Zorbalığın Siber Hali

Fiziksel özellikleriyle dalga geçme, isim takma, dışlama, şiddet… Çocuklar ve gençler arasında yaygın olarak görülen zorbalık, bilgi ve iletişim teknolojileriyle artık siber zorbalık olarak da karşımızda. Bilgisayar, internet ve mobil teknolojilerle dijital dünyanın içine doğan gençler, bu ortamlarda birbirlerinin duygularını incitebiliyor veya bundan mağdur olabiliyor. Erkekler daha çok çevrimiçi oyunlarda, kızlar ise sosyal ağlarda (Instagram, Facebook, Snapchat) siber zorbalık mağduru. Bilişim Teknolojileri Öğretmeni Gökhan Karaosmanoğlu, öğrencileriyle yaşadığı deneyimden yola çıkarak siber zorbalığı, gençlerin neler yaşadığını ve neler yapılması gerektiğini ERG Blog’a yazdı.

Gökhan Karaosmanoğlu

Bilişim Teknolojileri Öğretmeni


“Günde dört saat elimde telefon görebilirsiniz. Çoğunluğu WhatsApp ve Youtube olarak; değişik videolar izliyorum arabalarla ilgili.”

“Instagram, Facebook, WhatsApp, Twitter kullanıyorum. Bunun yanı sıra Twitch gibi uygulamaları da kullanıyorum, Snapchat gibi. Günde 4–5 saat kullanıyorum.”

Bu sözler iki lise öğrencisine ait. Ancak örnekleri çoğaltmak mümkün. İçinde bulunduğumuz dijital ortamların gün geçtikçe kapsama alanı genişliyor. Biz yetişkinler dijital olana sonradan adapte olmuşken, ergenler ya da gençler dijital olanın içine doğdular. Başka bir deyişle, onların dijital olmayan bir yaşam deneyimleri bulunmuyor.

Bilgisayar, internet ve mobil teknolojilerle büyüyen günümüz gençleri her an, her yerde yanlarında taşıyabilecekleri kişisel cihazlara sahipler. Cep telefonu, tablet, PlayStation, dizüstü bilgisayar, akıllı saat bunlardan yalnızca birkaçı. Gençler Instagram, Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlarda resim, fotoğraf ya da video gibi içerikler üreterek, çevrimiçi oyunlar oynayarak birbirleriyle 7/24 temas halinde kalıyor. Ağ üzerinden kurulan temasla birlikte sınırsız miktarda iletişime, eğlenceye ve bilgiye erişim hakkına sahipler. Fiziksel olarak kontrol edemediğimiz sanal dünya kendi sosyal problemlerini de yaratmaya başladı. Günlük hayatta yaygın olarak karşılaşılan sorunlardan biri zorbalık, sanal dünya da kendini gösteriyor. Veriler, gençler arasında karşı tarafa kırıcı mesaj gönderme, dışlama, aşağılayıcı taciz veya tehdit edici bir dil kullanma alışkanlıklarının oldukça yaygın olduğunu gösteriyor. Bu tür davranışlar genellikle “siber zorbalık” olarak adlandırılıyor.

Siber zorbalık nedir ?

Siber zorbalığı bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak kasıtlı olarak birinin duygularını incitmek biçiminde tanımlayabiliriz. Bu süreçte pek çok çevrimiçi ortam kullanılıyor; e-posta, cep telefonları, anlık mesajlar, çevrimiçi anket siteleri ve oyun siteleri, sohbet odaları (günümüzde WhatsApp ve benzeri programlar çağdaş sohbet odalarını oluşturuyor), sosyal ağlar (Instagram, Facebook vb.) ve kişisel bloglar bu ortamların en sık kullanılanları olarak göze çarpıyor.

Akran zorbalığı ve siber zorbalık arasındaki farklar

Siber zorbalık dışarıdan bakıldığında akran zorbalığına oldukça benzeyen ancak içine girdikçe çok katmanlı bir yapıya bürünen, bireysel, psikolojik, toplumsal, psikosomatik gibi pek çok etkisi olan bir süreç. Akran zorbalığı genellikle fiziksel zorbalık (beden ya da kas gücüyle temasa dayalı olan), sözel zorbalık (hakaret/küfür etme, dedikodu yapma, tehdit etme ya da şantaj yapma) ve sosyal zorbalık (dışlama, gruptan atma, lakap takma) biçiminde gerçekleşiyor.

Siber zorbalık türleri ve davranışları

Yapılan araştırmalar bazı gençlerin siber zorbalık davranışlarını bilmediklerini gösteriyor. Gençlerin birbirlerine söyledikleri sözler, kırıcı davranışları ve tutumları kendileri tarafından siber zorbalık kapsamında değerlendirilmiyor. Pek çok farklı kapsamda incelense de bu davranışları aşağıdaki gibi sıralamak mümkün:

Siber Zorbalık Türü Davranışlar Aşağılamak Paylaşılan videonun altına küfür içeren ifadeler yazmak İftira atmak Bir kişiyi yapmadığı eylemlerden sorumlu tutmak Dedikodu yapmak Bir kişiyle ilgili farklı bir sohbet grubunda dedikodu yapılması Tehdit etmek/Şantaj yapmak Özel bilgileri yayınlamak, yayınlamakla tehdit etmek Taciz etmek Bir kişiye almak istemediği mesajlar göndermek Küfür etmek Sosyal medyada iletinin altına rahatsız edecek yorumlar yazmak Utandırmak Sohbet grubunda incitici şakalar yapmak Dışlamak Bir kişiyi rızası olmadan sohbet grubundan çıkarmak Özel yaşamın gizliliğini ihlal etmek Bir kişinin izni olmadan fotoğrafını ya da videosunu çekmek ve çevrimiçi ortamda paylaşmak Kişisel bilgileri ele geçirmek E-posta ya da sosyal medya hesabını ele geçirmek.

Siber zorbalık sürecinde zorba, mağdur ve izleyici gibi rollerden söz etmek mümkün. Ancak rollerin yapısı bu kadar keskin değil. Bazı durumlarda mağdur zorbaya dönüşürken, bazı durumlarda da zorba ile mağduru ayırmak mümkün değil.

Siber ortamda zorbayı güçlü kılan etkenler

Siber ortamlarda güç ilişkileri biraz daha farklılaşıyor. Zorbayı güçlü kılan bazı durumlar söz konusu; bilgi ve iletişim teknolojilerini etkili kullanma, yabancı dil bilme, ismi gizleme ya da anonim olma durumu, bunlardan birkaçı.

Sınırsız sayıda izleyici

Siber zorbalık sürecinde izleyici sayısı neredeyse sınırsız. Aile, arkadaşlar ve sınıf arkadaşları dışında binlerce yabancı bu istismar ve aşağılamaya tanık oluyorlar. Dolayısıyla siber zorbalığın yıkıcı etkisi bir anda birden fazla kişiye, bir kitleye yönelik olabilir. Siber zorbalık etki açısından akran zorbalığından çok daha yıkıcı sebeplere yol açabilir. Sosyal ağlarda paylaşılan bir fotoğrafın ya da videonun ulaşabileceği kitle akran zorbalığına göre çok daha geniş bir potansiyele sahip.

Öte yandan siber ortamlarda zorbanın gerçekleştirdiği zorbalık eyleminin sürmesi için ortamda bulunmasına ve eylemi sürdürmesine gerek olmayabiliyor. Çevrimiçi ortamlarda kullanıcılar iletileri her gördüğünde ya da yapılan her yorumda siber zorbalık eylemi yenileniyor. Bu şiddet sarmalı sonsuz bir biçimde devam edebiliyor. Bu süreçte siber zorbalık içeren mesajların çevrimiçi ortamlardan kaldırılması oldukça zor olabiliyor.

Erkekler oyunda, kadınlar sosyal ağlarda siber zorbalığa uğruyor

Yapılan araştırmalar kız ve erkek ergenlerin internet, sosyal medya gibi ortamları kullanım sürelerinin benzer olmasına rağmen çevrimiçi ortamları kullanma biçimlerinin farklı olduğunu gösteriyor. Erkekler daha çok çevrimiçi oyunlar oynarken, kızlar sosyal ağlarda (Instagram, Facebook, Snapchat) daha fazla vakit geçiriyorlar. Dolayısıyla siber zorbalık yaşadıkları kanallarda buna göre değişiyor. Erkekler çevrimiçi oyun oynarken, kızlar sosyal ağ sitelerinde vakit geçirirken siber zorbalığa maruz kalıyor. Erkekler çevrimiçi ortamda oynadıkları oyunda anonim bir isim kullansalar da, kendi isimleriyle oyuna katılsalar da zorbalık yapan kişiyi yakından tanımayabiliyorlar. Kızların sosyal ağlarda zorbalık yapan kişiyi tanıma oranları ise daha yüksek.

Gençler kimseden yardım istemiyor

Siber zorbalık sürecinde en büyük sorunlardan biri gençlerin bu durumu genellikle çevreleriyle paylaşmamaları. Yaklaşık 1000 öğrenci ile yaptığım araştırmaya göre kızların yüzde 40’ı, erkeklerin yüzde 70’i kimseden yardım istemiyor.

Neden yardım istemiyorlar?

Kızlar ve erkekler yardım isteme sürecinde de farklılaşıyor. Kızlar siber zorbalığa maruz kaldıklarında anne-babalarından ve yakın arkadaşlarından yardım istiyor. Erkekler ise en çok yakın arkadaşlarından yardım istiyor. Bu süreçte öğrenciler, öğretmenlerinden ya da okuldaki bir görevliden yardım istemiyorlar. Yardım istememe nedenlerine baktığımızda genellikle aileden çekinme, yetişkinlerin olayı çözmek yerine daha da büyüteceklerini düşünme, bir çözüm bulabileceklerine inanmama ya da aile ile paylaştıklarında ellerindeki teknolojik olanakları kaybetme gibi nedenlerle karşılaşmak mümkün. Bu da üzerinde düşünülmesi ve araştırılması gereken konulardan bir tanesi.

Siber zorbalıkla baş etme stratejileri ise vakanın durumuna göre değişkenlik gösteriyor. Gençlerle yaptığım görüşmeler, bazı durumların gençler tarafından önemsenmediğini ve herhangi bir önlem alınmadığını ortaya koyuyor. Umursamamak! Belki de en çok üzerinde düşünülmesi gereken alanlardan bir tanesi.

Peki ne yapılmalı?

Siber zorbalıkla baş etme konusunda atılacak adımlar toplumun farklı kesimlerine göre çeşitlilik gösteriyor. Bu süreçte en önemli nokta yaşanılan durumun bir siber zorbalık vakası olduğunun farkına varmak ve önlem almak. Önlem olabilecek çözümlerden bazıları şunlar:

1- Farkındalık çalışması şart

Gençlerin siber zorbalıkla karşılaştıkları anda ne yapmaları gerektiğine dair bilgi sahibi olmaları şart. Bu konuda yetişkinler tarafından içerikler tasarlanması önemli. Öğrencilerle siber zorbalığın etkileri konusunda konuşmalı. Bu konuşmaların etkisini artırmak amacıyla öğrencilerle birlikte gazete, dergi, tiyatro, drama gibi üretime ve paylaşıma yönelik çalışmalar yapılmalı.

Ergenler kadar toplumun diğer kesimlerini de içeren farkındalık çalışmaları siber zorbalıkla mücadele sürecinde önemli. Bu süreçte okullara, ilgili bakanlıklara, yerel yönetimlere, bilgi ve iletişim teknolojileri alanında hizmet üreten kuruluşlara iş düşüyor. Son zamanlarda sosyal ağlarda sıklıkla yer alan “Şikayet et!” butonları bunun en güzel örneklerinden biri. Bu örneğin iletişim ve etkileşim içeren tüm çevrimiçi ortamlara yayılması gerekiyor. Yerel yönetimlerin, merkezi hükümetin (Millî Eğitim, İçişleri ve Sağlık Bakanlığı) yapacağı çalışmalarla toplumun siber zorbalık konusunda aydınlatılması gerekiyor. İnternette ve sosyal medyada geliştirilecek her türlü içeriğe erişim konusunda siber zorbalık gerçeğinin göz önünde bulundurulması önemli. Sivil toplum kuruluşlarının ve ulusal basının siber zorbalık konusunda yapacakları çalışmalar (projeler, kamu spotları, reklamlar ve çeşitli araştırmalar) siber zorbalık farkındalığı konusunda etkili bir adım olarak öne çıkıyor.

2- Anne-babalar teknoloji okur yazarı olabilmeli

Anne-babaların hem tutum ve davranış yönünden hem de teknoloji okuryazarlığı ve iletişim becerileri yönünden kendilerini geliştirmeleri önemli. Anne-babaların, öğretmenlerin ve diğer yetişkinlerin ergenleri siber zorbalık durumunu paylaşmaları konusunda cesaretlendirmeleri gerekiyor. Bunların yanı sıra çevrimiçi ortamlarda çocuklarıyla vakit geçirmeleri, siber zorbalığın fark edilmesi ve etkilerinin azaltılması yönünde oldukça önemli.

3- Ebeveyn ve çocuk arasında güçlü iletişim önemli

Bilgisayar ve cep telefonu gibi teknolojik araçların anne-babanın görebileceği ortak bir kullanım alanında (evin salonu olabilir) kullanılması etkili bir çözüm. Ergenlerin bilinçli teknoloji kullanımı konusunda bilgilendirilmesi; kişisel bilgilerini ve parolalarını kimseyle paylaşmamaları konusunda bilinçlendirilmesi de önemli bir önlem olabilir. Siber zorbalık ve doğru teknoloji kullanımı konusunda en iyi önlem olarak ebeveyn ve çocuk arasında güçlü bir iletişimin inşa edilmesini söyleyebiliriz.

4- Liselilerin de yaratıcı önerileri var

Gençler bir yandan yetişkinler tarafından “toplumun eksik tarafı” olarak algılanırken diğer yandan siber ortamlarda karşılaştıkları sorunlarla baş etmek zorunda kalıyor. Her zaman yetişkinler tarafından değişmesi, “daha ahlâklı ve erdemli olması, eksik yönlerini tamamlaması” istenen gençlerin onlara sorunlarının ve çözüm önerilerinin sorulmasına, fikirlerine önem verilmesine, desteklenmeye ihtiyaçları var. Lise öğrencilerinin bu konudaki önerileri yetişkinlerin uygulamalarından daha yaratıcı. Öğrencilerle birlikte yaptığım bir drama uygulaması sonucunda öğrencilerin ortaya koyduğu öneriler çok anlamlıydı. Öğrenciler seminer yerine konuya dair bilgiyi dikkatlerini çekecek, daha dinamik bir şekilde edinmek istiyor; mesela bir tiyatro oyunuyla. Bu konunun rehberlik dersinde konuşulması gerektiğini vurguluyorlar. Gençler, seçmeli derslerde çeşitli etkinliklerle bu konuda desteklenebileceklerini de söylüyorlar.

Bu yazıdaki ifadeler yazarın görüşüdür; ERG’nin kurumsal görüşünü yansıtmayabilir.