nasıl oldu?
küçücük defterlerim vardı önce. ufacık. minicik okullarda yaşadığım ufacık anlarla doldurdum hepsini.
sonra ufacık bir odam oldu, içine koca bir şehir sığdırdım. her köşesinde başka birinin sesi, başka bir günün rüzgarı, müziği, sohbeti kaldı.
sonra küçücük bir eve çıktım. koca bir dünyayı sığdırmaya çalıştım. yetmedi. daha büyük bir eve çıktım. dünya bu sefer sığdı işte. çamaşır makinesine çarşaf sokar gibi sığdırdım ama sığdı. sadece kapağını kırmamak için çok dikkatli kapattım.
bazen yaşanmışlık yarıştırıyoruz. kötü insanlar olmamamıza rağmen birbirimize atabileceğimiz en büyük kazığı orada atıyoruz bence.
kemik yaşı ve etnik köken gibi belli başlı şeyleri baz alıyoruz. neden? açık açık söylüyorum; 21 yaşında 70 metrekarede kocaman bir dünya yaşıyorum ben. neden yapılamasın?
güldüğün kadar ağladığını, gamsızlığın kadar düşündüğünü, pozitifin kadar negatifini görmüyorlar.
yin yangız. yin’e konsantre olmamak lazım. anlaşamayız.