Mersin Müftülüğü’nden kuran kursu öğreticilerine öneri: ‘Kendinizi sevdirmek için’ dokunun, sarılın, öpün

Mersin Müftülüğü’nden Kuran kursu öğreticilerine, “Kendinizi sevdirmek için” başlığı altında “Dokunmak, başını, yanaklarını okşamak, sarılmak, öpmek” gibi davranışlarda bulunmaları önerildi.

Cumhuriyet’ten Ozan Çepni’nin haberine göre, Mersin’de müftülüğün 4–6 yaş grubu çocukların da eğitim göreceği Kuran kursu seminerinde “Kendinizi sevdirmek için” başlığı altında eğitimcilere “Dokunmak, başını, yanaklarını okşamak, sarılmak, öpmek” gibi davranışlarda bulunmaları önerildi. Sunumda müftülüğün, çocuk gelişimi konusunda uzman olmayan din eğiticilerine yaptığı “dokunma” tavsiyesinin gerekçesi ise “Kendinizi sevdirmek için” denilerek açıklandı.

Çocukların istismarının önünü açabilecek tavsiyeler içinde ‘dokunma’ başlığı altında “yanaklarını okşamak, sarılmak, öpmek” gibi davranışlar da sunumda yer aldı.

Konuyu uzmanlar şöyle değerlendirdi:

‘Temas yanlış’

Psikolog İlknur Efeçınar: “Çocuklara öğrettiğimiz, kızların ve erkeklerin özel bölgeleri, bunun dışında erojen bölgeler, yanaklar, boyun, avuç her şey eğitimde kullanılacak materyaller değildir. Doktorun bile çocuğun annesi, babası yanındayken çocuğa dokunması ve müdahale etmesi gerekiyor. Dokunmak çok sevdiği birisinden geliyorsa ve bir iletişim biçimi olarak anlıyorsa, herkesle yapılabilir diye algılayabilir. Anne babalara da çocukları dudaklarından öpmemeleri tavsiyesinde bulunuruz.”

‘Ayırt edemiyor’

Eğitim bilimci Prof. Dr. Nejla Kurul: “Fiziksel temas, çocuğun gelişimi açısından doğru olmayan bir yöntem. Çocuklara bedeninin kendisine ait olduğunu anlatılması ve birincil ilişkilerin dışında ‘dur, yapma, dokunmanı istemiyorum’ diyebileceği bir eğitim tarzı gerekiyor. Çocuk herkesin kendisini sevdiğini düşünüyor, ayırt edemiyor. Bireyleri tanıması ve ayırt edebilmesi için çocukların küçük yaşlardan itibaren eğitilmeleri gerekiyor. Çocuğun bireysel gelişimi açısından aileden başlayarak eğitim vermek ve çocukları nesne değil özne olarak görmek gerekiyor.”

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.