Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘OHAL’i grevleri engellemek için kullanıyoruz’ açıklamasına tepkiler büyüyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz etkinlikleri kapsamında yaptığı konuşmada, darbe girişiminin ardından ilân edilen Olağanüstü Hâl (OHAL) ile ilgili açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasında, “Grev tehdidi olan yere OHAL’den istifadeyle müdahale ediyoruz” sözü, emekçiler ve siyasiler tarafından sert sözlerle eleştiriliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün yaptığı konuşmasında ‘OHAL’i grevleri engellemek için kullanıyoruz’ açıklaması kamuoyunda büyük tepki topladı.

Birleşik Metal-İş: Grevci işçiler terörist değildir

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Birleşik Metal-İş sendikası, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘OHAL itirafı’na tepki gösterdi. Sendikanın “Bu ülke kimsenin kendi keyfi için birilerine peşkeşe çekemeyeceği kadar büyük bir ülkedir” dediği yazılı açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

Cumhurbaşkanı Erdoğan yabancı yatırımcılarla yaptığı toplantıdaki konuşmasında OHAL gerekçesi olarak terör olaylarıyla, işçilerin demokratik hak alma araçlarından biri olan yasal grev hakkını kullanmalarını bir tutarak, yıllardır işçilerin, emekçilerin ensesinde boza pişiren AKP zihniyetini açıkça ortaya koymuştur. Bu son derece üzücü ve bir o kadar da düşündürücü açıklamanın üstelik böylesine önemli bir toplantıda yapılmış olması ülkeyi yönetenlerin sadece işçilere ve grev hakkına bakış açısını değil aynı zamanda demokrasi anlayışını da açıkça ortaya koymaktadır. Unutulmamalıdır ki işçiler de en az işverenler kadar bu ülkenin vatandaşlarıdır; vergi verirler, oy verirler, askerlik yapıp can verirler, terlerini akıtıp emek verirler, üretim yaparlar, katma değer yaratırlar.
Yani eğer bugün bir vatandan söz ediyorsak o vatanın her zerresinde bu insanların kanları, canları ve alınterleri vardır. Şimdi bunca hayat canları pahasına ve bedenleri tüketircesine ortaya konurken terörün bizatihi kurbanları da hatta onlarken olağanüstü hal gerekçesi olarak öne sürülen terör eylemlerinin hemen yanı başında bu insanların ekmek davalarının zikredilmesi ne hakka ne hukuka ne de adalete sığmamaktadır.
Sayın Erdoğan “Bu olağanüstü hal ülkeni zaten çok küçük bir parçasında uygulanıyor o da 80 milyon dışındaki bir avuç terörist içindir” derken, şimdi biz Cumhurbaşkanımıza soruyoruz; Bu küçük toprak parçası metal işçilerinin, cam işçilerinin ve banka işçilerini çalıştıkları fabrikalar mıdır? Buralarda çalışan binlerce işçi 80 milyona dahil midir? Dahil değillerse kendilerinden niye hala vergi alınmaktadır, askere çağrılmaktadır oy istenmektedir.
Bu soruların cevabını elbette bu ülkedeki her vatandaş gibi bizler de çok iyi biliyoruz. Ama bizleri bu soruları sormaya mecbur bırakan anlayışa elbette sorulacak büyük bir hesap olmalıdır. Çünkü bu ülke kimsenin kendi keyfi için birilerine peşkeşe çekemeyeceği kadar büyük bir ülkedir. Bu halk da asla güce boyun eğmeyecek kadar gururlu ve büyük bir halktır.

Grevleri OHAL gerekçesiyle yasaklanan cam işçileri, “Anlaşılan hükümet ve patronlar tüm güçlerini birleştirerek birlikte hareket ediyorlar” diyerek, Erdoğan’ın konuşmasını şöyle değerlendirdi:

“Bugün ki AKP iktidarı hak mücadelesi veren herkesi terörist ilan ediyor. Buna biz de dahiliz. AKP’li işçi de, MHP’li işçi de bu iktidarın gözünde her zaman terörist. Bu söylemleri de bizim için sürpriz olmadı. Hükümet her zaman sermayenin yanında oldu. Bütün olanakları da onlara işverenlere sundu. OHAL’in hak arayışının önüne geçmek için uygulandığı başından beri belliydi. Grevlerimizin yasaklanmasıyla birlikte çok net ortaya çıktı. Buradan anlaşılan hükümet ve patronlar tüm güçlerini birleştirerek birlikte hareket ediyorlar. Burada bize kalan tek şey biz işçilerin de birlikte hareket edebilmesi. Onlar kendi çıkarları için birleşebiliyorlarsa biz de birleşebilmeliyiz.”

‘Bu iktidarın işçi ile alakası yok’

Erdoğan’ın OHAL ile ilgili açıklamasına bir tepki de General Elektrik işçilerinden geldi. “Bu iktidarın işçi ile alakası yok ki” diyen işçiler, şunları söyledi:

“İşveren yanlısı bunlar. OHAL’i uzattılar. Grevimizi yasakladılar. Vergileri yükseltildi. Aldığımız da vergilerle tekrar işverenlere gidiyor. Kıdem tazminatının fona devri gündemde. Hafta sonu tatiline göz dikmiş durumda. Emeklilik yaşı ortada, mezarda anca emekli olabiliyorsun.”

“OHAL emekçilerin hakları için bir tırpan görevi üstlenmiştir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasına bir tepki de CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Emek Büroları Koordinatörü Veli Ağbaba‘dan geldi. Ağbaba, “Cumhurbaşkanı daha ne desin? OHAL emekçilerin hakları için bir tırpan görevi üstlenmiştir. Çalışma barışını ortadan kaldırmıştır. Hani OHAL millete değildi. Haklarını aramak için grev yapmak isteyen işçiler bu milletin evladı değil mi?” dedi.

“OHAL’in 1 yıldır hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmak için bir araç olarak kullanıldığını söylüyoruz” diyen Ağbaba, şu ifadeleri kullandı:

“OHAL ile birlikte başta emek cephesi olmak üzere toplumun her kesimine gözle görülür bir sindirme operasyonu yapıldığını söylüyoruz. Bizlere ‘Bunu da nereden çıkarıyorsunuz?’ diyenlere cevabı Cumhurbaşkanı vermiş. Hem de açık açık ‘OHAL’i grev tehdidi olan yerlerde kullanıyoruz’ demiş. Daha ne desin? Grev yasaklamanın FETÖ’yle ne alakası var?”

Cumhurbaşkanının konuşmasının gaf değil gerçeklerin açıkça ortaya konulması olduğunu belirten Veli Ağbaba, OHAL’in sendikal mücadeleyi güçsüzleştirdiğini, iş güvencesini yok ettiğini, esnek ve kuralsız çalışmanın önünü açtığını belirterek “Türkiye’de çalışma barışı OHAL eliyle yok edilmiştir” dedi.

“Grev, iş bırakma, eylem yapma hiçbir keyfiyete açık değildir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın OHAL açıklaması sonrası dokuz8HABER’e konuşan Petrol-iş Genel Örgütlenme ve Eğitim Sekreteri Mustafa Mesut Tekik, demokrasi dışı yönetimlerin ilk olarak vurduğu kesimin işçi sınıfı olduğunu söyledi.

Tekik açıklamasında AKP’nin sermayeyi ülkeye bir lütuf gibi sunmaya çalıştığını belirterek, ‘‘Türkiye’deki 80 milyon insanın yaşamını güzelleştiren, estetize eden temel etmenin işçi sınıfı olduğu gerçeğinden hareketle bunu reddediyoruz. Grevin, iş bırakmanın, eylem yapmanın yasal ve anayasal bir hak olduğunu bunun hiçbir keyfi görüş, tutum ve demeçle veya öneriye açık olmadığını bunun bir keyfiyete açık olmadığını belirtiyoruz. Cumhurbaşkanı ve AKP’nin de bu noktada emeğiyle geçinenleri milyonları gören ve ciddiye alan bir bakış geçiştirmesini dilerdim.’’ ifadelerini kullandı.

MEFAR İlaç Sanayi’de yapmak istedikleri grevin de engellendiğini belirten Tekik, ‘‘Cumhurbaşkanı ve AKP’lilerin de işçi sınıfına dair bakışlarının değişmesi, işçi sınıfına karşı lütufkar davranmamaları, işçi sınıfının sermaye olmadan da yaşayabileceğini ve üretebileceğini bir kez daha düşünmeleri gerekiyor.’’ dedi.

Beko: “Grev tehdit değil haktır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın OHAL ile ilgili sözlerini değerlendiren DİSK Genel Başkanı Kani Beko, grev uygulamalarının “Anayasal güvence” altında olduğuna dikkat çekerek, “Grev tehdit değil haktır” dedi.

Beko, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin (YASED) dünkü toplantısında yaptığı konuşmadaki, “Grev tehdidi olan yere OHAL’den istifade ile anında müdahale ediyoruz. Diyoruz ki hayır, burada greve müsaade etmiyoruz, çünkü iş dünyamızı sarsamazsınız. Bunun için kullanıyoruz” sözlerine ilişkin olarak, DİSK Yönetim Kurulu adına bir açıklama yaptı.

Beko açıklamasında, “AKP iktidarı döneminde 13, OHAL döneminde 5 grev ‘milli güvenliği, genel sağlığı veya finansal istikrarı bozucu’ olduğu gibi gerekçelerle ertelenmiş aslında yasaklanmıştır… Cumhurbaşkanı tarafından ‘tehdit’ olarak tanımlanan grev 1961 Anayasasından beri bir hak olarak Anayasa’da yerini almaktadır. Günümüzde de Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 54'üncü maddesi grev hakkını güvence altına almaktadır” dedi ve şöyle devam etti:

“Anayasanın 120. maddesine göre OHAL ‘şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması sebepleriyle’ ilan edilebilir. Anayasanın 121. maddesine göre ise OHAL ile ilgili Kanun Hükmünde Kararnameler olağanüstü halin gerekli gördüğü konularda çıkarılabilir.
“Hükümet OHAL döneminde de bu anayasal kurallarla bağlıdır. Öte yandan Olağanüstü Hal Kanunu da hükümete grev erteleme/yasaklama yetkisi vermemektedir.
“667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de açıkça belirtildiği gibi OHAL’in amacı ‘darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler ile bunlara ilişkin usul ve esasları belirlemektir.’ Grev hakkının bu kapsamda değerlendirilmesi hukuka ve anayasaya açıkça aykırıdır.
“Başbakan Binali Yıldırım başta olmak üzere ülkeyi yönetenler ‘OHAL’in millete karşı ilan edilmediğini’ defalarca iddia etmişlerdir.
“Bugün ülke yurttaşlarının en az üçte ikisi ücret gelirleriyle yaşarken, ücretlilerin en önemli ve anayasal hak arama aracı olan grev hakkı yok sayılmakta ve ‘tehdit’ olarak tanımlanmaktadır.
“Yurttaşların üçte ikisinin temel bir hakkı ‘tehdit’ olarak görülüp engellenirken, ‘OHAL’in millete karşı ilan edilmediği’ iddiası çürütülmektedir.
“Tıpkı darbeyle uzaktan yakından ilişkisi olmayan on binlerce emekçinin kamu görevinden ihraç edilmesi ve binlerce belediye işçisinin iş sözleşmelerinin askıya alınması örneklerinde olduğu gibi, grev hakkına ilişkin bu son değerlendirmeler de bir kez daha OHAL’in devlete değil emekçilere karşı kullanıldığını ortaya koymaktadır.
“Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun (ITUC) her yıl düzenli olarak yayınladığı İnsan ve Sendikal Haklar Raporu’na göre Türkiye 2016'da Kamboçya, Hindistan, Katar ve İran gibi ülkelerle birlikte çalışanlar için en kötü on ülke sıralamasında yer almıştır.
“DİSK ‘başkanlık’ referandumdan önce işçi sınıfını bilgilendirmiş, başta grev hakkı olmak üzere sendikal hakların tek kişinin kararıyla gasp edilmesine karşı ‘HAYIR’ demeye çağırmıştır.
“Referandumdan sonra yaşanan gelişmeler ve grev hakkını tehdit olarak gören son açıklamalar DİSK’in bu tespitinin haklılığını gözler önüne sermektedir.
“‘Adalet halkın ekmeği, işçilerin geleceğidir’ sloganıyla adalet mücadelesine destek veren DİSK’in haklılığı bir kez daha ortaya çıkmıştır.
“Adaletin olmadığı yerde işçinin Anayasal bir hakkı, işverenlerin alkışları arasında hukuk dışı biçimde yok edildiği itiraf edilmekte, bu adaletsizliği önleyecek hiçbir kurum ortada kalmamaktadır.
“Adaletin olmadığı yerde, ülkeyi yönetenler küçük bir azınlığın desteği için ‘milletin’ çoğunluğunun grev hakkının karşısına OHAL ile çıkmaktadır.
“Adaletin olmadığı yerde hak yoktur, hukuk yoktur, ekmek yoktur, gelecek yoktur.”

dokuz8HABER