Yargıçlar Sendikası Başkanı‘ndan, Gülmen ve Özakça’nın tutuklama kararına: ‘Tekrar tekrar okuyorum anlamıyorum, trajikomik, bir kara mizah’

Yargıçlar Sendikası Başkanı Mustafa Karadağ, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edildikleri işlerine geri dönmek için 78 gündür açlık grevinde olan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın tutuklanmalarını değerlendirdi. Karadağ, karar ile ilgili “Tekrar tekrar okuyorum anlamıyorum, zaten karar gülme sebebi trajikomik, bir kara mizah” dedi.

OHAL kapsamında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen eğitmenler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça işlerini geri istedikleri için yaptıkları açlık grevi gerekçesiyle tutuklandı. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için hazırlanan iddianamede 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Gülmen ve Özakça’nın tutuklanma gerekçesini ve savcılık sorgusunda sorulan soruları RS FM’de Yavuz Oğhan’dan Bidebunudinle’de değerlendiren Yargıçlar Sendikası Başkanı Mustafa Karadağ, “Yaklaşık 30 yıldır yargıcım böyle bir şey bilmiyorum. Sanıyorum ki bunlar Yeni Türkiye’nin yeni yargısının icadı olan müesseseler. Haklarında 18 günlük terör örgütü üyeliği var. Örgüt üyeliğinden haklarında bir dava açılıyor, bu üyeliği sürdürdükleri için bir dava açılacak deniliyor. Böyle bir örnek olabilir mi? Bu akılla açıklanabilir mi? O zaman sonu gelmez. İyimser olarak söylüyorum, burada soruşturma yapanların gerçekten deneyimsizlikleri var. Diğer türlü söylersek de ortada bir soruşturma değil, kötü niyet var” diyerek tutuklama kararına tepki gösterdi.

‘Karar hukuki değil’

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya sorulan, “Ölüm orucu yapmanız durumunda size ne türlü menfaatler sunulmaktadır?” sorusuna dikkat çeken Mustafa Karadağ, “Gerçekten abesle iştigal sorular. Böyle bir şey olamaz, hukuken böyle bir karar verilemez, böyle bir soruşturma ve tutuklama yapılamaz. Bu insanlar her gün Yüksel Caddesi’nde anıtın önünde oturuyorlar, hiçbir yere gittikleri yok, delil de yaratmıyorlar, delil de karartmıyorlar. Tutuklanma kararlarındaki ‘tutuklanmazlarsa adalet yerini bulmaz’ gibi bir gerekçe olamaz. Böyle bir durum hukuken değerlendirilemez, çünkü karar hukuki değil” şeklinde konuştu.

‘Tutuklamanın gerekçesi korku, iktidar hukuku ihlal ettiğinin farkında’

Gülmen ve Özakça’ya savcılık ifadesinde yöneltilen “Gezi türü eylemler mi başlatmak istiyorsunuz?” sorusuna ilişkin Karadağ, “Yine sorular içerisinde en doğrusu bu. Çünkü gerçekten de bu soruşturmalar ve tutuklamalar tamamen böyle bir korkuyu yenme faaliyeti. Burada ileriye dönük bir niyet okuma var. Türkiye’de işlerin kötü gittiğinin siyasi irade de farkında. Bu insanlar 78 gündür açlık grevindeler ve bu insanlara şimdiye dek suçunuz şu denilmemiş. Nuriye Gülmen’in sözleşmesini, Berkin Elvan eylemine katıldığı ve Ali İsmail Korkmaz Davası’na gittiği için sona erdiriyorlar, dava açılıyor ve kazanılıyor. Sonrasında Nuriye Gülmen aynı gerekçeyle KHK’la işten atılıyor. Bu insanlara ‘Örgüt üyeliği nedeniyle şu eylemleri yapmışsın bu yüzden seni işten attık’ denilmiyor, yargı hakkı verilmiyor, çaresiz bırakılıyor. Bu soruşturmalarda kararlar, siyasi iktidarın iradesine uygun kararlar. Sadece işimizi istedikleri için açlık grevi yapan insanların, ‘Yarın bir gün Gezi türü eylemlere yol açabilirsiniz’ diyerek tutuklamalarının sebebi siyasi, iktidar da bundan korkuyor, onlar da yanlış bir şey yaptıklarının farkında, hukuku ihlal ettiğinin, hukuki ve demokratik bütün ilkelerin rafa kaldırıldığının, artık Türkiye’de ciddi bir baskıcı rejim uyguladıklarının iktidar da farkında” dedi.

‘Tutuklama amacı açlık grevine son verdirmek olabilir’

Hukukçu Kerem Altıparmak’ın, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın tutuklanmasıyla ilgili paylaştığı, “İlk defa Türkiye böyle bir şey görüyor. Zorla besleme için tutuklama hiç rastlanılmamış bir şey. Muhtemelen de bu tutuklama bu sebeple yapıldı. Bunun için yapıldığı ortaya çıkacaktır” yazısını değerlendiren Karadağ, şunları söyledi:

“Gerçekten bu ilk. Daha önceden cezaevindeki açlık grevleri vardı, ilk kez dışarıda açlık grevi yapanlar tutuklanıp cezaevine konuldu. Evet bu risk her zaman var. Tutuklamalarının amaçlarından biri zorla açlık grevine son verdirmek de olabilir. Burada bizim söyleyebileceğimiz tek şey, yapılanların hepsi hukuka aykırıdır. Yapılanların içinde bir tek bile hukuka uygun bir iş yoktur. İhraçlar oldu, komisyon kuruldu. Komisyon bağımsız bir kurum olması gerekirken, hükümetin bürokratlarından oluşuyor. Şimdiye dek hükümetin ve bakanın talimatında dışarı çıkmamış bir müsteşar yardımcısı nasıl bağımsız komisyon görevi yapacak, bunu bilmek çok mümkün değil. Bu komisyon hükümetin verdiği bütün KHK’ları doğrulayacaktır, başka bir sonuca gitmez. Tabii ki komisyondan sonuç alınamayacağını herkes biliyor. İhraçlarla insanlar ölüme terk ediliyor. İnsanların onurlarıyla oynanıp, aç bırakılıyor. Bunun üzerine 2 kişi çıkıp ‘Onurumuzu ve işimizi istediğimiz için açlık grevine başlıyoruz’ diyorlar, başkada hiçbir şey istemiyorlar. İlla yapacaksan işini ver, yargıla, yine mahkum et.”
Show your support

Clapping shows how much you appreciated dokuz8HABER’s story.