Karıştım, Neyden Ayrışayım

Konuştuklarımız birbirimizin üzerinde olan hakkımız. Duyduklarımız nasibimiz. Onun dışında sessiz yaşarız çoğumuz.

Buğday sırasında

Teyemmüm sahnesi vardı. Caminin yer tahtalarının altından çıkan el değmemiş, temiz topraktan teyemmüm aldılar. Suyu ve toprağı fark ettin. Onları yaratanı hatırladın. Tenine toprak değdireni tanıdın.

Asit yağmurlarından kaçtılar, teneke bir otobüse sığındılar. İnsanın kendi zulmünden nasıl kaçtığını görmüş oldun. Tehlikedeki payını. İşaretsiz koymayan, kimseyi baş aşağı yuvarlamayan, karıncanın buğdayını muhafaza eden Allah’ı hatırladın.

Buğday’dan sonrası:

Film bitti. Buğday. Hani çok sevildi. Derindi, herkes kendine başka bir anlam çıkarabilirdi. Film müziği devam etti: Sadeliği bulmanın; sıyrıla sıyrıla kendine işlenen nakışı gün yüzüne çıkarmanın zorluğunu anladın.

Bir karınca bir buğdayı taşımış, bir yuvada bir avuç buğday birikmişti filmde. Salondan çıktın. Bir akıllı telefonun altına ‘büyük işler yap’ yazmışlar reklam panosunda.

Yerin altında, göğü görmeme pahasına, bir an önce gitmek adına, oksijeninden şüphe duyduğun metroya bindin. Arızalandı. Mutsuz olmak kolay; arıza, ajandasında yok kimsenin çünkü. İnsan şu kadar kilometre yürüyebilecek şekilde yaratıldığını bile unutmuş. İnsan, Allah’ın onu neye ayarladığını unutmuş. İnsan kendine yüklenen özellikleri unutmuş.

Taksiden inerken;

— Abi ışığı açar mısın, cüzdanı göreyim.

Işığım çalışmıyor, sen ver kızım ben görürüm, ben parayı çok severim.

Her sahneden Allah’ın haberi var, bunu biliyorsun. Buğday’ın verdiği mesaj da taksicinin verdiği mesaj da hikmete dahil. Bir bütünlük oluşmuyor aciz zihninde ama mesajları yollayan Tek.

Buğday’dan biraz daha sonrası:

Deden ‘‘Arkanda salih evlat bırakmakmış mesele. Şükür dua edenlerim var.’’ derken, aynı anda servis odasının radyosunda çalan türkü kulaklarından giriyor:

Hiçbir şey boşuna değil. Bütün anları, kareleri yaratan var; içine ılık ılık akan sahneler gönlünde yoğrulur, yoruma dönüşür; ve dahi sonra bir tutunuşa...

Gözü kaymayan, yolu şaşmayan efendimize salat ve selam olsun.

Pendik, 2017

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.