Necmiye Alpay’dan ‘içeriye mektup’: Gazeteciliği öldürmeye çalışıyorlar

Özgür Gündem Yayın Danışma Kurulu üyesi olduğu için 121 gün tutuklu kalan dilbilimci Necmiye Alpay, Silivri’de tutuklu bulunan Cumhuriyetçilerden Güray Öz’e mektup yazdı.

Necmiye Alpay mektubunda gazetecilere yönelik baskıyı ele alarak, “Onlara kalsa, her muhalif söz bir terörizm propagandası. “Gazete, gazeteci” kavramlarını silip yerine “terör örgütü, terörist” sıfatlarını yazarak kurdukları cümlelerin başında “Onlar gazeteci değil, terörist” cümlesi geliyor. Sonuç: İddianamelerde KH işaretiyle gösterilen kamu hukuku adına (siz İçişleri Bakanlığı anlayınız) dava açmakla görevli savcıların ilk cümlesi de bu oluyor.” ifadelerini kullandı.

Necmiye Alpay’ın Cumhuriyet’te yer alan mektubu şu şekilde:

Sevgili Güray Öz,
Türkiye medyasının ender ombudsmanlarından, yılların özgür gazetecisi, gençlik arkadaşım! Silivri’deki Cumhuriyet gazetesi mensupları arasında en eski tanıdığım sensin, sana yazıyorum. Gazetenizde boş kalan köşe ayıbı bu memlekete yeter. Başka bazı gazetelerde boş bırakılmadan boşaltılmış köşelerin ayıbı büsbütün öyle. Elindeki ve emrindeki türlü silahlarla konuşanların karşısında bizler varız, biz elinde ve gönlünde sözünden başka silahı olmayanlar. Besbelli güç sahipleri için bundan korkutucu bir şey yok ki, bizi susturmaya çalışıyorlar.
Eh, hiç başaramadıkları söylenemez. Kendi ölçülerimize göre dile getiremediğimiz az fikrimiz mi var? Kime sorsam bende otosansür yok diyemiyor. Galilei olmakla Giordano Bruno olmak arasında gidip geliyoruz.
Oysa, susturmak isteyenlere kalsa, söyleyemediğimiz bir şey yok. Onlara kalsa, her muhalif söz bir terörizm propagandası. “Gazete, gazeteci” kavramlarını silip yerine “terör örgütü, terörist” sıfatlarını yazarak kurdukları cümlelerin başında “Onlar gazeteci değil, terörist” cümlesi geliyor. Sonuç: İddianamelerde KH işaretiyle gösterilen kamu hukuku adına (siz İçişleri Bakanlığı anlayınız) dava açmakla görevli savcıların ilk cümlesi de bu oluyor. Yakında size gelecek olan iddianame de bu minval bir cümleyle başlayacaktır, kuşkun olmasın. Dediğim gibi, artık tek tek gazetecileri değil, gazeteciliği öldürmeye çalışıyorlar, hem kavram hem de pratik olarak.
Bu işe Özgür Gündem gazetesiyle başlamışlardı, sizinle devam ediyorlar. Belki bana kızacaksın ama, bu işte bir hayır olabilir. Ne demiş Çinliler: Her kötü şeyin bir iyi yanı vardır. Biz “vardır” demeyelim de, “olabilir” diyelim. Eğer Özgür Gündem’in künye mensupları olarak bizler tutuklandıktan sonra Cumhuriyet’in künye mensupları olarak sizler tutuklanmasanız, neyin öldürülmekte olduğu bu kadar aşikâr olmayacaktı. Burcu Karakaş’ın “90’lı Yıllarda Gazetecilik” adlı kitabında önde gelen gazetecilerin ağzından tekrar tekrar kayda geçtiği üzere, anaakım medyaya egemen olan zihniyet Özgür Gündem’i gazeteden saymamak konusunda devlet aklıyla yarış içinde olagelmişti.
Bu zihniyetin son haddine varan sonuçlarını şimdi görüyoruz. Ünlü anekdotta Alman din adamının dediğini bizlere uygularsak, 90’larda Kürt gazetecilere dokundular bir şey demedik, nasıl olsa biz Kürt değildik. Sonra “liberal” diye hor görülen demokratlara dokundular bir şey demedik, nasıl olsa -estağfurullah- biz liberal de değildik. Sonra sonra Cumhuriyet’e dokundular, biz tam ona da bir şey demeyecektik ki birden geriye kim kaldı diye bakmak geldi aklımıza. Ve artık basın ve ifade özgürlüğü sıfıra meylettiği için, biz özgürlüğün yalnızca kavramına bakmak zorunda kalıyoruz.
Buna kültürümüzün bulacağı ezber dışı çareler olacaktı elbette. Cezaevinde öğrendiğim bir şarkı şu dizelerle başlıyor: “Şikâyetim var cümle yasaktan / Dillerimi hâkim bey, bağlasan durmaz.” Devamı için yerim kalmadı. Şimdi sizin internet erişiminiz yok, açıp bu şarkıyı dinleyemezsiniz ama, belki bileniniz vardır, yoksa da Allah kerim.
Hepinize çoook selam.
One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.