Zıt Kutupların Çekimi

Her insanın bilgi dağarcığı birbirinden o kadar farklı ki, kimle konuşsan bambaşka bir şey öğrenip de gününe devam ediyorsun. Son zamanlarda her günüme bir bilgi katarak devam etmeye çalışıyorum. Bunlar çok basit bilgiler olabiliyor. Ama beni daima bir adım öne taşıyorlar. Dün bir arkadaşım sanki bu bir şeyler öğrenme ihtiyacımı duymuşcasına mesajıyla günümü aydınlatıp, beni biraz olsun rahatlama yoluna götürdü.

Zıt kutuplardan, iyi ve kötüden, yin yangdan, opposites attracttan bahsetti. Adına ne dediğimiz pek bir önemi yok zaten. Batıda opposites attract, doğuda yin yang, bizde zaten zıt kutuplar birbirini çeker kardeş. Tamamen aynı şeyler değilse de benzer şeyler.

Çok duyuyorum etrafımdan farklı insanlardık diyenleri. Birimiz doğuyken birimiz batıydı diyenleri. Buna lafım yok. Çok zıt olduğunuz bir insanla artık birbirinizi çekemeyecek kadar uzaklaşmış olabilirsiniz tabii. Ama ortak yönlerimiz azdı, olmuyordu denmesi… Düne kadar bunun üzerine de düşünmemiştim hiç. Ama dünden beri başka bir şey düşünemez oldum.

Bir insanla her şeyinizin aynı olduğunu düşünün. Müzik tarzınız, okuduğunuz kitaplar, eğlence anlayışınız, hayata bakışınız, her şey. Birbirinize bir şeyler katmanın güzelliğini böyle nasıl tadabilirsiniz? İkiniz de Elliot Smith dinliyorsunuz mesela, hanginiz en sevdiği şarkıcıyı diğerine öğretecek? Çocukluğunuzdan beri benzer kitaplar okuduysanız nasıl değiş tokuşa gideceksiniz? Öyle daha iyi, zıtlaşmayız işte diyebilirsiniz. Katılmıyorum. Siz zıtlaşmasanız da ben zıtlaşırım muhtemelen. Yeni şeyler öğrenmek istiyorum çünkü, hayatıma giren adam bana bir şeyler katsın. Onun yenilikleri kalbimizi hoplatsın.

Bu tabii ki ortak yön olmadan da mümkün değil. Demiyorum ki bambaşka insanlar olun. Hayalleriniz ortak olsun mesela, yoksa nasıl bir geleceğiniz olacak? İkiniz de karavan gezileri hayal edin, biriniz arabayı kullanacakken diğeriniz en güzel playlistleri hazırlasın yolun güzelleşmesi için.

Biriniz chill takılırken, diğeriniz metal sevsin. İkiniz de içinizdeki uyanışı hissettirin. Biri tarih kitapları okurken, diğeri cinayet kitaplarına mı bayılıyor? Amma zıt demeyin, deneyin. Onun aldığı tadı almayı deneyin hayattan. Rezil bir hayata mı sahipsiniz? Eğer o girmek istiyorsa içinize bırakın yininize yang olsun. O istiyorsa eğer, bırakın yapsın. Onu kötü etkilerim demeyin. Belki siz onu kötü etkileyeceğinize, o sizi iyi etkileyecek nereden biliyorsunuz? Yeter ki deneyin.

Beni mesela hayatımın ne kadar berbat hale gelebileceği düşüncesi asla sevgimden vazgeçiremiyor. Çok üzülürsün diyorlar, bırakın üzüleyim diyorum. Size ne? Seviyorsam eğer, yaşıyorsam eğer bu hep mutluluktan mı ibaret olacak? Bırakın üzüleyim eğer öyle istiyorsam. Emin olun ki bazı insanların yanında üzülmek kimisinin yanında mutlu olmaktan çok daha değerli benim için.

İtmeyin birbirinizi, bırakın da karışın birbirinize. Çabalayın, emek verin her türlü ilişkinizde. Olmuyor mu? Konuşun. Bakın bakalım karşı taraf ne düşünüyor. Sizle aynı zorlukları yaşıyor mu? Yaşıyorsa nasıl üstesinden geliyor? İletişimden kaçmayın. Yininizle yangınızla, karşıt tarafınızla konuşun. Çözün birbirinizi bir bulmaca gibi.

Bir arkadaşım var. Dışarıdan baktığınızda bile ne kadar zıt kişilikler olduğumuzu anlamanız mümkün oluyor. Birimiz maddeyi seviyor birimiz ruhu. Birimiz darmadağınık birimiz arkasından düzenleyen. Birimiz alıngan birimiz umursamaz. Nasıl bu kadar iyi anlaşıyoruz dersiniz? Birbirimizi tamamlayarak. İkimiz de alıngan olsak mesela, ikimiz de parayı sevsek, dağınıklıktan ölsek bu şekilde güzel olur muydu her şey? Ben pek sanmıyorum. 5 senedir birbirimize bu zıtlıklar sayesinde çok şey öğretip, geliştik.

Olmuyor mu? Zıtken de birken de yürümüyor mu? Sakın ha bağırıp çağırmayın. Sizden farklı diye bir insana bağırma hakkı üzerinize düşmüyor. Konuşun, dinleyin. Ne varsa içinizde, içinde. Her biriniz konuşun. Belki konuşunca bir şeyleri değiştirebileceğinizi anlayacaksınız. Sizin düşünceleriniz sizi yer bitirirken aslında bitirenin düşünceleriniz, hisleriniz değil de bunları içinizde yaşamanız olduğunu göreceksiniz. Düzelmiyor mu? Bırakın düzelmesin. Ama denemeden bırakmayın. Yininize yang, eksinize artı. Eğer sarıldığınızda en ufak bir kıpırtı hissedebiliyorsanız içinizde, denemeden bırakmayın. Yine olmazsa olmasın. Ama yeter ki birbirinizi kırmayın. Yin ya da yang. Hiç fark etmez. Hepimiz çok ama çok değerliyiz.

Karmakarışık anlamsız bir yazı olmuşsa eğer, bilin ki kafamın içi yüzünden. Atlar koşturuyor içimde. Her cümlem başka bir düşünce uyandırıyor. Oradan oraya atlıyorlar. Ama işin özünü kavrayın. Her türlü insana zıttır, bilmem nedir demeden kucak açın. Ben en azından bunu deneyeceğim artık. Sevgiler.