‘Casusluk’la suçlanan insan hakları savunucuları, Başbakanlık etkinliğinde görev yapmış, finansör raporları MGK sitesinde var

İstanbul Büyükada’da insan hakları savunucularının yaptıkları eğitim toplantısında polis baskınıyla gözaltına alınmalarına ilişkin tartışmalar sürerken insan hakları örgütleri toplantının nasıl düzenlendiğini, katılımcıların nasıl belirlendiğini ve finansmanını açıkladı. Açıklanan bilgilere göre iktidara yakın basında ‘casus’ olarak lanse edilen Ali Gharavi’nin 2004 yılında Başbakanlık Tanıtma Fonu tarafından finanse edilen bir toplantıda görev aldığı ortaya çıktı. Toplantıyı finanse eden uluslararası insan hakları kuruluşu HİVOS’un hazırladığı raporlar ise Millî Güvenlik Kurulu’nun (MGK) sitesinde dahi yer alıyor.

Cumhuriyet’ten Kemal Göktaş’ın haberine göre, Hak savunucularının avukatları ise soruşturmanın polis inisiyatifinde yürütüldüğünü ve soruşturma belgelerinin savcıya günler sonra iletildiğini iddia etti. Temsilcileri gözaltında olan insan hakları örgütleri dün İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi’nde hak savunucularının gözaltına alınması süreci ile ilgili bir bilgilendirme toplantısı yaptı. Büyükada’daki toplantının nasıl düzenlendiğini ve neler konuşulduğunu, finansmanını anlattı. O bilgilendirmenin ışığında Büyükada toplantısı ile ilgili bilinmeyenler şöyle:

1. Kim organize etti?

İnsan Hakları Ortak Platformu’nun (İHOP) 7–9 Nisan 2017’de düzenlediği yıllık toplantısında, dünyada ve Türkiye’de sık sık yapılan bir çalışmanın tekrarlanmasına, insan hakları savunucularının güçlendirilmesi için bir dizi eğitim seminerinin yapılmasına karar verildi.

2. İki yabancının toplantıda işi ne?

Helsinki Yurttaşlık Derneği’nin 2000–2004 arasında yürüttüğü bir projeye de katılan ve dijital güvenlik konusunda uzman olan Ali Gharavi ile ‘zor zamanlarda stresle baş etme konusunda’ tecrübeye sahip Peter Steudtner ile çalışılmasına karar verildi. Ali Gharavi, 2004 yılında Center for Victims of Torture (İşkence Kurbanları Merkezi) ve HYD işbirliğinde Ankara’da gerçekleştirilen ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Tanıtım Fonu’nun da 300 bin dolar tutarında eş-finansman desteği sağladığı İnsan Hakları Mücadelesinde Yeni Taktikler Uluslararası Sempozyumu’nda bilişim teknolojileri (IT) uzmanlığı yapmıştı.

3. Toplantıya katılanlar nasıl belirlendi?

Yazışmalar sonunda İnsan Hakları Gündemi Derneği’nden Veli Acu ve Günal Kurşun, Uluslararası Af Örgütü Türkiye kurucusu Özlem Dalkıran, Yurttaşlık Derneği’nden avukat Nalan Erkem, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği koordinatörü Nejat Taştan, Uluslararası Af Örgütü Türkiye direktörü İdil Eser, eski Mazlum-Der ve Hak İnsiyatifi üyesi stajyer avukat Şeyhmus Özbekli ile Kadın Koalisyonu’ndan İlknur Üstün katılımcı oldu.

4. Neden 15 Temmuz öncesi? Neden Büyükada?

Toplantının Haziran’da yapılması planlanıyordu. Katılımcılar mailler üzerinden uygunluk durumlarını bildirdi ve yazışmalar sonunda Ramazan ayının da etkisiyle toplantı tarihi Temmuz başı olarak belirlendi. Toplantı, 2 Temmuz 2017 Pazar günü başladı. İktidara yakın basında “adalet yürüyüşünün sona ermesiyle birlikte Gezi benzeri kaos planlarının yapıldığı” iddialarının aksine, toplantının planlandığı tarihlerde adalet yürüyüşü söz konusu değildi. Toplantının yapılacağı yerle ilgili Bolu, İstanbul merkezi ve Şile gibi alternatifler yine mailler yoluyla tartışıldı. Sonunda stresten ve trafikten uzak olması nedeniyle Büyükada tercih edildi.

5. Kim finanse etti?

Toplantının finansmanı için uluslararası bir kalkınma kuruluşu olan HIVOS’a (İnsani İşbirliği Enstitüsü) yapılan başvuru kabul edildi ve HIVOS uygun harcama belgelerinin ibrazı ve incelenerek kabulü sonucunda masrafları sağlamayı kabul etti.

6. Peki bu HIVOS nasıl bir kuruluş?

Milli Güvenlik Kurulu’nun web sitesinde yayınlanan “Körfez Ülkelerinin Ortadoğu ve Kuzey Afrika ile Ötesinde Artan Rolü” başlıklı raporu da yer alan HIVOS, Lahey merkezli bir uluslararası insan hakları ve çevre kuruluşu. Afrika, Latin Amerika ve Asya’daki kuruluşlara finansal destek sağlayan HIVOS’un web sayfasında ise çalışma alanları “Sürdürülebilir beslenme, yenilenebilir enerji, şeffaflık ve hesap verilebilirlik, düşünce özgürlüğü, cinsel haklar ve çeşitlilik, kadın haklarının güçlendirilmesi” olarak sıralanıyor.

7. Toplantıda ne konuşuldu?

Toplantıya 3. gününde polis baskını yapıldı. İlk iki günkü toplantılarda sosyal psikolog Peter Steudtner son iki yılda Türkiye’deki şiddet ortamının insan hakları savunucuları üzerindeki etkileri ve nasıl baş edebileceğini anlattı. Ali Ghavari ise nefret temelli saldırılar karşısında web güvenliğinin nasıl sağlanacağı konusunu anlattı.

Garip soruşturma

İnsan hakları savunucularına yönelik baskın OHAL uygulamalarını ayan bir yöntemle yapıldı ve Türkiye’nin ulusalararası alanda büyük tepki çekmesine neden oldu. Hak savunucuları toplantı mekanına giren polisler tarafından duvara dayandı ve açık olan bilgisayar ve cep telefonlarına imajlarının tespiti yapılmadan el konuldu. Polis ne yakınlarına ne de avukatlara haber verilmesine izin verdi. Kısıtlılık kararı sebebiyle, avukatlar, suçlama hakkında bilgi alamadılar. Yandaş basında ağır suçlamalara hedef olan toplantının katılımcılarının evlerinde arama ise gözaltına alındıklarının 6. günü yapıldı.

‘Amaç gözdağı’

İHD’deki toplantıda Büyükada baskınına ilişkin şu eleştiriler dile getirildi:

CHP Ankara Milletvekili ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkan Vekili Şenal Sarıhan: “Gözaltılarla insan hakları savucularına gözdağı verilmek isteniyor. İnsan hakları savunucuları terör örgütleri ile bir arada gösterilmek isteniyor. Dünyada insan hakları savunucuları özel koruma altındadır. Bu tür gözaltılar insan hakları savunucularını yıldıramayacaktır.”

Türkiye İnsan Hakları Vakfı Genel Sekreteri Metin Bakkalcı: “Bir suç var ortada, o da keyfi gözaltılar. Hukuk fakültelerinde keyfi gözaltılara örnek gösterilmek isteniyorsa bu gözaltılar gösterilebilir.”

İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan: “İnsan hakları savunucusu olan 10 kişi hiçbir gerekçe ve somut delil olmaksızın tam bir kaçırma mantığıyla gözaltına alındı. Kimler bu komployu yapmak istediyse daha fazla uzatmasınlar.”

Avukat Oya Aydın: “Soruşturma dosyası klasik bir savcılık dosyası değil. Suçlamalar hakkında hiçbir somut delil yok. Arkadaşlarımızın gözaltına alınmasından 2–3 gün sonra savcıya dosya gitti.”

Show your support

Clapping shows how much you appreciated dokuz8HABER’s story.