Ex

Bugün beynim bozbulanık. Halbuki sabah 5’de kalktım, yogamı yaptım. Ne de iyi geldi o saatte kalkmak! Daha hava aydınlanmamış ama enerjim tazecik. Deniz otobüsüne yetişeceğim için çok bol vaktim yok.

Beş dakikacık bir meditasyonla başladım, birkaç tur çandranamaskar ve ayaktaki simetrik pozlardan oluşan kısa bir seri. Yüzüstü ve sırtüstü arkaya eğilmeler ve minik bir twist ile bitirdim uygulamamı.

O sırada demlenmiş tazecik kahvem. Duştan çıktım mis gibi kahve kokusuyla ettim kahvaltımı sakin sakin, evde benden başka nefes yok. Birazcık Mavi Orman bile okudum. Oh değmeyin keyfime!

Normalde yola çıkacağım zaman gerilirim, seyahatler benim için hiç keyifli ve heyecanlı olmadı. Ben yola çıkacağı zaman stres olan, varacağı yere biran önce varmak, yolculuk sarsıntısından hemen kurtulmak isteyen tiplerdenim.

Ama bugün yogamın da vermiş olduğu gevşeklik vücudumdan tüm varlığıma yayılmış. Sırtım, omuzlarım, kalçalarım hep yumuşacık -ki normalde en katı hissettiğim yerlerdir. Telefonumu “rahatsız etme” modundan çıkartmak için elime alıyorum ki ne göreyim? Biri mesaj gece saat 02.12’de gelmiş, görmemişim.

Nedense… Neyse ki!

Ex’den gelmiş çünkü. Adı Ex ama kendi pek öyle olmaya niyetli değil. Zaman zaman böyle ortaya çıkıp dengemi altüst ediyor.

O zamanlarda nasıl sinirleniyorum. Deliriyorum resmen! Ama neden?

Ayrıldığım sevgilinin beni hala seviyor olması beni niçin sinirlendiriyor? Birinin seni sevdiğini bilmek niçin böylesine kızdırır insanı?

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.