ağaç kökleri
bazı şeyleri konuşmaktan, çoğu zaman kendime anlatmaktan pek hoşlanmıyorum. kendimi bildim bileli kendime ve kendimden dolaylı olarak çevreme karşı ketum bi insandım. hala öyleyim. bazı şeyler pek değişmiyo.
bende garip bi şey var böyle, insanları dahil olmadıkları durumların içine sürüklemekten hoşlanmıyorum. herkesin kendine ait bi hikayesi varken dramatik bi yenilik katmayı değerli bi yatırım olarak görmüyorum.
bu yüzden olucak ki genelde sosyal yaşamda neşeli, güler yüzlü, espirili, gülen ve güldüren bi insan olarak tanınırım.
öyleyimdir.
yani çoğu zaman.
ama bazı şeyler var ki, insanın içine bi kere yapışınca kolay kolay çıkaramıyo. o bi içine düştü mü öyle hemen söküp atıp ortalığı toparlayamıyosun. zaman alıyo, bazen de sonsuza kadar sürüyo.
öyle oldu.
ne kadar sürüceğini bilmiyorum. garip bi his. bi yandan kendimi şanslı hissederken bi yandan bencil yanımı frenleyemiyorum. biraz daha’ların sonu hiç gelmiyo. hep hayatla pazarlık edip üç beş dakika için kavga ediyorum.
doyumsuzluğumun zirvesindeyim.
bazı insanlar vardır ya, ağaç gibi. her yöne uzanır, aslında fotoğrafın çok büyük bi yerinde değildir ama bütüne hitap eder. etrafını etkiler. yaşamını sürdürebilmen için sadece ona ihtiyacın yoktur, bütün ihtiyaçlarını karşılamaz ama o orda olduğu sürece güvende olduğunu bilirsin. ruhun daralır, sana temiz havayı verir. yağmur yağar, altına sığınabilirsin. güneşten korunmak için gölgesine kaçabilirsin. onun kanatları altında rüzgar bile bambaşkadır, yapraklarının hışırtısıyla birleştiğinde onun seni rüzgardan korumak için kendini feda ettiğini hissedersin. hep vericidir, karşılık beklemeden seni korur kollar. seni hep sever. belki sana sarılıp, seni öpüp, sana seni ne kadar sevdiğini söylemez ama daima senin için ordadır.
insan hayatın bazı anlarında gövdesine yaslanıcağı kocaman yaşlı bi ağaca ihtiyaç duyuyo. ordayken belki bu ihtiyaç bu kadar insanın içini kemirmiyo ama, olduğu yere gittiğinde onu orda bulamayınca çok büyük bi boşluk başlıyo. savunmasız hissediyosun. yağmurdan, rüzgardan, güneşten, havasızlıktan korkmaya başlıyosun.
bazen bi anda yapraklarından birini görüp onu hatırlıyosun, bazen diğer ağaçları ona benzetiyosun, bazen bi diğer ağacın gölgesini onunkine yakın görüyosun. ama hiçbi zaman aynı olmuyo. çünkü onunla paylaştığın onca şeyi birden diğer ağaçlara veremiyosun.