Sushi ve Kokorec
Bir gun bir arkadasima yeni tanistigim birinin yeteneklerinden bahsediyordum. Su sekilde bir tanimlama yapmistim o kisiyle ilgili: “Yaptigi islerle deger yaratmaya calisan, parayi amacinin disinda tutup daha nasil baskalarinin hayatlarini degistirebilirim diye dusunen biri. Ogrendiklerim ve dusunce yapisi beni etkiledi” dedim. Ardindan projesini anlatacaktim ki soyle bir soru geldi:
Soru: Hangi okul mezunu?
Ben de cevap verdim: Harvard
Cevap geldi: Iyi iyi oyle insanlar olsun cevrende.
Anlayamadim. “Harvard” etiketi bana ne katacakti? Harvard’li olmasa ve diyelim lise terk olsa bu yeni tanistigim arkadasimin degeri nasil degisecekti? Benim cevremde olan kisilerin o kisiye katkisi neydi?
Dunyanin en buyuk sorunu ego ve onu beslemeye calisan hirslarimiz. “Arkadaslarimiz”da etiketler gormek istiyoruz. Aslinda ne buyuk ozgurluk kendin olabilmeyi basarabilmek. Arkadasini veya cevresini etiketiyle degilde yaptiklariyla tanimlamak. Basari hikayelerini analiz ettikce aslinda dunyanin nasil dondugunu da anliyorsunuz. Yanlis dusunce kaliplari ve inanislar gittikce herkesi yalnizlastiriyor.
Dunyanin en taninmis bilimadami Einstein neden bu kadar ego’dan uzakti dusundunuz mu hic? O kendini populerligiyle bagdastirmadan sadece fizikte yapabileceklerine odaklandi.
Insanlari; bitirdikleri calismalariyla, atlattigi zor gunlerle, basardiklariyla, baskalarinin hayatlarini degistirebilme yetenekleriyle, iyilikleriyle, dersleriyle degil de onlari etiketleriyle istiyoruz.
- Is ilani verirken “en buyuk top universitelerden mezun” diye ariyoruz.
- Bir ortama girdigimizde “ben” cumleleriyle basliyoruz iletisime. Dinlemek ve sormak yerine.
- Kendimizi goremeden baskalarini yargiliyoruz.
Kokorec ve Sushi ve Oyster ve de Iskembe Corbasi seviyorum.
Sabahlari: Yann Tiersen, Mozart
Kosuyorsam: Rihanna, Tarkan, Drake
Genelde: Rock
Boyle bir huzunlendim aksamlariysa: Joy FM Turkce dinliyorum
Yedigim, ictigim, dinledigim, okudugum okul, oturdugum yer sadece yolculugumdaki araclar. Neler yaptigim, hayatta hayallerime ulasabilmek icin neleri goze aldigim, bu yolda giderken degerlerime nasil sahip ciktigim, kac kere dusup kac kere kalktigim ise hayattaki asil konumum.
Kaliplasmis dusunce yapilarina inanarak bununla dunyayi anlamaya ve bu gezegende bir yer edinmeye calisan onca insan.
Kendisine güvenen egonun sürekli üstün olma ihtiyacı içinde olmasının altında, bilinçaltında yatan bir aşağılık kompleksi ve korkusu vardır. Buna karşın kendisini yetersiz ve aşağı gören utangaç egonun içinde de gizli bir üstünlük arzusu bulunur. Pek çok kişi durumlara ve temas içine girdikleri insanlara bağlı olarak aşağılık ve üstünlük duyguları arasında gidip gelirler. Sizin kendinizle ilgili olarak bilmeniz ve gözlemlemeniz gereken tek bir şey vardır: Ne vakit kendinizi başkalarına göre aşağıda veya daha üstün görürseniz, bilin ki egonuz devreye girmiştir.
Eckhart Tolle — Var Olmanın Gücü
Oyle insanlarla karsilastimki. Bazen bir mucize gibi geldi yasadiklarim. Hayatimda tanidigim en basarli insan Amerikali bir is insani ve taksi soforlugunden suanki servetini yapmis. Kendi okuyamamis ama imkani olmayanlar icinde yedi okul acmis Endonezya ve Afrika’da. Yaptigi yardimlari kedisinden hic duymadim hep cevresindekiler anlatti. Bir o kadar da mutevazi.
Simdi biz neyin etiketindeyiz ? Soyle bana :)
Dusuncelerinizi paylasirsaniz memnuniyetle duymak isterim.
Sevgiler,
Duygu Ozen
