Uzaktan Çalışan Ekiplere Delirmemeleri İçin Tavsiyeler

Bundan 5 yıl önce, tüm yazılım ekibi uzaktan çalışmaya başladık. Zamanla gelişen araçlar mekanik bütün sorunlarımıza çözüm üretti. Peki mental güçlüklerimiz? Psikolojik gelgitlerimiz? Korkularımız ya da suçluluk duygumuz?

  • “2 hafta oldu X projesine tek satır kod yazamadım. Sakız gibi de uzadı, artık başına oturamıyorum.”
  • “Patron, özverimin farkında mıdır?”
  • “O hata 2 günüme mal oldu. Çalışmadığımı düşünecekler.”
  • “Noluyo abi şirkette, hiçbirşeyden haberim yok.”
  • “Hallederim dedim ama patladım. Şimdi yapamadım da diyemem.”
  • “Telekonferansta patron biraz soğuk konuştu, bir sıkıntı mı var acaba?”
  • “Motivasyonum sıfır, hiçbirşey yapmak istemiyorum”
  • “Neden bahsediyor bunlar, yeniliklere ayak uyduramadım sanırım. Ekibin gerisinde mi kaldım ne?”
  • “Yeter abi, çok yalnızım.”

Maalesef tüm dünyada uzaktan çalışanlar yukarıdakilere benzer endişeler yaşıyor. Örneğin; 25000 uzaktan çalışan üzerinde yapılan şu araştırmaya göre uzaktan çalışanların %62'si ofis dışından çalışırken çalışmadığının düşünülmesinden endişe ediyor. Kişiliklere ve şirket kültürlerine göre bu korku ve suçluluk duyguları sizi paranoyak bir insana dönüştürebilir.

Eğer siz de zaman zaman benzer endişeler taşıyan bir uzaktan çalışansanız. Sizin ve ekibinizin akıl sağlığını koruması için aşağıdaki naçizane tavsiyelerim işe yarayabilir.


Kırmızı çizgi: “iletişim”

Biliyorum Slack kullanıyorsunuz, Whatsapp, Hangout, Trello, BaseCamp felan, evet evet harika araçlar bunlar. Ama mevzu ne kullandığınız değil nasıl kullandığınız.

İletişim için sebep aramayın: Kalabalık Slack kanallarını sık kullanmaya çalışın, ilginizi çeken ne olursa bunu tüm ekibe duyurun, bir haber, bir teknoloji, bir gif ya da soğuk bir espri olabilir farketmez. Bu ekibin farkındalığını artırır. Arkadaşlarınıza sebepsiz “ne var ne yok” demekten çekinmeyin. Ekip üyelerinin soğuk iş arkadaşlarınıza dönüşmesine izin vermeyin. Kendinizi unutturmayın.

Etrafınıza kayıtsız kalmayın: Katılımcı olun. Yapılan paylaşımların, konuşulan konuların sizinle ilgisi olmasını beklemeyin. Yorumlayın. Ekibin ve şirketin vizyonuna katkıda bulunun.

Kimseyi cevapsız bırakmayın: Yazışmalarınıza hızlı dönüş yapmaya çalışın. Özellikle chat uygulamarında karşıdaki kişiyi asla bekletmeyin. Bekletecekseniz bile bunu söyleyin. İşlerinizi erteleyebilirsiniz ama ekiptekileri ertelemeyin. Bu, insanlara kendilerini değersiz hissettirebilir.

Erişilebilir olun: Yavaş internet bağlantısı, kapalı telefon, bildirim yapmadan erişilemez olma gibi durumlar, uzaktan çalışmanın kimyasına ters. Sürekli online kalmak zorunda olmamalısınız ama erişilebilir olmalısınız.

Odadaki fili gizlemeyin: “şeffaf olun”

Şeffaflık bir şirket kültürüdür. Eğer sizin şirketiniz bu kültüre sahip değilse edinmesi gerekecek. Çünkü “ekibim uzakta olsun, yönetim geleneksel kalsın” sürdürülebilir bir yaklaşım değil.

Birlikte karar alın: Çalışanlara bir ekibin parçası olduğunu hissettirmenin daha iyi bir yolunu bilmiyorum. En azından kendilerini ilgilendiren tüm kararları ve bu kararların sebeplerini ekiptekilerin yorumuna açın.

Şirket/Proje metriklerini duyurun: Bu ay kaç ürün sattınız? Kaç kişiye hizmet verdiniz? Hangi müşteriyle ne kadar çalışıyorsunuz? Projelerinizin analitik raporları, şikayet oranları gibi tüm nihai metrikleri otomatik olarak duyurun. Bir iki slack entegrasyonu ile kolaylıkla halledebilirsiniz. Gece gündüz sql transaction sayan, CPU load izleyen ekibinize, işin ucunda insan olduğunu, insana dokunduklarını hatırlatın.

Transparan çalışın: Toplantılarınızda, ilgilendiğiniz-denediğiniz teknolojileri vurgulayın. Uğraştığınız sorunlardan ya da başarısızlıklarınızdan bahsetmekten çekinmeyin. İşin doğası böyle! Üzerinde çalıştığınız projeleri otomatik olarak duyurmanın bir yolunu bulun. (Biz Slack-Bitbucket push entegrasyonu kullanıyoruz.) Uzaktan çalışmanız beraber çalışmanız için engel değil. Hangouts veya ScreenHero gibi araçlarla aynı zamanda sosyalleşebildiğiniz pair-programming oturumları başlatabilirsiniz.

Kıymetlimiss: “motivasyon”

Çalışanınızdan projeyi layıkıyla bitirmesini, deadline’ınıza uymasını, mümkünse yeni teknolojilerden faydalanmasını, hatta kendini sürekli geliştirmesini ve üretken kalmasını bekliyorsunuz. Ve bunları, o henüz pijamasını çıkarmamışken istiyorsunuz! Uzaktan çalışanların konfor alanları oldukça geniş. Bu alanı terketmelerinin ve kendilerini çalışmaya zorlamalarının tek yolu ise onları belirli bir motivasyonda tutabilmek.

Görüşün: İmkanınız varsa sık sık iş dışında etkinlik organize etmeye çalışın. Eğer farklı şehirlerde çalışıyorsanız en azından senede 1–2 defa bir araya gelin. Bu sizin için ofis çalışanlarından daha değerli. Ya da sadece muhabbet için sık sık video görüşmeleri organize edin. Çalışanlarınızın “teammate”den “bro”ya terfi etmesini sağlayın.

Rockstar yazılımcı yaratmayın: Üzülerek itiraf etsem de ;p Rockstar yazılımcı diye birşey yoktur. Bazı yazılımcılar diğerine nazaran pek tabi daha üretken olacaktır. Ama onun motivasyonunu artırmak için ekip motivasyonunu düşürmeyin.

Micromanagement’dan uzak durun: Ekibe/projeye yeni dahil olmuş yazılımcıya gerizekalı muamelesi yapmak istemiyorsanız micromanagement yapmaya çalışmayın. Hem uygulaması zor, hem de bir yazılımcıyı aşağılamanın daha iyi bir yolu olamaz.

Verimliliğinizi artırmanın yollarını arayın: Öz disiplininizi zaman zaman kaybetmeniz, verimliliğinizin düşmesine sebep olabilir. Bu gayet doğal. Böyle durumlarda suçluluk hissetmeyi ve kendinize acımayı bırakıp bununla başa çıkmalısınız. Şu yazıda da değindiğim üzere RescueTime, DeskTime gibi zaman yönetim araçlarını kullanmayı ya da Pomodoro tekniğini deneyebilirsiniz. Çalıştığınız ortamı değiştirin. Keyif aldığınız bir işe başlayın. Durumunuzu çevrenizle paylaşmanız ya da projenizle ilgili teknik bir sohbet de faydalı olabiliyor.

Doğru yerde çalışın: “Doğru yer” şartlarınıza, modunuza ya da üzerinde çalıştığınız işin şekline göre değişebilir. Yoğunlaşmanız gereken bir günde evde kalabilir, daha rutin işlerinizi yapacağınız bir günde sahilde çalışabilirsiniz. Önemli olan mobil hayata alışabilmek. “Evden başka yerde çalışamıyorum” , “Evde çalışamıyorum.” , “Çok kalabalık, çalışamam” gibi alışkanlıklarınız uzun vadede yıpratıcı olacaktır. Kırmaya çalışın. Oz Büyücüsü’ndeki Dorothy olmayın.

There’s No Place Like Home

Son olarak uzaktan çalışmaya gerçekten uygun olup olmadığınıza emin olun. Sosyal etkileşim iş hayatından beklediğimiz oldukça insani bir ihtiyaç. Ofis hayatı ile depresyon arasındaki bir tercih yapacaksanız, ofis makul bir seçim olabilir.

Kolay gelsin.