İHD: “Cezaevlerinde hak ihlalleri artıyor”

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, cezaevlerinde devam eden açlık grevi eylemleri ve son 3 ayda Marmara Bölgesi’nde bulunan cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dair şube binasına basın toplantısı düzenledi. Ocak, Şubat ve Mart aylarını kapsayan rapor derneğe yapılan başvurular, gönderilen mektuplar ve aile görüşlerinin aktarımı sonucunda hazırlandı.

Basın metnini okuyan İHD Cezaevi Komisyonu üyesi Mine Nazari, hak ihlallerinin başında sürgün sevklerin geldiğini belirtti. Sürgün sevklerde tutukluların özel eşyalarının sürgün edildikleri cezaevlerinde verilmediğini söyleyen Nazari, aynı zamanda sevkler sırasında tutukluların çıplak aramaya maruz kaldığına dikkat çekti. Özellikle OHAL’den sonra yoğun bir tutuklama olduğunu söyleyen Nazari, tutukluların yaşadığı en büyük sorunlardan bir tanesinin kapasitesinden fazla kişinin hücrelerde ya da koğuşlarda kalıyor olması olduğunu, bazı tutukluların yerlerde yattığını ifade etti. Birçok cezaevinde ortak kullanım ve sohbet hakkının kısıtlandığını ya da engellendiğini söyleyen Nazari, tutukluların gerekçe gösterilmeksizin gazete, yayın, kitap verilmediğini ifade etti. Tutukluların fakslarına, mektuplarına, fotokopilerine, el yazması yazılarına cezaevi yönetimi tarafından el konulduğunu kaydeden Nazari, “Her raporun belki de değişmeyen kısmını oluşturur sağlık hakkının ihlali. Öyle ki, görüşmelerin gerçekleştiği tüm hapishanelerde, mahpuslar, etkili bir revir hizmeti alamadıklarını, tam teşekküllü hastanelerin bulunmadığını, bulunanlara da aylar sonra sevk yapılabildiğini belirtmişlerdir.” diyerek sağlık hakkının ihlaline de dikkat çekti.

“OHAL İLANINDAN SONRA TUTUKLULARA YÖNELİK KÖTÜ MUAMELE ARTTI”

OHAL’le beraber görüş haklarının kısıtlandığını vurgulayan Nazari, avukatla görüş esnasında da kamera kaydının bulunmasının tutukluları rahatsız eden en önemli şeylerden olduğunu belirtti. Cezaevlerinde her çıkış ve girişte tutsaklara parmak izi dayatması olduğunu söyleyen Nazari, “Görüşülen bir çok tutuklu kendilerini ziyaret eden ailelerinin ‘taciz’ boyutuna varan arama işlemlerinden geçirildiğini beyan etmiştir” diye konuştu. Nazari şunları da kaydetti: “Siyasi tutuklular, birçok hukuki statüden faydalandırılmamakta, yasadan kaynaklı imkanları kullanmaları haksız bir şekilde engellenmektedir. Örneğin, cezasının son bir yılı kalan hiçbir siyasi tutuklu denetimli serbestlik düzenlemesinden yararlandırılmaması buna en büyük örnektir. Yasada düzenlenmemiş olmasına rağmen görüşülen tüm hapishanelerde son bir yılı kalan tutuklulara denetimli serbestlik yasasından faydalanma şartı olarak ‘örgütten ayrılıyorum’ temalı yazı dayatılmaktadır. Hiçbir hukuki yanı olmayan bu yazıyı kabul etmeyen hiçbir siyasi tutuklu erken tahliye hakkına sahip olamamaktadır.”

“MİRAZ BEBEĞE YAPILANLAR HAK İHLALİDİR”

Hapishanelerde özgün olarak yaşanan hak ihlalleri aktaran Nazari, Maltepe 3 Nolu L Tipi Hapishanesi’nde bir trans tutuklunun hapishanenin erkeklere göre dizayn edildiği ve trans tutuklunun ihtiyaçlarını karşılayamadığını belirtiyor. Bakırköy Kadın Hapishanesi’nde ise tutsaklara sayım esnasında askeri nizam dayatıldığını ifade eden Nazari, ayrıca annesi ile beraber cezaevinde kalan 8 aylık Miraz bebeğe yapılan hak ihlallerini de hatırlattı.

Like what you read? Give dokuz8HABER a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.