Diyarbakır’daki STÖ’lerden çağrı: “Açlık grevleri kritik noktaya geldi, talepler karşılanmalı”

“Cezaevlerindeki hak ihlallerinin son bulması ve bölge illerindeki ablukanın kaldırılması” talebiyle tutukluların başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevi kritik aşamaya geldi. 8 ayrı cezaevinde 87 tutuklunun girdiği süresiz dönüşümsüz açlık grevi sürerken, Diyarbakır’daki sivil toplum örgütleri vahim bir sonuç ortaya çıkmadan tutukluların taleplerinin karşılanması çağrısında bulundu.

Dihaber’in haberine göre, “Cezaevlerindeki hak ihlallerinin son bulması ve bölge illerindeki ablukanın kaldırılması” talebiyle tutukluların başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevi kritik aşamaya geldi. Şakran T-2 ve T-3'te 50 gün, Şakran Kadın Cezaevi’nde 43 gün, Sincan Kadın Cezaevi’nde 42 gün, Şakran T-4'te 36 gün, Tekirdağ T-1'de 29 gün, Tarsus Kadın Cezaevi’nde 23 gün, Şakran T4'te (4. grup) 15 gün, Bolu F Tipi’nde 9 gün, Hatay T Tipi’nde 5 gün, Antalya L Tipi’nde 5 tutuklu 7 gün ve Kepsüt Balıkesir Cezaevi’nde 6 tutuklu 2 gündür açlık grevinde. 8 farklı cezaevinde toplam 87 tutuklunun sağlık durumları kritik aşamaya geldi. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Diyarbakır Şubesi, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, Diyarbakır Barosu ve Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM), sivil toplum örgütleri kritik aşamaya varan grevlerin vahim bir sonucu ortaya çıkarmadan yetkililerin tutukluların taleplerine ses vermeleri çağrısında bulundu.

TİHV: “AÇLIK GREVİNDE BULUNANLARIN TALEPLERİYLE İLGİLİ ADALET BAKANLIĞI DİYALOĞA GEÇMELİ”

Türkiye İnsan Hakları Vakfı Diyarbakır Şubesi avukatlarından Barış Yavuz, açlık grevindeki tutukluların taleplerinin siyasal iktidarın mevcut Anayasal düzen içerisinde uyması gereken talepler olduğuna işaret etti. Yavuz, grevin kritik bir aşamaya geldiğini ve sağlık problemlerin ortaya çıkmaya başladığını söyleyerek, “Bir an önce açlık grevinde bulunan tutukluların düzenli sağlık kontrollerinin yapılması ve TTB tarafından görevlendirilecek hekimlerin cezaevlerinde muayene yapmalarına imkan tanınması gerekiyor. Açlık grevinde bulunanların talepleri ile ilgili olarak Adalet Bakanlığı’nın diyaloga geçilmeli. Bu taleplerin konuşulması amacı ile milletvekilleri olmak üzere hak, hukuk ve sağlık örgütleri temsilcileri ile görüşmeler yapılmalı” diye konuştu.

DTO: “KALICI HASARLAR ORTAYA ÇIKMADAN BİR ŞEYLER YAPILMALI”

Bir hekim kuruluşu olarak temel öncelikleri insan yaşamı ve sağlığı olduğunu ifade eden Diyarbakır Tabip Odası Eşbaşkanı Yakup Altaş, eylemlere müdahil olmak istediklerini ve Grevde bulunan tutukluların sağlık takibini yapmak istedikleri talebinde bulunduklarını anlattı. Altaş, tutuklulara B 12 vitaminin verilmediğine değinerek, “Bu süreçte B 12 Vitamini oldukça önemli. Bu anlamda su ve şekerin yanında günde en az beş yüz miligram vitamini almalılar.” Dedi. Bedenin kırk günden sonra sinyal verdiğini söyleyen Altaş, Vücudun savunma sistemi çöküyor. Beden direnci tamamen minimalize oluyor. Cezaeviler enfeksiyona çok açık bir ortam, kalıcı hasarlar ortaya çıkmadan bir şeyler yapılmalı” dedi. Daha önce yaşanan açlık grevlerinde ölen tutukluları hatırlatan Altaş, bu ülkenin tarihine bir karar leke daha sürülmeden yetkililerin devreye girmesi gerektiğini belirtti.

BARO: “CAN KAYBI OLMADAN MAKUL TALEPLER KARŞILANSIN”

Gelinen süre ile grevin beden bütünlüğüne zarar verecek bir boyuta geldiğini belirten Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen, “Diyarbakır Barosu olarak yaşam hakkının en kutsal hak olduğunu savunuyoruz. Gelinen süre itibari ile açlık grevinde bulunan tutukluların sağlığı beden bütünlüğüne zarar verecek bir noktaya gelmiştir. Grev ciddi bir sağlık sorununa yol açmadan, istenmeyen herhangi bir can kaybına sebebiyet verilmeden derhal tutukluların makul ve hak taleplerinin karşılanması çağrısında bulunuyoruz” dedi.

İHD: “AÇLIK GREVİNDEKİ TUTUKLULARIN AİLELERİ KAYGILI”

İlan edilen OHAL’den sonra cezaevlerinde ki hak ihlallerine dikkat çeken İnsan Hakları Derneği Bölge Temsilcisi Abdüselam İnceören, derneklerinin cezaevi komisyonunun hazırladığı hak ihlalleri raporlarını değinerek koşulların yaşanılamayacak bir hal aldığını vurguladı. Son dönemlerde derneklerine başvuruların yoğunlaştığını anlatan İnceören, “Tutukluların gönderdiği mektuplar ve görüşlere giden ailelerin aktardıklarına göre hapishane idaresinin keyfi tutumları ve tutuklulara hakaretleri artmış durumda” dedi. Süresiz ve dönüşümsüz açlık grevinde bulunanlar yanı sıra birçok cezaevinde süreli ve dönüşümlü açlık grevlerinin olduğunu hatırlatan İnceören, kendilerine başvuru yapan ailelerin ciddi kaygılarının olduğunu söyledi. İnceören, cenazeler çıkmadan bir an önce diyalog yolunun kurulmasını sözlerine ekledi.

DİTAM: “CEZAEVLERİNDEKİ HAK İHLALLERİ BİR AN ÖNCE SON BULMALI”

Tutukluların çaresizlikten dolayı açlık grevine başladıklarını söyleyen Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Mehmet Vural, cezaevlerindeki hak ihlalleri had safhaya ulaştığını vurguladı. Hak ihlalleri yapanların atın bu haklara ihtiyaç duyacağını dile belirten Vural, “Bütün kurumlar uluslararası insan hakları sözleşmelerine uyması gerekiyor. Fakat son dönemde cezaevinde ki uygulamalar had safhaya ulaşmış durumda. Artık bir dur denilmesi lazım. Sözleşmelere uyulmalı. Haklar herkes için geçerlidir. Bugün bu temel insani hakları ihlal edenler yarın bu haklara ihtiyaç duyabilirler. Cezaevlerinde yaşanan ihlallerin bir an önce son bulması ve grevde ki tutuklularla diyalog kurulması gerekiyor” dedi.

A single golf clap? Or a long standing ovation?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.