İşlenmiş gıdalar hakkında bilmeniz gerekenler

Araştırmalara göre, tükettiğimiz her 10 yiyecekten 7'si işlenmiş gıdalardan oluşuyor.

Gıdaların işlenme sebebi, zararlı bakterileri öldürmek ve raf ömrünü uzatmak gibi görünse de, bu süreçte gıdanın tadı yapay tuz, şeker ve yağ kullanılarak üreticinin istediği yönde manipüle ediliyor. Ancak gıdanın içindeki besin değeri ve vitaminler bu sırada yok oluyor.

İşlenmiş gıdaların fazla tüketimi şunlara sebep oluyor: obezite, erken yaşlanma, kısırlık, karaciğer hasarı, iltihaplanma, astım, asabiyet, depresyon vb.

İşlenmiş gıdaları çok tüketenler aksini iddia etse de, doğal gıdalar işlenmişlerden hala daha ucuz.

Tatlı veya tuzlu atıştırmalıkları yerken kendinizi durduramamanız çok normal. Bunun sebebi, üreticilerin bu ürünleri beyinde dopamin salgısını arttırarak bağımlılık yaratacak şekilde tasarlaması. Ayrıca beynin şekere verdiği tepki ve salgıladığı hormonlar, kokain kullanımıyla benzerlikler taşımakta.

İşlenmiş gıdaların içindeki bazı maddeler: boya ve güneş kreminde bulunan titanyum dioksit(salata soslarında ve kahve kremalarında), silikon dioksit ya da bilinen ismiyle kum(konserve yiyeceklerde), koyun yününden elde edilen lanolin(sakızlarda), selüloz(ambalajlı peynirlerde), tuvalet temizliğinde kullanılan sodyum bisülfat(cipslerde).

Yapılan araştırmaya göre işlenmiş gıdaları tüketmek birçok kronik hastalığın da sebebi.

Bu gıdaları tüketmek metabolizmayı yavaşlattığından vücudunuzdaki kalori yakımını yüzde 50 azaltıyor.

Salam,sosis,sucuk ve türevi gıdaları tüketmek kanser, kalp krizi ve şeker hastalığını da tetiklemekte.

İşlenmiş gıdadan bahsederken fast food’u es geçmek olmaz. İstatistiklere göre, Amerikan halkının yüzde 25'i her gün fast food yiyor. Fast food piyasasının hakimi McDonald’s’ın maskotunu çocukların yüzde 96'sı tanıyor çünkü bir çocuk yılda ortalama 250 McDonald’s reklamı ile karşılaşıyor. Dünya çapında 33.000'den fazla restorana, günlük 70 milyon ziyaretçiye sahip. Saniyede 75 hamburger satan bu dev şirketin favori ürünlerinden olan patates kızartması ve McNuggets’a içinde sığır eti bulunan bir çeşni konuluyor. Bu çeşni, tadı yapay yollarla daha da arttırıyor.

Amil asetat, amil bütrat, amil valerat, anetol, anisil format, benzil asetat, benzil izobütirat, bütrik asit, sinamil izobütirat, sinamil valerat, diasetil, dipropil keton, etil bütrat, etil sinnamat, etil heptanoat, etil heptilat, etil laktat, etil metilpenilglisidat, etil nitrat, etilpropionat, etil valerat, heliotropin, hidroksiprenil-2-bütanon, ionon, izobütil antranilat, izobütil bütrat, limon esansı, maltol, metil antranilat, metil benzoat, metil sinnamat, metil heptin karbonat, metil naptil ketone, metil salislat, nane esansı, çiçek esansı, nerolin, neril izobütrat, susam yağı, fenetil alkol, undekalakton, rum eter, gül, vanilya ve çözücüler. Az önce okuduklarınız Burger King’in çilekli milkshake’inde bulunan kimyasallardır.(bari içine bi yarım çilek atsaydınız hayınlar)

İşlenmiş gıdalarda bulunan en zararlı bileşenlerden biri de şeker. Amerikan Kalp Derneği’ne göre bir insan günlük 7 çay kaşığı şekere ihtiyaç duysa da, günümüzde ortalama şeker tüketimi 26 çay kaşığını bulmuş durumda. Şekerin içindeki glukoz kas ve beyni beslerken, diğer bir bileşen olan fruktozun fazlası karaciğerde yağa dönüşerek metabolik hastalıklara sebep oluyor. Fruktozun diğer bir zararı ise beyindeki doyma ile ilgili olan kısmı geçici olarak devre dışı bırakması. Yani fast food restoranlarında aldığınız şekerli içeceğin boyutu ne kadar büyürse, doyduğunuzu o kadar geç anlıyorsunuz. 1 kutu kolada ise 10 çay kaşığı şeker bulunuyor.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.