Uber’e ihtiyacımız var mı?

Ülke pazarına girdiğinden beri sürekli yasak ve ceza haberleriyle gündeme gelen Uber, şu an 107 ülkede en çok kullanılan “ulaştırma” uygulaması olarak geçiyor. Çalışma şeklinin geleneksel taksi veya araba kiralama sisteminden farklı olmasından dolayı da pek çok ülkede yasalarla başı dertte. Şahsi aracınızla yolcu taşıyarak ek gelir elde etmenizi sağlayan Amerika menşeli Uber, yolculara da istediği yerde istediği zamanda özel araç konforuyla yolculuk yapma fırsatı sunuyor. Uber toplu taşıma ağının gelişmediği ve/veya pahalı olduğu şehirlerde ulaşım gibi büyük bir problemi çözerken, araç sahiplerine ve şoförlere gelir sağlıyor.

Ülkemizde ise Uber yalnızca Uber XL ve Uber Aile ile İstanbul’da hizmet veriyor. Google’da “uber yasak” araması yaptığınızda ise 126 bin sonuç çıkıyor.

Uber’in karşılaştığı yasal sınırlamalar gündeme geldikçe kullanıcılar ve ucundan kıyısından dijital dünya ile ilgilinen insanlardan “ama Türkiye’nin de yeniliklere pek kapalı olması” konusunda eleştiriler geliyor. Peki Uber bize gerçekten lazım mı?

Bu noktada Uber ve Uber’in Türkiye’deki olası kullanımı ile ilgili birkaç etkeni göz önüne almak lazım.

1- Türkiye’de özel arabası olan bir insan ek iş olarak Uber Şoförlüğü yapar mı?

Uber’ de kendi arabanızla sürücü olmak için en fazla 10 yıllık bir araca sahip olmanız gerekiyor. Uber’i ek gelir için kullanacak, 10 yıldan genç bir araç alabilecek parası olup; bu aracın vergi, muayene ve bakım masraflarını karşılayabilen biri gerekiyor. Üstüne üstlük dünyada benzini en pahalı alan ülkelerden birindeyiz.

Maliyetler bu kadar yüksek olunca haliyle bu özelliklerdeki araçların sahipleri de orta ve üst gelir düzeyindeki kişiler. (Trafikte gördüğümüz araçların büyük bir kısmı da beyaz yakalılara tahsis edilen şirket araçları olduğunu da unutmamak gerekiyor.) Dolayısıyla Uber’in şartlarını sağlayan bir insanın işsiz olması, ek gelire ihtiyacı olması veya şoförlük yapacak boş zamanı olması biraz zor görünüyor. Diğer yandan işin bir de toplumsal boyutu var. Toplumda yer etmiş “ne derler” virüsü, işi şoförlük olmayan birinin ek iş olarak şoförlük yapmasına mini dram gözü ile bakılmasına sebep olacaktır.

Zaten yarı zamanlı çalışmanın dahi genelde haftada 6 değil 5 gün, 5 değil 4 gün çalışma manasına geldiği ülkemizde, dünyada örneklerini çokça duyduğumuz “birden fazla işte çalışma” şansı olmadığı da aşikar. Bir işiniz varsa suyunuzu çıkarıyorlardır.

Uber ile anılan Toyota Prius ülkemizde 50.000 Euro (evet yüro) civarında satışa sunuluyor.

2- Uber taksiye alternatif mi?

İstanbul’da taksi çok, dolayısıyla da taksi zaten diğer yerlerle kıyaslandığında ucuz. Uber de muhtemelen bunlardan dolayı UberX’i bir hizmet olarak sunmadı. Genelde turizmcilerin havaalanı servisi olarak kullandığı büyük ve lüks araçlarla UberXL hizmeti veriyor. Zaten çalıştığı kişiler de çoğunlukla halihazırda bu hizmeti veren insanlar. UberXL harici servisleri devreye alsa dahi, maliyeti taksiden aşağıya çekmesi pek mümkün olmadığı için lüks bir servis olarak kalmaya mahkum. Basit bir yerel araştırma ile görülebilecek bu gerçeği Uber’in fark etmemiş olma ihtimali de pek yok.

Uber de doğru olanı yaptı. Gençleri hedefledi, güzel bir referans kampanyası ile neredeyse bedavaya taşıma yaparak hedef kitlesini tavladı. (Bir ara İTÜ’deki öğrencilerin bu referans sitemini, sırayla üye olarak kampüsler arası taşıma için kullandıklarına dahi şahit oldum.) UberXL ile taşıma yapıldığı için de insanlardaki konfor ve lüks merakını gıdıklayarak kendini sevdirdi, trend oldu. Öyle ki sırf “Uber ile geldik.” diyebilmek için nice yiğitler Uber’e taksinin iki katı para verdi.

Uber ceza haberlerini reklam amacıyla kullanıyor gibi görünüyor. Ana akım medyada hakkında bir tane bile olumlu haber çıkmadan, yalnızca ceza haberleriyle gündeme geldi. Bilinirliğini arttırdı ve hizmet vermeye devam ediyor. Zaten dünya çapında kullanılan bir uygulama olmak, ödediği cezalardan çok daha fazla yarar sağlıyordur diye tahmin ediyorum. Fakat ülkemizin şartları düşünüldüğünde turizmcilerin BiTaksi’si olmaktan öteye geçemeyebilir. Uber’in amacı ulaşım problemi çözmek değil lüks taşımacılığı ucuzlatmak derseniz, o zaman itirazım olmaz.

Evet belki 2 km taksi yolculuğuna 60 TL alınan Anadolu şehirlerinde Uber olsa gerçekten işimize yarayabilirdi. Fakat bu haliyle kendimizi global sisteme entegre hissetmemizden öte bir faydası olmuyor. Bizim ise yerel problemlerimizi gözlemleyip, bunlara çözüm getiren uygulamalara ihtiyacımız var. Tek şoförlü araçları trafikte görmekten sıkılmış bir İstanbullu olarak güven sorununu çözebilen araç paylaşım uygulamalarının popüler olduğu günleri dört gözle bekliyorum.