Son 17 Yılda PR Dünyasında Neler Değişti?

Günümüz dünyası bir ajans kurmak ve onu yönetmek için ilginç bir zamandan geçiyor (gerçi her işin bu böyle). Özellikle 2014 yılı bunu kanıtlar nitelikte.

Zaman her şeyi olduğu gibi PR dünyasını da kuşkusuz çok değiştirdi. Sosyal medyanın da oyuna girmesiyle yaptığımız iş tamamen değişti ve geleneksel medya ilişkileri bu oyun için yeterli olmamaya başladı.

Bu büyük değişimin en önemli nedeni ise internet ve bununla birlikte önü alınamayan birçok teknolojik gelişmeler… Yapılan bir araştırmaya göre 2014 yılında ortalama bir Batı Avrupalı televizyon izlemektense akıllı telefonlarıyla ve tabletleriyle daha çok zaman geçiriyor.

1972 yılına döndüğümüzde yazılı basın, matbaa demek her şeydi. Her kağıdın hem sanayi hem de işçilik açısından bir değeri vardı, basılacak her habere editör ve çalışanlar arasında uzun süren fikir tartışmaları sonunda karar verilirdi. Bu evre tamamen bitmiş gibi gözüküyor. Bitmiş gibi gözükse de basılı medya hâlâ önemini koruyor. Evlerimizde, ofislerimizde televizyona ve radyoya yer versek de sosyal ve online medya bütün bildiklerimizi değiştirmeye devam ediyor. Bunun sebebi ise tüketici alışkanlıkları. Örmeğin evimden çıkıp işe giderken evimin yakınındaki bakkaldan aldığım gazeteyi yolda okuyorum ama bunu yapmayı atlasam da telefonumdaki veya tabletimdeki bir uygulamayla haberlerin hepsine ulaşabiliyorum hem de birçok farklı yayın organından… Birçoğunuz “gazete okumanın keyfi ayrı” diyebilir, evet bence de öyle fakat ama birçok şeye ayıracak zaman bulamazken oturup gazete okumak ya da açıp televizyon izlemek biraz zor. Zaten gazetedeki ya da televizyondaki haberler hatta daha da fazlası çoktan uygulama sayesinde önüme gelmiş oluyor çünkü online medyanın en önemli özelliği “güncellenebilir” ve “dakik” olması değil mi?

Demek istediğim insanların haber alma, habere ulaşma yöntemleri değişiyorsa PR sektörü de değişiyor.

Geleneksel medya hâlâ önemini koruyor ama ne yazık ki değişen dünyaya adapte olamayan PR profesyonelleri ileriye dönük planlar yapamaz. Değişikliklerden çok bahsettim, işte birkaç kişiye sorup değerlendirdiğim 17 yılda meydana gelen bazı değişiklikler:

· Basın bültenlerini posta yoluyla servis edilirdi. Basın odası yoktu. Bazı ajansların e-mail kullandığı duyulunca çok şaşırtıcı gelirdi.

· 2004 yılına kadar basın bültenleri gazetecilere faks yoluyla gönderilirdi.

· 1997 yılında toplam tiraj 700,000 civarındaydı bu rakam şimdi 215,000’lerde (bu oran Avrupa ülkelerinde).

· 1997 yılında sosyal medyanın adı yoktu.

· 2013 yılında Facebook’un 1.23 milyar kullanıcısı mevcuttu, 556 milyon kişi her gün siteye akıllı telefonlardan veya tabletten erişim sağlıyordu.

· Twitter’ın aylık aktif kullanıcı sayısı 241 milyon ve Google Plus’un (her ne kadar çoğu kişi gereksiz bulsa da) 1 milyardan fazla kullanıcısı var.

· Profesyonel bir ağ olan LinkedIn’in ise 300 milyon aktif kullanıcısı var.

Dünya değişiyor. Daha küresel ve daha çok birbirimize bağlıyız. Bir şey almak için şehir merkezine inmenize gerek yok, internetten kolay bir şekilde alıp kapınıza kadar getirtebiliyorsunuz, aldığınız şey dünyanın bir ucundan geliyor olsa bile…

Çoğu şirket ve PR çalışanlarına göre bazı bültenlerin belirli gazetelerde yer alması hâlâ büyük bir önem arz ediyor ama daha çok kitleye ulaşmak için artık birçok yol var. Bu yolları da kullanmak çağımızın gerekliliği haline geldi. Aksi takdirde bilinirlilik için sadece geleneksel medya yetmiyor, yetmeyecek de…

İyi bir PR stratejisi size bu yollarda ve değişen dünyada yardımcı olabilir…

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.