Sağlıklı Beslenme Hakkında

Harvard Üniversitesi Beslenme Bölümü Başkanı Prof. Walter C. Willet: “Tüm bilimsel çalışmalar gösteriyor ki sağlıklı beslenmek istiyorsak Türkiye, Yunanistan, İtalya ve İspanya’daki insanların 60 yıl önce yediklerini yememiz gerekiyor” dedi.

Berlin’de 20–23 Ekim 2015 tarihleri arasında 12. Avrupa Beslenme Konferansı düzenlendi. Dört yılda bir gerçekleştirilen ve dünyaca ünlü beslenme uzmanlarının katıldığı konferansın bu yılki teması “Yaşam Boyunca Beslenme ve Sağlık”tı. Konferansın açılış konuşmasını Harvard Üniversitesi Beslenme Bölümü Başkanı Prof. Walter C. Willet yaptı.

Ülkemizde tereyağı ve yumurta gibi pek çok yiyecek konusunda bilim insanları hâlâ tartışıyor. Bu gıdalardan “Tamamen uzak durun” diyen de var, “Çocuklarınıza günde 10 yumurta yedirin” diye öneren de… Dolayısıyla kime inanmalı, ne yemeli, ne kadarı sağlıklı gibi sorular kafamızda dönüp duruyor. İşte bu soru işaretlerinin sadece bizim kafamızda olmadığı konferansta hemen anlaşılıyor. Ne yazık ki dünyanın başı sağlıklı yaşam ve beslenme konularındaki bilgi kirliliğiyle dertte. Avrupa’nın saygın gıda ve beslenme kuruluşlarının başındaki profesörler bilimsellikten uzak ama halkın hoşuna giden bilgilerin, uzmanlar tarafından daha fazla popüler olmak adına medyada dillendirilmesinin ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğu konusunda hemfikir.

“Beslenmeyle ilgili haberlerin yüzde 49’u asılsız iddialar”

Avrupa Gıda Bilgi Konseyi (EUFIC) Genel Direktörü Dr. Laura Fernandez Celemin “2011–2012 yıllarında Avrupa’da sekiz ülkenin gazetelerinde ‘beslenme’ başlığı altında çıkan 375 haberi inceledik. Haberlerin yüzde 49’unun asılsız iddialardan oluştuğunu tespit ettik” diyerek durumun ciddiyetini ortaya koyan araştırma sonuçlarını paylaştı. Uluslararası Halk Sağlığı Enstitüleri Birliği (IANPHI) Direktörü Prof. Pekka Puska ise “Sağlık ve beslenme alanındaki her araştırma sonucu, topluma yeni bir bilgi gibi sunuluyor. Oysa araştırmalarda bir ürün ya da besinin etkileri; kişinin genel beslenme düzeni çerçevesinde yani bir bütün olarak değil, beslenmenin tek bir yönüyle ele alınıyor. Ancak araştırma sonucu açıklanınca basında o ürün ‘çok zararlı’ veya ‘hayat kurtarır’ gibi abartılı ifadelerle yer alıyor. Bir besin ya da ürünün insan sağlığı üzerinde tek başına çok
büyük etkisinin olması pek mümkün değil” diyerek beslenme konusuna bütüncül yaklaşılması gerektiğinin altını çizdi.

Özetle tek bir “kurtarıcı” ya da “günah keçisi” besin yok. Bilimsel açıdan güvenilir ve güncel bilgileri, sorularımızı yanıtlayan Harvard Üniversitesi Beslenme Bölümü Başkanı Prof. Walter C. Willet’tan öğrendik.

“Süt ürünlerinin kemikleri sağlamlaştırdığı yönündeki tez henüz kanıtlanmadı.”

“Beslenme konusunda bilgi açlığı var”

12. Avrupa Beslenme Konferansı’nı Türkiye’den takip eden tek kurum Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı’ydı. Vakfın genel sekreteri Begüm Mutuş, “Beslenme birey ve toplum sağlığının en önemli belirleyici faktörlerinden birisi” diyor: “Tıp biliminin kurucusu Hipokrat ‘Gıdalar ilacınız olsun’ diyerek beslenmenin önemine değinmiş. İnsanlar da aslında bu önemin farkında. Google’da ‘beslenme’ başlığı altında arama yapıldığında Türkiye’de 32 saniyede 15 milyona yakın sayfa çıkıyor, dünyada ise bu rakamın 402 milyona ulaştığını görüyoruz. Bu beslenme konusundaki bilgi açlığını ortaya koyuyor. Günümüzde insanlar bilgiye daha kolay ulaşıyor ama bu bilgiler yanlış olabiliyor. Beslenme konusundaki bilgi kirliliğini önlemede referans kurum olabilmek adına vakıf olarak, güvenilirliği kanıtlanmış uluslararası saygın kurumlarla işbirliği yapıyor, konferansları takip ediyor ve buralardan edindiğimiz bilimsel bilgileri en anlaşılır şekilde halka ulaştırmaya çalışıyoruz.”

Sağlıklı yağ denince akla ilk zeytinyağı geliyor.

“Araştırmalar arttıkça öneriler de değişiyor”

Prof. Walter C. WIllett

-Şu anda dünya üzerindeki ölümlerin bir numaralı sebebi olan koroner kalp hastalıkları veya kalp krizi vakaları, kabusumuz haline gelen kanser, küresel bir salgın halini almış obezite, görülme sıklığı her geçen gün artan diyabet… Tüm bu hastalıkların ortaya çıkması sağlıklı beslenip beslenmediğimizle yakından ilişkili. Sağlıklı beslenme önerileri ise yapılan yeni araştırmaların sayısı arttıkça değişiyor.

Az yağ değil, sağlıklı yağ

-Yakın zamana kadar en sık verilen tavsiye, yağı diyette olabildiğince azaltıp yerine karbonhidrat alınmasıydı. Oysa araştırmalar az yağ tüketmektense ölçülü şekilde sağlıklı yağ kaynaklarına diyette yer verilmesi gerektiğini ortaya çıkardı. Kırmızı et ve süt ürünlerinden alacağınız doymuş yağları azaltıp zeytinyağı, soya yağı veya ayçiçek yağı gibi bitkisel yağlardan aldığınız doymamış yağları artırmalısınız.

Protein miktarından ziyade kaynağı önemli

-Eskiden “Protein diyette artırılmalı mı azaltılmalı mı?” diye tartışılırdı. Günümüzde protein miktarından ziyade protein kaynağının önemi üzerinde durulmaya başlandı.Özellikle Diyet yapanlar Kırmızı etin kalp hastalıkları riskini artırdığı, onun yerine beyaz et, kabuklu yemiş veya fasulye gibi gıdalar yenilmesinin riski azalttığı görüldü. Mesela kırmızı etin kabuklu yemişlerle değiştirilmesi yüzde 30 daha az kalp krizi riskiyle ilişkilendirildi.

Fazla süt prostat kanseri riskini artırıyor

-Bize her gün dört porsiyon süt ürünü tüketmemiz gerektiği söyleniyor. Bunun ana sebebi yüksek kalsiyum değerlerinden dolayı bu ürünlerin kemikleri sağlamlaştırdığı görüşüydü. Ancak bu hâlâ kanıtlanamadı. Üstelik yakın zamanlı bir araştırmada, günde üç porsiyondan fazla süt ürünü (özellikle süt) tüketiminin ölümcül prostat kanseri riskini artırdığına dair kanıtlar ortaya kondu.

Ergenlik çağındaki beslenme çok önemli

-Yaşamlarının geri kalanında sağlıklı olabilmeleri için okul çağı çocuklarının sağlıklı beslenme lerinin ne denli önemli olduğunu son araştırmalarla daha iyi anladık. Örneğin lise çağında yani ergenlik dönemindeki beslenmenin ileri yaşlarda görülen meme kanseri riskine olan etkisi, orta yaştakine göre çok daha fazla. Ergenlik döneminde lif alımının yüksek olduğu beslenmede meme kanseri riskinin düşük olduğunu, kırmızı et tüketiminin yüksek olduğu beslenmede ise riskin arttığını görüyoruz.

Yeşil ya da koyu kırmızı renkliler en sağlıklılar

-Yüksek sebze-meyve tüketiminin koroner kalp hastalıkları riskini önemli ölçüde azalttığını görüyoruz. Ancak Amerika’da insanlar sebze olarak daha çok patates, fasulye, mısır tüketiyor. Oysa çeşitlendirmek gerekiyor. Yeşil ya da koyu kırmızı renkli sebze meyveler en sağlıklı olanlar. Örneğin diyabete karşı yaban mersini iyi bir tercih olarak öne çıkıyor. İçeriğindeki beta karoten nedeniyle havuç bilişsel gelişimi desteklemekte işe yarıyor.

Türk insanı sağlıklı beslenmede zorlanmaz

-Harvard’daki departmanımızın hazırladığı sağlıklı beslenme planı Akdeniz diyetine çok benziyor. Dolayısıyla Türk insanının bu planı uygulamakta zorlanacağını düşünmüyorum. Tüm bilimsel çalışmaları bir araya getirdiğimizde ortaya şu çıkıyor: Sağlıklı beslenmek istiyorsak Türkiye, Yunanistan, İtalya ve İspanya’da yaşayan insanların 60 yıl önce yediklerini yememiz gerekiyor.