Image for post
Image for post

Merak ve gözlem. Aynı kökten büyüyen iki dal gibidir. Gözlemi diri tutan, harlayan meraktır. Tarih boyunca geliştirilmiş keşifler, icatlar hep bu iki kardeş sayesinde doğagelmiştir. Aslında her birimizin gerçekleştirdiği bir eylemdir, gözlem yapmak. Ama “uyaranı” merak olmadığında, yenilikler doğmayacaktır.

MAKRO EVREN

Galileo da gözlemlemeyi adet edinmiş biriydi. O da her gece aya bakıyor, yıldızları izliyordu. Gün aydınlandığında, güneşi seyrediyordu, gözlemliyordu. Deniz kenarında, kayalıklara oturup memleketine gelen gemileri takip ediyordu. Peki, onu, dünyanın yuvarlak olduğu düşüncesine iten şey enydi? Merak. O, gözlem binasını, merak harcıyla perçinlemişti ve ortaya, onu idama götürecek derecede büyük bir fikir çıkmıştı. Galileo, makro dünyamızı gözlemlemeyi tercih etmişti. …


Image for post
Image for post

Yüzyıllardır süregelen birlikteliğimiz var soğanlarla. Kimi zaman derdimizin tek ortağı olmuştur, hüznümüzü paylaşmıştır. Yalnız kimi zamanda sevinç gözyaşlarımıza eşlik etmiştir. Ama hep ağlamışızdır, soğan yanımızdayken.

Dert ortağı, yol arkadaşı

Tabiki dert ortaklığı vs bir yere kadar sürüyor soğan kardeşle. İşin bilimsel boyutuna bakacak olursak, bizi ağlatanın soğan değil, kesildiğinde açığa çıkan enzimler olduğunu öğrendik. Peki her zaman ağlatır? Sorumuzun cevabı evet çünkü açığa çıkan bu enzimlerin deaktive olması için, suyla karşılaşması gerekmektedir.

Soğan doğramaya başladığımızda, ister istemez soğanlar dilimlendikçe içerisindeki hücreler patlamaya başlar ve açığa çıkan bu enzimler; gözümüzle temas ettiğinde hızlıca su salgılamaya başlar. Ve böylelikle bizde ağlamaya başlarız.

Çözüm nedir, ağlamamak için?

Aslında doğal bir süreçtir bu. Ve uzun yıllardır geliştirilmiş birkaç öneri bulunuyor. Soğanı yıkayıp doğramak ya da su altında dilimlemek. Güneş gözlüğü ya da 3D gözlükler çok da efektif olmuyor, tavsiye olunmaz.


Image for post
Image for post

Size spora gitmemekle ya da diyet yapmamakla ilgili karara bağlayacağınız ifadeler sunmayacağım ama yapılan çoğu araştırmalarda görülmüş verilerden bahsedeceğim. Ama ikisini de aynı anda yapamayacağınızdan mütevellit birini seçmenizi önereceğim.

Ne derler bilirsiniz, “egzersiz mutfakta başlar.”. Çok doğrudur bu söz. Eğer kilo vermeyi düşünüyorsanız, tavsiyem diyetinize dikkat etmeniz olacak. Yapılan araştırmalarda görülmüş ki 30 dakikalık bir egzersiz 300 -400 kalori kadar yakıyor ama aynı miktarı diyetinizden cips ve çerezleri çıkararak da yakabilirsiniz. Çoklu yapılan çalışmalara göre, spor yapmanın tek başına büyük kilo kayıplarına etkisinin, diyette yapılan değişiklere nazaran daha az olduğunu göstermiştir.

SPOR YAPMAK, İŞE YARAMIYOR MU?

Hayır, böyle bir şey söylemiyorum hatta spora eşlik eden diyetle, sürdürülebilir formu korumak daha sağlıklıdır. Ve zindelik için, yapılan egzersizin değeri büyüktür. Kilo vermek ve sağlıklı olmak aynı şeyleri ifade etmiyor, biliyorsunuz. Ve kilo verirken, sağlam zihin ve zindelik için diyetinizi, egzersizle desteklemelisiniz.


Image for post
Image for post

Antibiyotiklerin Yerini Alacak Buluş ! Sepsiste kullanılmak üzere geliştirilen “magnetler” gündemde. Septik şok, yaşamı tehdit eden bir durumdur ve etkilediği kişilerin yaklaşık %50’sini öldürebilir. Günümüzde en çok kullanılan yöntem antibiyotikler ama bilim insanlarına göre bu yöntem, onların yerini almaya aday. Ve bilim insanlarıyla doktorlar tarafından, “kandan, mikrobu eleyecek magnetler” geliştirilmeye çalışılıyor.

Hayat kurtaran antibiyotiklere alternatif!

Önce kısaca sepsisten bahsedelim.

Amerika verilerine göre her yıl 200.000 kişi sepsise yakalanıyor ve bu veri her yıl daha da artıyor. Pnömoni veya böbrek enfeksiyonu gibi rahatsızlıklarda, kan dolaşımınıza belirli kimyasallar salınır. Ve bu durumda sepsise gidiş artar, vücutta bolca komplikasyona yol açabilir. Sepsis ilerleyince…


Image for post
Image for post
satranç

Bir Satranç Oyunundaki Hamle Sayısı? Vücudumuzdaki hücrelerden daha fazla oyun-hamle sayısı olduğunu söylesek, nasıl bir tepki verirdiniz? Evet, çoğu insan için, satranç oyunu çok sıkıcı bir oyun olarak görülüyor ama şunu garanti ederimki oynayan herkesin (sıkılanlar da dahil) yapmış olduğu hamleler farklıdır. Aslında muhtemel hamle sayısı o kadar fazladır ki, hiç kimse net sayıyı tam olarak hesaplayamamıştır.

Sihirli Sayı

1950’li yıllarda Claude Shannon (matematikçi), satranç oynamak üzere bir bilgisayar programlamayı düşünmüştü. Ve yaptığı ilk olası hesaplamalara göre, toplamda yapılabilecek hamle sayısı 10¹²⁰ olarak çıkmıştı. Ve bu devasa sayı, hesaplanabilen evrendeki atom sayısından daha fazla bir sayıydı -10⁸⁰ olarak biliniyor-. Bir satranç oyunundaki hamle sayısı, evrenimizdeki atom sayısından fazla mıdır?

Tabiki Shannon’un yaptığı bu hesaplama, kaba ve ortalama bir hesaplamaydı. Net sayı bu denli yüksek olmasa da olası hamle sayısının büyük bir sayı olduğu biliniyor.


Image for post
Image for post
Kitaplar

Kitap İzi, Avuç İzi. Bilim insanlarının yaptığı araştırmalara dayalı son bilgiler ışığında, kitaplarında kendi içlerinde avuç içlerimizdeki gibi yaylara sahip olduğu görülmüş. Evet el ayamızdaki o çizgilere, kitaplarında mahfuz kaldığı anlaşılmış.

Günümüze kadar yazılan tüm hikayelerde olsun, romanlarda olsun bazı unsurların ortak olduğuna rast gelmişsinizdir. Birçok kitabın kurgusunda bir baş karakter vardır ve bu karakterlerin bazı özellikleri birbirlerine benzer ya da ne bileyim bazı olayları ortak yaşamışlar gibi duygular bırakır. İşte bir grup bilim insanınında dikkatini celp etmiş olacakki, kitaplardaki bu duygu ortaklığını araştırmışlar.

Araştırma Sonucu

1700’den fazla ingiliz eseri üzerinde yapılan araştırmanın sonunda ortak 6 iz bulunmuş ve bunlara “yay” demişler. Bu 6 yay şunlar: “fakirlikten, zenginliğe”, “trajedi”, “sindirella”, “dipteki insan”, “ikarus”, “oedipus”. Bunları birer model olarak düşünebilirsiniz ve bu yaylar, kitap içerisindeki duygu durumlarına göre şekil alıyorlar.

Kitap yazmayı düşünüyorsanız, bu 6 yayı dikkate almanızı tavsiye edebilirim.


Image for post
Image for post

Cue yeni nesil bir donanım girişimi ve amacı küçük boyutlarıyla artık laboratuvara gerek kalmadan bazı ölçümleri hızlıca yapabilmenizi ve bunları da yine akıllı telefonlarınız aracılığıyla gözlemleyebilmenizi sağlamak.

Cue ufak bir kutuya sahip ve farklı kartuşlar ise farklı ölçümler yapabilmek adına tasarlanmış. Cue aracılığıyla kullanıcılar testosteron, doğurganlık, ateş, D vitamini gibi ölçümler gerçekleştiriyor. Cue bu 5 farklı ölçümü kullanıcılardan aldığı örneklerle yapıyor. Kimi testler için mukoza örneğini kimi testler için ise kan örneklerinizi alarak ilgili kartuşlara yerleştiriyorsunuz.

Kartuşlar aracılığıyla ölçümleri yapan Cue, sonuçları Bluetooth 4.0 özelliği sayesinde hemen akıllı telefonunuza aktarıyor. Böylece dakikalar içerisinde sonuçlarınızı alabiliyorsunuz. 2016 yılının hemen başında Avrupa…


Image for post
Image for post

Paradoks Mu? Asırlar boyu, insanların -daha çok öğretilerle ilgilenen- eğlence ve merak kaynağı olmuştur, paradokslar. Dönemlerini aşmıştır, ünleri. Ve her zaman cevaplanmayı beklemişlerdir. Paradoks deyince aklımıza çok örnek geliyordur ama ben size en meşhurlarından bir -iki örnek vereyim.

Epimenides’in paradoksu, kulağımıza çalınmış en güzel örneklerden biridir. Epimenides emmi, Giritlidir ve şöyle demiştir. “Bütün Giritliler her zaman yalancıdır.” Şimdi soruyorum size, kendisi de bir Giritli olan bu emmimize ne kadar inanabiliriz? Tabi, işin eğlenceli kısmı bu. Paradokslar, cevaplanmak üzere kurulmuş sorular ya da sorunlar değiller. Aklıma gelen bir diğer paradoks ise;kralın altın küp paradoksu. Bu hikayemiz ise şöyle; kral, ülkenin yalancıları…


Image for post
Image for post

En az çocuklar kadar erişkinler içinde önemlidir, uyku. Yalnız bizler, çocuklar gibi önceliklerimiz arasına almayız çoğu zaman. Genelde ikinci plandadır bizler için. İhtiyaç duyduğumuz halde, gündelik yoğun hayatımızda geri plana hapsetmişizdir uykuyu. Uyumadan önce herkesin bir uyku rehberi olmalıdır. Bu rehbere gelmeden uykuyu biraz açalım.

Uykunun kalitesi, hijyenliği insan vücudu için çok önemlidir. Yarım uyku, gününde yarısını çalmaktadır. Özellikle uyanık halde, planladığımız günlük işlerimizi dahi yaparken yarım kalktığımız uykunun hasretini çekmekteyiz. Böylesi bir uyku yoksunluğunun, istemediğimiz halde vücudumuza vereceği zararlardan bahsetmek lazım.

  • Başta, hafızayı zayıflatır. Gün içinde önemsemesek de, birçoğumuz yaşarız. Altında yatan sebeplerim başındaysa uyku yoksunluğu gelmektedir.
  • Kilomuzun dalgalı…


Image for post
Image for post

Farklılığa zaman ayırmayı sever misiniz? Hayal gücünüzün sınırlarını, gün içinde tekrar ber tekrar sınar mısınız? Klişe hikayeyi birçok kez dinlemişssinizdir, ben yine de hatırlatayım kısaca. Hani, Newton bey, artık düşünmekten bitkin düşmüştür de elma ağacının gölgesinde şekerleme yapıyordur. İşte tam hayale dalmıştır ki, başına bir elma düşer. İçi kurtludur elmanın, GDO’lu değildir. Konuyu dağıtmadan, öze gelecek olursak; elma düşünce “evreka” der, Arşimetten almış bu sözü tabiki. Neyse; tam o sırada, dünyanın varoluşundan itibaren var olan bir gerçeği gün yüzüne çıkarmıştır. Yer çekiminin varlığını ispat edebilmenin yolunu bulmuştur. Ve tarih, Newton’u bize kazandırmıştır. Newton’u, bu denli meşhur eden elma, acaba bir…

Dr. ADEM SARI

DoktorlarSitesi.NET’te editör. @doktorlarsitesi #saglik #doktor #medicine #koseyazisi

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store