Küçük çocuklarla taşınma deneyimi ve Ontario’da okul sistemleri

Başka bir ülkeye taşınmak büyük bir karar ve tahminen bu kararı zorlaştıran en önemli faktörlerden birisi çocukların bambaşka bir düzene adapte olup olamayacaklarını bilememek ve bu süreci yalnız halletmek zorunda olduğunuz gerçeği. Biz de bu korkularla, ama herşeyden önce onlar için bu kararın çok iyi olacağına ikna olarak gittik. İki oğlumuz var, birisi gittiğimizde 10 yaşındaydı (Alp Eren), öbürü ise tam uçakta 4 yaşına basmıştı. Büyük oğlumuz Türkiye’de dil eğitimi görece daha iyi diye bilinen orta ölçekli bir özel okula gitmekteydi, dolayısıyla bir süredir İngilizce dersleri görüyordu. Küçük oğlan ise İngilizcenin kavram olarak ne anlama geldiğinden bile habersiz (miş) idi.

Önce hazırlık süreci:

Kanada’dan iş teklifi aldığımda burada yaşamak isteyip istemediğimizi anlamak. için büyük oğlum ve eşim ile gittik beni iş görüşmesine çağırdıklarında. Oğlumu işin başında beri sürecin bir parçası yapmaya çalıştık. Bambaşka bir ülkeye gitmekten zaten çok keyif aldığı bir sırada belki buraya taşınabileceğimizi, ne düşündüğünü sorduk. Okul sisteminin çok daha kolay olduğunu, çok daha az ödev verdiklerini söyleyince oğlum zaten kendi adına taşınma kararını almıştı bile.

Malesef yaşından ötürü ufak oğlumu hiç sürece dahil edemedik. Sadece onun kendini rahat hissetmesi için taşınmadan daha önce kutu kutu oyuncaklarını paketleyip Kanada’ya gönderdik. Böylece kendi adımıza onun kendini evde hissetmesi için önlem almış olduk.

Geldiğimizde ev düzenimizin önemi kısmı kurulmuştu (ablam sağolsun, bu tamamen başka bir başlığın konusu). Gittikten sonra verilmesi gereken önemli bir karar çocuğunuzu hangi eğitim sistemine dahil etmek istediğiniz. Kanada’da birkaç tane okul sistemi var:

1) Özel okullar: Yıllık maliyetleri 12.000–80.000 dolar arasında değişken

2) Devlet okulları

3) Katolik okulları

Özel okula gitmek için nerede oturduğunuzun önemi yok. Şehrin öbür ucunda otursanız da transferi kendiniz sağladığınız sürece çocukları istediğiniz okula gönderebilirsiniz. Devlet ve Katolik okulları için ise adresinize tayin edilmiş okula gönderebiliyorsunuz sadece. Bu yüzden evinizi ona göre tutmak gerekiyor. Ev tutma ve iyi okulları bulma ile ilgili bilgileri başka bir başlıkta vereceğim.

Katolik okullarına gitmek için çocukların Katolik olmasına gerek yok. Bunun dışında birçok aile de Katolik okullarını eğitim kalitesi daha iyi olduğu için tercih ediyor. Ben ilkokul düzeyinde bu okullarda yer bulmanın daha zor olduğunu biliyorum ama lise aşamasında genel olarak yer ayarlanabiliyor.

Biz tercihimizi devlet okullarından yana yaptık. Yaş grubu çocuğun doğum yılına göre belirleniyor. Yani benim 2011 doğumlu küçük oğlum ayından bağımsız olarak junior kindergarten sınıfına denk geliyordu. Kreş 2 yıl (junior ve senior kindergarten) ve zorunlu değil. Ancak ücretsiz ve ilkokul binalarında yerleri var. Ayrıca kreş sistemlerini çok başarılı bulduğumu da söylemeliyim.

Gittikten birkaç gün sonra çocukların okul kayıtlarını çıkartmak için OCDSB (Ottawa-Carleton School District School Board) gittik. Burada çocuklar seviyelerine göre bir değerlendirmeden geçiyorlar- ön planda matematik ve dil bilgileri için. Bundan sonra size bir yazı veriyorlar, şu sınıfa gitsin ve ELS (English language support) alsın diye. ELS bildiğim kadarıyla günün belli saatlerinde okul bünyesinde çocuğunuza ek özel destek veren öğretmen demek. Her okulda yok ama okulların websitesine girdiğinizde bu bilgiye ulaşabiliyorsunuz. Bildiğim kadarıyla diyorum çünkü benim büyük oğlum için İngilizce kompozisyon yazmasında sıkıntı yaşadığı ve 5. sınıfta buna çok ihtiyacı olacağı gerekçesi ile ELS önerisinde bulunulmuştu, ELSsi olan bir okula yazdırmıştık. Ama ELSyi hiç göremediğimiz için büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştım.

Madem büyük oğlanla başladım, onunla devam edeyim.

Türkiye’de 4. sınıfı bitirmişti, Kanada’da 5. sınıftan başladı. Okula götürdüğümüz ilk gün ofis denen yerde bekliyorduk ki bir çocuk geldi, sen Alp misin dedi ve evet deyince de oğlumu götürdü. İşte bu kısmın başta hayatımızı en zor eden kısım olduğunu söylemeliyim. Oğlanın sınıfı, öğretmeni, ihtiyaçları, ödevleri hakkında hiçbir bilgilendirme almadık. Öylece gitti ve akşama okulun kapısında karşıladıktan sonra ondan bazı bilgiler almaya çalıştık. İlk birkaç hafta sınıfta olan biteni hiç anlamadım, tahminen oğlum da pek birşey anlamıyordu. Ancak ilk gün bana söylediği bir cümle ile başımdan aşağı kaynar sular döküldü ve ilk kez biz ne yaptık dedim. Sınıfta 5. ve 6. sınıfların birlikte olduğunu (combined class), öğretmenin sırayla biraz onlara biraz da öbür sınıfa anlattığını, bu arada kendilerinin de beklerken ya öğretmenin verdiği egzersizleri yaptıklarını ya da kitap okuduklarını. söyledi. Bildiğiniz eski köy okulu yani… Bunun doğru olduğunu anlayınca araştırmaya başladım, müdür yardımcıları ile konuştum. Anladım ki bu Kanada’da çok yaygın kullanılan bir sistemdi. Ortaya çıkış nedeni tamamen kaynakların daha verimli kullanılması olmakla birlikte bunun araştırmalarını yaptıklarını görünce kendimi sakinleştirdim. Özetle çocuğu 1 ocak- 31 aralık arasında doğumuna göre sınıflandırmanın da çok yanlışları olduğunu, iki çocuk arasında gelişim açısından çok fark olduğunu, bunu yerine bir skala yaratmanın ve çocuğun ihtiyacına göre eğitim almasının daha anlamlı olduğunu düşünüyorlar. Çocuk 5. sınıfta ise sadece o müfredattan sorumlu olmakla ve sadece onunla ilgili ödev ve egzersiz almakla birlikte aslında öbür gruba anlatılanlara da maruz kalıyor (yani daha ileri gitme ya da eskileri tekrar etme şansı var). Bir de savundukları sınıf içinde abi-abla kardeş yardımlaşmasının yerleşmesi ve uzun dönemde bu çocukların sosyal açıdan daha başarılı oldukları savı var. Tüm bunlar bu sistemi savunmak için mi yoksa gerçekten öyle mi, bilemiyorum. Biz sonuçta ilk yılın ilk döneminde çok zor zamanlar geçirdik. Eğitim sisteminin artı veya eksi yönde katkısı neydi, değerlendiremiyorum.

Müfredat ve eğitim şekilleri gerçekten çok farklı. İçerdikleri bazı konuları Türkiye’de bir önceki sene görmüş olmanın çok kolaylığını gördük. Türkiye’de çok başarılı olan, okulundan burs kazanmış oğlumuzdan kırık notlar görmeye başladık, beklediğimiz üzere. Sembolize ederek anlatacağım:

‘5+7–2?’

dediğinde bunu yapmakta sıkıntı yaşamayan çocuk,

‘John’un 5 elmasına 7 tane ben eklesem ve Lucy iki tanesini aldığında kaç elması kalır?’

sorusunu İngilizce gördüğünde çuvallıyordu. O nedenle matematikten arka arkaya bir değerlendirme A, öbürü F (fail) gelebiliyordu. Sonuçta bunlar yavaş yavaş düzeldi. Senenin sonundaki değerlendirmesinde matematik ve fen çok iyi, İngilizce ve tarih ise not olarak daha arkadan geliyordu. Bu alışma sürecinin en zor kısmını 3 ayda atlattığımızı söyleyebilirim. Senenin ikinci yarısı minimum sorunla geçti. Beni eğitim sisteminden anladığım, çocukların ilkokul kısmında gerçekten başı boş bırakılmaması gerektiği. Biz Eren ile gerçekten çok yoğun çalıştık. Alper (eşim) tarih ve fen derslerini, ben ise İngilizce ve matematik derslerini üstlendim ve birebir ilgilendik. İşin güzel tarafı, çok daha esnek olan Kanada sisteminde (sadece çocuklar için değil, ebeveynler için de), çocuklarınızla ilgilenecek vakti çok daha rahat buluyorsunuz ve onların dersleri ile ilgilenmek anksiyete sebebi olmuyor.

Ufak oğlanda ise bambaşka deneyimlerim var.

Okula başlamadan bir gün önce öğretmeni ile görüşmem için randevu verildi. Görüşmede oğlumun özelliklerinden becerilerine kadar birçok şey konuştuk. Yankı ile de bazı sorunlar yaşadık ama öğretmeni bizi hep sistemin içinde tuttuğu için hep hızla yardım etme ve çözme şansımız oldu. Yankı 3–4 ay sabahları okula çok zor gitti. Okula gittikten sonra hiçbir sıkıntısı kalmadığını anladığımız dönemde bile hep evde ve bizimle olmayı tercih etti (pek de sürpriz sayılmaz) . Onu okula başlamadan defalarca uyarmıştık, İngilizce anlamayabileceğini, bunu geçeceğini vs vs. Meğer boşuna konuşuyormuşuz. Meğer Türkçe – İngilizce çocuklar için soyut kavramlarmış. Bunu birkaç hafta sonra, Yankı bize sınıfındaki çocukların yaşlarını sorunca anladık. Onunla aynı yaşta olduklarını söyleyince bunun doğru olamayacağını çünkü hepsinin bebek gibi konuştuğunu söyledi. Yani onun için ne dediğini anlayamamak bebek olmak demekti. O zaman anladım aslında onun ne büyük bir kaos yaşadığını ve onu aslında gerçekten göremediğimizi. Bunların hepsi yavaş yavaş geçti. Kabaca 3 ay içinde taşlar yerine oturmuştu. Değil sadece İngilizce, başlayan Fransızca dersleri ile bir süre sonra Madam’ın öğrettikleri de evde duyulmaya başladı.

Bu noktada French Immersion meselesinden bahsetmek isterim. Kanada’nın her bölgesi buna takmış değil ama başkent olan. Ottawa tam bir bilingual, yani hem İngilizce hem de Fransızca’nın çok yoğun konuşulduğu bir şehir. ‘Early french immersion’ denilen sistem çocukların ilkokul birinci sınıfta neredeyse tamamen Fransızca ders gördükleri, bundan sonraki senelerde İngilizce Fransızca oranının İngilizce lehine her sene biraz değiştiği bir sistem. Çocuğunuzun ya bu sistemde. yada İngilizce sisteminde devam etmesini seçebiliyorsunuz. Fransızca programının faydası hem iki dili de ana dili gibi konuşması, hem de eğitime daha önem veren ailelerin genelde French immersion, göçmenlerin ise daha çok İngilizce’de kalması nedeni ile Fransızca sınıfının genel başarısının biraz daha yüksek olması. Çocuklarımızın yaşları bize çok fazla seçim şansı bırakmadı. Büyük oğlum İngilizce programında. Ufak oğlum ise diğer tüm sınıf arkadaşları gibi şu anda %50–50 İngilizce-Fransızca görüyor, seneye komple Fransızca grubunda olacak.

Sonuçta ilk 3 ayı gerçekten zor atlattık. Eğer geçici sürelerle geliyor olsaydık bu süreci hiç kafama takmazdım. Ama onların kaderini değiştirdiğimiz ve cehaletimiz ile sistemi çözemediğimiz dönem bizim sabrımızı sınadı. 1. yılı tamamladığımız şu günlerde yeni bir eve ve mahalleye taşındığımız için çocuklarımız teorik olarak ikinci bir travma yaşayarak başka bir okula başladılar. Bu okula adapte olmaları o kadar çabuktu ki neşe ile gidilen sabahlar, yeni arkadaşlıklar ve hatta büyük oğlumun sınıf temsilcisi seçilmesi bile birkaç haftayı bulmadı.

Geleceklere tavsiye:

Değişim herkes için zor, onlar için de. Çünkü değişimin boyutu çocuklar için çok daha büyük. İnanılmaz savunma mekanizmaları var. Anne baba olarak biraz sabreder, onlara yardım eder ve güçlü durarak onlara endişe edilecek birşey olmadığı mesajını verirseniz sizi şaşırtacak kadar hızlı ayağa kalkacaklardır.