Financial Times Erdoğan-Trump görüşmesini yazdı: İkisi de ülke yönetimini bir aile işine dönüştürdü, damatlarına güveniyorlar

İngiliz Financial Times gazetesi, bugün gerçekleşecek Erdoğan-Trump görüşmesini kaleme aldı. Gazetenin dış haberler baş yazarı Gideon Rachman’ın, “Trump, Erdoğan ve demokrasiler nasıl ölüyor” başlığıyla yazdığı yazıda, ABD Başkanı Donald Trump ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Salı günü gerçekleşecek toplantıda ortak çok fazla nokta bulabileceklerini belirtiyor.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre, alt başlığı ‘Türkiye’nin otokrasiye kayışı ve Amerikalılar için bir uyarı’ olan yazıda Rachman, şunları diyor:

“İkisi de ülkelerini yeniden büyük yapmaya söz veren millyetçi liderler. İkisi de ülke yönetimini bir aile işine dönüştürdü, damatları Jared Kushner ve Berat Albayrak’a fazlasıyla güveniyorlar.”
“İkisi de metropolün eltileri tarafından hor görülse de büyük şehirlerin dışında yaşayanların hayranlığına mazharlar. İkisi de ülkelerinin bürokratik yapısını kendilerine karşı komplo kurmakla suçluyor.”

‘İki lider arasındaki farkların sonuçları’

Yazısına “Amerikalıları en çok Trump ve Erdoğan’ın medya ile mahkemelere karşı tavırlarındaki benzerlik korkutmalı” diyerek devam eden Rachman, Trump’ın ana akım medyayı ‘yalan haber’ üretmekle suçlarken Erdoğan’ın Türkiye medyasına karşı ‘savaş açtığını’ iddia ediyor.

Trump ile Erdoğan’ın yargıya karşı da suçlamalarda bulunduğunu aktaran yazar, aralarındaki farkın “Erdoğan’ın ülkesini uzun bir yoldan sonra otokrasiye sürüklediği, medyayı ve yargıyı ABD’de imkansız olan bir şekilde bastırdığı” için kaynaklandığını öne sürüyor:

”Trump, kendisini memnun etmeyen televizyon sunucularını kınamakla sınırlı kalırken, Erdoğan hükümeti 120 gazeteciyi mahkum etti.
“Geçen hafta, Cumhuriyet gazetesinin internet editörü Oğuz Güven gözaltına alınan en son gazeteci oldu.
“Benzer bir şekilde Trump, FBI’ın başındaki James Comey’yi kovdu, daha önce de ABD Adalet Bakanı Vekili Sally Yates’i ve New York’un önde gelen savcılarından Preet Bharara’yı görevden aldı. Erdoğan hükümeti ise geçen yaz olağanüstü hal ilan edildiğinden beri 4.000'den fazla hakimi ve savcıyı işinden etti.
“Trump’ın Amerika’sı ve Erdoğan’ın Türkiye’sinin arasındaki farklardan kaynaklanan iki sonuç var.
“İlki ve en rahatlatıcı olanı, Amerikalılar için kişilerden çok sistem daha büyük önem teşkil ediyor.
“Trump’ta bir otokratın içgüdüleri olabilir ama Amerika’daki güçler ayrılığı ve köklü demokrasi geleneği en kötü eğilimlerin ortaya çıkmasına engel olacaktır.
“Türkiye’nin askeri darbelerle dolu tarihi ve demokrasinin askıya alınışları ise kurumlarını ABD’ninkilerden daha az dayanaklı kılıyor.
“İkinci seçenek ise Amerikalılar için daha az rahatlatıcı. Yeterli bir zaman verildikten sonra herhangi bir demokratik sistem diktatöryel bir liderin saldırılarına karşı kırılgan bir hale gelebilir.
“Erdoğan 2003 yılında başbakan oldu ve zamanla ülkesini değiştirdi.”

‘Amerikalılar için alarm zilleri’

Rachman ayrıca “Erdoğan’ın bazı özgürlükleri askıya alışının Amerikalılar için alarm zillerinin çalmasına yol açması” gerektiğini belirtiyor.

Tehlike arz eden durumlardan ilkinin ‘lidere bağlılık’ olduğunu söyleyen Rachman’a göre Türkiye’de Erdoğan’ın güttüğü politikalar partisi tarafından ne olursa olsun desteklendi, aynı şekilde ABD’de de bazı Cumhuriyetçilerin Trump’a desteği her kararında sürdü.

Rachman ikinci uyarının ise ‘Erdoğan’ın terörizm ile ilişkili tehdidi kullanışından kaynaklandığını’ söylüyor.

Erdoğan’ın olağanüstü hal ile birçok kurumun işleyşini askıya aldığını öne süren yazar, Trump’ın da herhangi bir saldırıda benzer bir uygulamaya girişebileceğini aktarıyor.

İki liderin çok iyi anlaşacağını düşünen Rachman, buna Trump’ın Suriye’deki Kürtleri silahlandırmak kararının engel teşkil edebileceği notunu düşerek yazısını, “Amerikalılar iki liderin iç meseleleriyle ilgili notları kıyaslamaya başlamamasını umut etmeli” diyerek bitiriyor.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated dokuz8HABER’s story.