SAFRANBOLU

İşte en güzel Safranbolu gezi rotası

Safranbolu evleri, Karabük iline bağlı Safranbolu ilçesinde, 18. ve 19. yüzyıl Osmanlı kent dokusunun günümüze kadar korunduğu bölgenin genel adıdır. UNESCO tarafından 17.12.1994’de Dünya Kültür Mirası listesine alınmıştır. Safranbolu evlerinin Osmanlı döneminde yumurta akından ve çok uzun süre depreme dayandığı rivayet edilir. Safranbolu evleri beyaz renklidir ve bu evler birbirinin önlerini kapatmazlar.

Üyesi olduğum Zonguldak Fotoğraf Derneği, yılda en az iki kez düzenlediği Temel Fotoğrafçılık Semineri’ne katılan kursiyerlerini, uygulamalı çekim gezisi için genellikle Safranbolu’ya götürür. Ben de bu seminerlerde eğitmenlik görevi yaptığım için bu gezilerde, diğer eğitmenlerimizle birlikte birkaç yıldır sürekli Safranbolu’ya giderim. Fotoğrafa ilginiz olsun, olmasın en iyi Safranbolu rotasını anlatmak istiyorum bu ay sizlere. Aranızda mutlaka Safranbolu’yu göreniniz olmuştur. Görmeyenlerin bile az, çok bir fikri vardır Safranbolu hakkında.

Safranbolu deyince akla hemen geliveren şeylerin başında kentin adını aldığı safran çiçeği gelir. Beraberinde Safranbolu evleri, hemen peşine de Safranbolu lokumu. İlla da çifte kavrulmuş. Bizim paketlenmiş halde yediğimiz bu lokumları kim yapar, kim kavurur pek de merak etmeyiz.

YÖRÜK KÖYÜ

Safranbolu’ya gidip de Yörük Köyü’nü görmemek olmaz. Karabük’ten Safranbolu istikametine giderken Kastamonu yol ayrımından o yöne dönmek gerekir Yörük Köyü’ne gitmek için. Yaklaşık 10 km gittikten sonra küçük bir yol ayrımı tabelası çıkar karşınıza. Buradan girdiğinizde yapısı neredeyse hiç bozulmamış köy evleriyle sizi karşılayacaktır. Bu evlerin en tipik özelliği kapı tokmaklarıdır. İki kanatlı kapılarda karşılıklı iki tokmak bulunur. Bazılarında bir de küçük tokmak da vardır daha aşağısında. Bu iki tokmak birbirinden farklı sesler çıkarır. Biri kapıyı çalan kişinin erkek, diğeri bayan olduğunu bildirir ev sahibine. Küçük tokmak ise çocuklar için yapılmıştır. Ev sahipleri evde değillerse, bu tokmaklar iple birbirine bağlı, evdelerse ise ip çözüktür ve tokmaklardan birinden sarkar. Köyün yukarısında tarihi bir çamaşırhane bulunmaktadır. Eğer bu köye yolunuz düşecek olursa, bu çamaşırhaneyi mutlaka görmenizi tavsiye ederim. Bir de köy meydanında gözleme yemeyi sakın ihmal etmeyin.

ESKİ SAFRANBOLU

Safranbolu Karabük iline bağlı bir ilçedir. Şehrin daha yukarıda yer alan kent merkezi Yeni Safranbolu olarak anılır. Biz ise, geleneksel Türk toplum yaşamının özelliklerini yaşatan, tarihi ve kültürel eserlerini tüm insanlara sunan örnek bir kent olan Eski Safranbolu’yu gezeceğiz. Sahip olduğu zengin kültürel miras ve bu mirasın korumadaki başarısı Safranbolu’yu bir dünya kenti ününe kavuşturmuş ve UNESCO tarafından Dünya Miras Listesi’ne alınmasını sağlamıştır. 1200’ü koruma altında olan sayısız kültürel eseri bulunan Safranbolu, bugün kent ölçeğinde en iyi korunan yer olarak anılmaktadır. Hıdırlık Tepesi’ne çıkıp söyle tarihin fotoğrafını çekmeden olmaz. Tüm Safranbolu manzarasına hakimdir bu tepe ve kenti gezmeye gelenlerin genellikle ilk uğrak noktasıdır.

Birçoğu kaybolmaya yüz tutmuş zanaatkarları barındıran bu yaşlı kent, çoğumuzun ilgisini çekecek görüntüler oluşturur. Demirciler Arastası’nda demirciler her gün demire şekil verirken, fotoğrafçılar özellikle de Demirci Kazım Usta’yı hiç rahat bırakmazlar. Kazım Usta ocağını yaktımı, kapısında fotoğrafçılar yerlerini çoktan almışlardır bile. O çekiciyle kızgın demirini dövdükçe, basar deklanşöre fotoğrafçılar.

Yemeniciler Arastası’nda bu kez Erhan Usta karşılar bizi. Yemenicilik Mesleği günümüzde unutulmaya yüz tutmuş mesleklerdendir. Yemeni Ustası Erhan BAŞKAYA, günümüzde yemenicilik mesleğini yapan nadir insanlardan biridir. Dükkanının içinde duran koltuk değneklerini fark etmezseniz, oturarak çalıştığı için engelli olduğunu fark edemeyebilirsiniz. Erhan Usta kendisinin hiçbir zaman giyemeyeceği yemenileri yaparken, izlemeye doyamazsınız. Hatta Arasta’da közde pişen meşhur kahvelerinizi beklerken ya da yudumlarken gözünüz kayıverir dükkanının penceresine. Ustası hiç bitmez Safranbolu’nun. Bir yanda lokum ustaları, bir başka yanda cam ustaları, su kabağı ustaları.

SAFRANBOLU EVLERİ

Safranbolu’yu ülkemizde ve dünyada ön plana çıkaran en önemli unsur geleneksel Türk mimarisi tarzındaki Safranbolu evleridir. Safranbolu evleri iki ayrı kesimde gruplanmış durumdadır. Birincisi “Şehir” diye bilinen ve kışlık olarak kullanılan, ikincisi “Bağlar” diye bilinen ve yazlık olarak kullanılan kesimdir. Hemen hemen herkesin bir kışlık bir de yazlık evi vardır. Yöre halkı kışın şehirdeki evinde yaşar ve yazın havaların ısınmasıyla Bağlar’daki yazlık evine göçer.

Safranbolu evinin boyutunu ve biçimini belirleyen üç temel unsurdan söz edilebilir. Çok nüfuslu büyük aile yapısı, yağışlı iklim, kültürel ve maddi zenginlik. Safranbolu evlerinin “çevreye saygılı” olarak tasarlandığı, günümüz mimarlarınca sıklıkla vurgulanır. Doğa-insan-ev, sokak-ev, sokak-çarşı ilişkileri son derece düzenli ve dengelidir. Çevreye olduğu kadar komşuya da saygı egemendir. Hiç bir ev diğerinin görüşünü engellemez. Tüm evler bahçe içinde, çoğunlukla üç katlı, 6–8 odalı, insan ihtiyaçlarına göre tasarlanmış ve estetikle biçimlendirilmiş büyük konaklardır.

Evlerin yapımında taş, kerpiç, ahşap ve alaturka kiremit kullanılmıştır. Bahçeler sokaktan taş duvarlarla ayrılmıştır. Çift kanatlı büyükçe kapılarla bahçeye, bazen de doğrudan eve girilir. İhtişamı daha kapıda görmek mümkündür. Ahşap kanatlı pencerelerin sayısı oda büyüklüğüne göre değişmekle birlikte genellikle fazladır. Bir kısım büyük konaklarda havuzlu odalar bulunmaktadır. Havuzlar büyük hacimli ve insan boyu derinliktedir.

İNCEKAYA SU KEMERİ VE TOKATLI KANYONU

Uzaktan bakınca küçücük gibi görünür ama içine girdiğinizde bir çırpıda gezebileceğiniz bir yer değildir Safranbolu. Her dükkanında saatlerce zaman geçirebilirsiniz. Ama bizim gibi günübirlik bir gezi yapıyorsanız, biraz acele davranmalısınız. Bazı güzellikleri bir sonraki gezilerinize bırakıp, gezerken sık sık ikram edilen lokumlarını tattığınız lokumcu dükkanlarından birinden lokumlarınızı aldıktan sonra hemen yola koyulmalısınız. Yeni Safranbolu’nun içinden geçip Tokatlı Kanyonu’na ulaşmalısınız gün bitmeden. Kanyona ulaştığınızda İncekaya Su Kemeri karşılar sizi. En iyi Kanyon manzarası Kristal Teras denilen bir gözlem alanından yapılır. Burada bir şeyler yiyip, çayınızı yudumlarken, günün yorgunluğunu da bir nebze atarsınız.

Günün sonunda aklımızda tek bir soru kalır. Yediğimiz o güzel lokumları kim pişirir, kim kavurur? Belki bir daha ki gelişimizde bu sorunun cevabını öğrenebiliriz.


Originally published at www.hasankoca.com.tr.