İçerik Pazarlama Ne Değildir?
İçerik pazarlama konusu yıllardır gündemde olan ve ne yazık ki hâlâ anlaşılamayan yegâne konumuz. En büyük firmalar da dâhil olmak üzere birçok kurum henüz bu konuyu anlamamış veya anladığı halde uygulamaya geçememiş durumda.
En son bu konu hakkında düşünüp bir şeyler yazmamın üzerinden sanırım 2 yıl kadar geçti ve 2 yılda neredeyse hiçbir ilerleme kaydedilmedi. Kafalar hep “Snapchat diye bir şey çıkmış, hemen bir şeyler paylaşmalıyız.” kıvamında. Sanki bütün markalar bütün sosyal ağlarda olmak zorundaymışçasına bir yarışta. “Sayılar değil etkiler önemli.” diye defalarca söylense de kimse duymuyor, duymak istemiyor. İçerik pazarlama konusu ve bununla birlikte sosyal medya pazarlaması, gittikçe dev bir balona dönüşüyor. Piyasada bir sürü insan birbirini kandırıyor, birbirini pohpohluyor ama yapılan kaliteli iş sayısı 12 falan.
Neyse, uzun uzun iç döktüğüme göre madde madde içerik pazarlamanın ne olmadığını anlatmaya geçeyim. Daha önce içerik pazarlamanın ne olduğu da ne olmadığı da defalarca yazıldı, çizildi gerçi ama ben yine de hatırlatmamı yapmış olayım tekrar.
1. İçerik Pazarlama Sürekli Post Paylaşmak Değildir.

Bu madde herkes tarafından biliniyor, dillendiriyor ama nedendir bilmem hâlâ ısrarla anlaşılamıyor. Yazılan bütün yazılar zaman boşluğunda kaybolup gidiyor ve insanlar ısrarla içerik pazarlamanın sürekli post paylaşmak olduğunu düşünüyor. Oysaki öyle değil. Vallahi değil. Elbette sürekliliği sağlamak gerekiyor, elbette belli bir plan dâhilinde içerik paylaşmak gerekiyor ama içerik pazarlama sadece bundan ibaret değil. 10 post paylaşırsanız süpersiniz, 30 post’ta muhteşem oluyorsunuz diye bir olay yok. Optimum sayıyı bulmak gerekiyor. Sizin haftada 30 post kadar kullanıcılara söyleyebileceğiniz bir şeyler vardır, benim markam için haftada 5 yeterlidir. Burada kilit nokta faydadır. Sürekli faydalı içerik üretebiliyor ve hiç kitlenme yaşamıyorsanız yardırın gitsin. İsterseniz haftada 100 içerik paylaşın ama kullanıcıya fayda sağlayabilen bir içeriğiniz yoksa hiç sosyal medyaya bulaşmayın daha iyi.
2. İçerik Pazarlama Yalnızca Sizin Konuştuğunuz Bir Alan Değildir.

En sık yapılan hatalardan biri de; sosyal mecraların, çift taraflı iletişim noktaları olduğunu unutmak. Sosyal mecralarda içerik pazarlama yaparken kullanıcıyı da dinlemek zorundasınız. Müşterinizi iyi tanımak istiyorsanız, ona söz hakkı vermelisiniz. Sürekli tek taraflı iletişim yaptığınız günleri artık geride bırakın! Kullanıcılar da konuşmak, sizlere ulaşmak ve fikirlerini sizlerle paylaşmak istiyor. Sürekli sizin konuşmalarınızı dinlemek, sürekli sizin içeriklerinizle karşılaşmak istemiyorlar elbette. Bir de işin daha kötü tarafı şu; müşteriler konuşmak istiyor evet ama her şeye de cevap vermiyorlar. Sorularına cevap alamayan nice markalar bu yolda helak oldu. “Sizin en sevdiğiniz gün nedir?” gibi dünyanın en klişe sorularına insanların cevap vermemesi de normal bir yandan. Ben neden bu soruya cevap vereyim? Bunun bana faydası nedir? Hadi ben cevap verdim, bu markanın ne işine yarayacak? Oldukça amaçsız ve gereksiz bir soru kısaca. Bu yüzden şimdi elinizdeki klavyeyi yavaşça yere bırakın ve karşılıklı iletişim nasıl kurulur öğrenmeye başlayın.
3. İçerik Pazarlama Kelime Sayısını Satmaya Çalışmak Değildir.

Yıllardır süregelen bir yanılgı var. Sanki uzun içerik kaliteli içerikmiş gibi algılanıyor ve birçok içerik yazıcı/çizici de kendini buna göre konumlandırıyor. İçerik kavramıyla azıcık aşina olan herkes zaten “500 kelimelik tanıtım yazısı”, “1000 kelimelik kategori yazısı” gibi kavramlara aşinadır. Oysa unutulan bir şey var; uzun içerik iyi içerik demek değildir. Kullanıcıya bir deneyim kazandırmayan içerik çöptür, yazılmasa belki daha iyidir. (Deneyim derken de elbette sıcak kumlardan serin sulara atlatan yazılardan, Everest’in tepesine bayrak diktiren GIF’lerden veya Amazon Ormanları’nda ava çıkartan videolardan bahsetmiyorum.) Bu tür kötü içerikler zaten kullanıcı için değil arama motorları için yazılan içeriklerdir fakat son zamanlarda Google algoritma değişikliği sayesinde insansı bir zekâya sahip olmuştur. Artık o da SEO için yazılan içerikle faydalı içeriği ayırt edebilmektedir. Bu yüzden uzun ama boş içerik kimseye mükemmel SEO puanı kazandırmaz, aksine kaybettirir.
4. İçerik Pazarlama Alakasız Abur Cubur İçerik Paylaşmak Değildir.
Bu maddeyi çok fazla uzatmak istemiyorum aslında çünkü ısrarla dillendirdiğimiz ama ne hikmetse ısrarla anlaşılmayan bir konu. Kendi konseptinizde, sektörünüzle/çalışma alanınızla ilgili faydalı içerikler paylaşın. Eğer çok sık üretemiyorsanız günde 1 değil haftada 1 paylaşın ama mükemmel içerikler paylaşın. En azından her sabah “Günaydın:)” diye post atmamakla bu işe başlayabilirsiniz.
5. İçerik Pazarlama SEO İçin Yapılan Bir şey Değildir.
Bu madde de yeterince açık geliyor bana ama dilim döndüğünce yine de anlatayım. Evet değerli dostlar içerik pazarlama ile SEO birlikte bütünlük sağlayan ve iç içe geçmiş iki kavramdır ama içerik SEO için yazılmaz, içerik pazarlama Google için yapılmaz. İçeriğin odak noktası insandır, kullanıcıdır; Google değil. Bu yüzden içerik pazarlamada SEO temel amaç olmamalıdır. Belli başlı tekniklere uyarak girilen içerikler elbette sizi daha hızlı yükseltecektir ama içeriğiniz kalitesizse sağladığınız başarı kesinlikle geçicidir. Bu yüzden içeriğinizi çeşitli mecralara yaymadan önce kendinize sorun: “Ben bu içeriği neden yazdım? Bu içerik kullanıcıya ne yarar sağlayacak? Ben olsam bunu okur muydum?”
Şimdi baktım da; o kadar madde yazmışım ama hepsinde de faydalı olmaktan bahsetmişim. Zaten içerik pazarlama kolay bir şey ya, ne var ki, yazıyorsun/çiziyorsun işte kafana göre, çok da şeyapmamak lazım yani. (Kürekle dövdüler.)
