri okuyup ne diyor ya bu diye okumuş en azından :)
Ben bu tarz olayları yaşadıkça (ki hâlâ devam ediyor maalesef) artık yine mi kaybettim lan tarzı sitem yerine devam ediyorum ama içten içe de üzgünlüğüme bir kat daha ekleniyor bununla beraber. Bu kaybetme olaylarını fark etmeye başladığımdan beri sanırsam en çok üzen detay, duygusal yanımın her olay sonrasında biraz daha azalması. Bir gün gerçekten kalbim taşlaşacak ve merhameti ağır basan, duygusunu rahatlıkla söyleyebilen biri olmayacağım diye korkuyorum…
Kinciliğim var, duygusallıktan ötürü diyor herkes ama bilemiyorum, olabilir. Bu kincilik kontrol edildiğinde insanın belki de gerçekten yapamayacağı şey yok, en azından bana göre öyle şu ana kadar. Kinciliğimi kontrol ettiğimde muazzam odaklanma, güç ve motive eden bir hâle bürünüyorum adeta, gerçekten yapılacak bir şey varsa baya baya ölümüne kadar gidiyorum o işi yaparken. Bu zararlı mı değil mi tartışmasını da açıyor ama bana yararlı yönü çok daha ağır basıyor açıkçası. Çoğu durumda yapabileceğimden daha da iyisini kinciliğimi kontrol ederek elde ettim.
Sözün özü, evet her kaybettiğimde bir kat daha üzülüyorum ve buna rağmen yaşamaya devam ediyorum. Ekstra olarak bir şey daha ekleyeyim. Her kötü olaylar başıma geldiğinde büyüklüğü fark etmeksizin, bir yürüyüşe çıkarım hüzünlü şarkılarla beraber ve bu yürüyüşler çoğunlukla gecenin ilerleyen saatleri veya seher vakti olur çünkü ne kadar az insan ve hareketlilik görürsem kârdır bana. O saatlerdeki sakinlik ve durgunluğun verdiği o huzuru tarif etmem gerekirse, gün batımını sahil kenarında izlemek gibi bir şey benim için.
Bu yazıdan itibaren sevdiğim şiirlerden bir kısmını veya tamamını koyacağım, mümkünse alakalı olacak.
Biraz yorgunum, kavgaları birikiyor insanın!
Her uzvundan ayrı ayrı taşıyor acısı zamanla!
Yaşımdan yorgun, yaşımdan telaşlıyım bugünlerde!
Kaç yaşındayım sahi saymadım, bilmiyorum!
Belki kırklarımdayım belki otuzlarımda!
Belki de doksan sene yuvarlandım bu dünyanın sırtında!
Hiç bilmiyorum!
Hayat taviz vermediği hızı ve kavgasıyla akıp gidiyor!
Baharın rahiyasından akıp coşan çiçeklerle hatırlıyorum lise yıllarımızı!
Kimimize kış, kimimize bahar olup canıyla değen babalarımızı!
Bu memlekette insanlar belki de en çok baba sancısıyla inliyor, en çok baba deyince aklımıza gelir çocukluğumuz!
Mazinin araladığı perdeden sızıyor eski günler!
Onlarla kavgalı onlarla sevdalı olduğumuz!
En çok baba yokluğunun hüsranıyla kızıyormuş zaman ayrılığın yarasını!
İnsan baba olunca anlıyormuş babasını!
Hoşça, saygı ve sevgiyle kalın.
Dipnot: Yazdıklarım arasında çelişki olduysa af ola.