Kontrollü Navigasyon

17 Kasım 2017 Cuma günü Kadir Has Üniversitesi Cibali kampüsünde gerçekleştirilen “3. Blog Yazarları Çalıştayı”na izleyici olarak katıldım. “Blog kendini ifade etme ve birşeyleri değiştirebilme yeri” düşüncelerine katılıyoruz. Bu görüş dışında blog yazarları, kişisel web yayıncılığı yapıyorlar. Bu açıdan bakarak, “e-kitap ve blog içeriğinin yaşadığı benzer teknik sorunların” olabileceğini düşündüm. Evet. Sorunları tek tek not ettim.

Web’in içeriği özgürce modellemesine karşın sosyal medya uygulamalarının kontrollü görüntüleme davranışı göstermesi: Kontrollü navigasyon

Odak sorun şu: Sosyal medya uygulamalarının web sayfalarına -web’e karşı- gösterdiği kontrollü görüntüleme davranışları. Sosyal medya uygulamalarının görüntüleme davranışlarının temelinde “benden mümkün olduğunca ayrılma, daha fazla zaman geçir”ilkesine dayanmak var. Bu nedenle bir sosyal medya uygulamasından web sayfasına çıkış yapmak kontrollü olarak kullanıcıya zor gelecek bir davranış gösteriyor. Web sayfalarını kendi tarayıcıları (browser) üzerinden açmaktadırlar. Yani kullanıcı kontrollü bir web gezinmesi yapmakta. Her bir sosyal medya mobil uygulamasının tarayıcılarının artık kendi user-agent bilgilerinin varlığı ise başka özel bir durum.

Tam aksine özgür web ise açıldığınız bir sayfadan başka diğer sayfalar arasında gezinme (navigasyon), sörf yapma, özgür dünyada koşulsuz gezinme prensibi ile temellendirilmiş bir açık kaynak kodlu dünyaya sahiptir. Blog yazarlarının bir dönem “web’de çok konuşulur”olmasında yatan bu özgür dünya üzerinde herkesin olmasıydı diyebilirim. Fakat kendinden öğrenmeye inanan ve gerçekleştiren birisi olarak blog yazarları her zaman faydalı olacak içerikler üzerinde odaklaştıkça ölümsüz olacaktır.

İnsanların çevrimiçi en çok vakit geçirdikleri sosyal medya uygulamaları içerisinden blog yazılarının;

  1. Okunmadan sadece “like” aldıklarının farkındalar. Çünkü gerçekten yazının okunması için insana bir takım -caydırıcı olabilecek- uyarıları onaylamasını istemektedir. Bu durum hemen okuma alışkanlığı engellemektedir.
  2. Blog sayfalarının özellikle reklam almalarından dolayı veya ağır script, css ve diğer alt yapı kodlamalarının getirdiği yükten dolayı açılma süresi uzamaktadır. Bir de buna kontrollü geciktirmeler de eklendiğinde insanın okuma serüveni başlamadan bitiyor. Sosyal medya tarayıcısının içerisinde JS-eokuyucu ile e-kitap içeriği görüntülemek bile sorunlu.
  3. Bazı blog sayfasının sade arayüzü ve okunabilir özellikleri (yazı fontu büyüklüğü, background rengi vb.) olmayışı nedeniyle insan gözüne rahat okuma sağlayamaması da web yayıncılığı yapan blog yazarlarının hatası. Bununla birlikte tam okuma yapacakken yazıları büyülteceğiniz bir butonu dahi sosyal medya tarayıcısı vermiyor. Ne yapacaksınız? Kapatacaksınız tarayıcıyı. (İpucu: Bazı sosyal medya uygulamaları tarayıcılarındaki paylaşım butonlarında “Okuma Listesine Ekle” adında buton ile o zaman okuyamazsanız bie sonrasında mobil cihazınızın default tarayıcısından yazıyı okuyabilirsiniz.)
  4. “Eşim e-kitabını neden bu sosyal medya içerisinden cihazıma indiremiyorum?” demesinin üzerinden sadece dört yıl geçti. Halen düzenli bir web sayfası okumuyor sosyal medyadan!
  5. Teknolojiye hakim tam dijital okur-yazar olan blog yazarı için okuma sonrası altını çizme, yorum yazma gibi “etkileşimler” çok önemli. Fakat özellikle yorum gibi önemli geri bildirimlerin blog sayfasında yapılamaması ve bu nedenle sosyal medya üzerinde yorum yazılması durumu blogun düşünceyi tartışma ruhunu bitiriyor.
  6. Blog okuyanlar “blog e-posta üyeliğini” kullanmaktadır. Sosyal medya okuma deneyimini yükseltmek gibi bir misyonu olmadığı için “bu bloğu her zaman okumak için üye ol” gibi bir seçenek de sunmuyor.
  7. Yorumların farklı sosyal medyalarda kalması ise blog yazarlarını ister istemez bir anlamda çoklu (multi channel) sosyal medya platformlarını kullanmasına neden oluyor. Bu durum ise yazmanın dışında özel bir zaman gerektiriyor.
  8. Bilhassa günümüzde gençler tarafından URL görüntülemeyen sosyal medya uygulamaları, gençlerin de blog deneyimini neredeyse yok ediyor. Okuma alışkanlığını tetikleyecek bir davranışta bulunmuyorlar. Mecburlar mı? Elbette hayır. Düşündürücü!..
  9. Webin karşısındaki bu yeni okuma deneyimi sunmayı amaçlamayan görüntüleme davranışı, “insanların okumaya olan ilgisini” köreltmektedir. Bir tasarım ve yazılımcı olarak suçu çoğunlukta aramak, uğrayacağım en son duraktır.

Blog üzerine odaklı “Medium” uygulamasının ücretli davranışa yönelmesi de ileride Türkçe içerikli nitelikli yazılara ulaşamamasına yol açacaktır.

Blog içeriği, değişen deneyimlerle “yeniden keşfedilmiş”dir. Vblog (video blog) yeni bir format olmamakla birlikte yeni bir tekrardır. Çalıştay’da konuşulan ve içerik olarak çok daha zahmetli bir üretim işidir. “Text içerik” ile karşılaştırıldığında daha fazla MB ve daha fazla “şeyler”istemektedir. Üzerine tartışılmalıdır.

Çalıştayın bizden yana çıktısı

E-kitap içeriğinin yeni web yayıncılık anlayışı ile sadece okuma sistemlerinin dışında tarayıcılar üzerinden okunması için çalışmalar sürmektedir. Fakat bu maddeler e-kitabın geniş kitlelere ulaşmasında engel yaratmaktadır. Blogların kapanması ile gelen arşivleme sorunu ise çok önemli. Burada EPUB3 formatın devreye gireceğini düşünüyorum. Ayrıca özgür web’in nasıl bir gelişim göstereceğini hayal ettirecek “okuma deneyimine odaklı yeni format tasarımların” üzerinde çalışılması gereklidir.

Çalıştay’ın kapanış oturumunda 10'dan fazla blog yazarını dinledim ve özel notlar aldım. Sadece bir yazar “kendi sorunlarımıza odaklı çalışmalıyız” konusunda oldukça tutkulu bir önermede bulundu. Diğer iki blog yazarı da -aslında çok da tutkulu gözükmeden- bu fikri destekledi. Çoğunluk ortak bir platformda olmaktansa “bu iş bireyseldir, öylesi kalmak daha doğru olacaktır” görüşündeydi. Bu yüzden bugüne kadar sürekli bir iletişime geçmemişlerdi.

Unutmamak gerekir ki, her yüzyıldaki yenilikler (inovasyon) “kendi sorunlarına odaklanan kişiler” tarafından üretilmiştir.

Blog Yazarları Sınıflaması

Ayrıca notlarım üzerine çalıştaya katılan “Blog Yazarları Sınıflaması”nı ilgilenenlere sunmak istedim.

1) Eğitime, kendinden öğrenmeye inanan ve paylaşıma açık bir blog yazarı için web analiz verilerine bakmıyor. Onun için bir kişinin okuması ve fayda sağlaması çok değerli. Ayrıca hakim olduğu bir konuda yazdığı için daha ayrıntılı bilgi için yazarı arayanlar oluyor ve danışmanlık hizmeti verebiliyor.

2) Teknolojiye hakim tam dijital okur-yazar olan blogger ise web analiz sonuçlarının ne anlama geldiği konusunda daha bilinçli ama az değil daha çok tıklanmaya önem veriyor. Bu nedenle gündem ve eleştirel yazılara odaklanabiliyor. Genelde teknolojik konularda yazıyorlar. Blog sayfası üzerinde etkileşime önem verdiği için kendi bloğunu bir de Medium üzerinde paylaşabiliyor.

3) Günlük gibi farklı konularda yazabilen blogger ise beğeniye, web analiz sonuçlarına önem veriyor. Hatta VBlog yapmaya bile eğilimli ve bu zahmete girebiliyor.

4) Eleğini duvara asmış ve artık üzerindeki deneyimi paylaşmak isteyen yeni blog yazarları. Yaşları genelde 40 ve üzeri. Bu yazarlar web yayıncılığı konusunda teknik desteğe ve bilgilendirilmeye açlar. Diğer yazarlara göre daha özverili, daha açık.

N. Erhan Üzümcü
Sanat Yönetmeni ve EPUB3 Developer

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.