Mermiler

Hani gün gelir de dinlerken düşündüğünüz insanlar için şarkılardan özür dilersiniz ya, öyle bi’ pişmanlık. 
Onlar değmezdi bu güzel şarkılarda düşünülmeye dersiniz ya, öyle bi’ utanma. 
Ama sonunda kendinizi affedip tekrar barışırsınız o şarkılarla ya, öyle bi’ rahatlama.

Sonuçta insan olduğunuzu hatırlar ve kalbinizde sefil insanlar için bile bunca güzel hisse yer verebildiğinizi görüp gururlanırsınız. Geriye yüreğinizde o insanlar değil, bıraktıkları hisler kalır çünkü. O hislerdir sizi siz hissettiren. Belki de o hisleri hissetmekti asıl amaç, en başta. O yüzden seçmişsinizdir belki o insanları. Ya da sadece bir küçük tesadüftür sizi onlara götüren ve kalbinizde açtıkları her küçük çatlak, belki de ruhunuza nefes aldıran. Kalp kırıklıklarınızdır belki ruhunuza can veren. O çatlaklar olmasa ruhunuz bedeninizde hapsolup kalırdı belki de. Nefes alamaz ve alamadıkça her gün yavaş yavaş ölürdü. Yürüyen boş bedenlerden öteye gidemez, kendimizi duyamaz olurduk o vakit. İnsanlığımızdan geriye bir çift kol ve bacak kalırdı.

Bazen siz de çok sıkılmıyor musunuz? Ben çok sıkılırım. Hep sıkılırım. O kadar sıkılırım ki çoğu gece uykunun beni koyvermesini beklemekten sıkılıp kendi varlığımı sorgulamaya başlarım. Neden geldim? Nereye gidiyorum? Kimleri aldım yanıma? Kimlerden kaçtım? Kimlerden vazgeçtim? Yalnız mıyım? İnsan tam anlamıyla yalnız olabilir mi? Caligula haklıdır belki de. İnsanlar yalnız olamamaya mahkumdur. Bizi her zaman takip eden acılarımız, özlemlerimiz, hüzünlerimiz, pişmanlıklarımız, anılarımız veya yaşayamadığımız hayallerimiz.. Hiçbir zaman kafamızdan çıkmadıkları gibi, yüreğimize de ağırlık yapan bu yükler bizi bizle bırakmazlar.

Belki Ortaçgil haklıdır. Her siyahın bir beyazı vardır. Yalnız biz değilizdir belki de unutan kalbimizde o sıcak duyguları. Kendi kısır döngümüzde boğulduğumuzu hissederken, belki de en büyük kötülüğü kendimizden gördüğümüzü anladığımız an bir şeyleri değiştirmek için tekrar ayağa kalkacak gücü buluruz. Belki güç değil de yani sadece istememiz gerekir. Mutlu olmak isteyen bir sebep arar mı bunun için? Gerçi mutluluk tam olarak ne? Neyse bu çok başka bir konu.

Ben mutluluğun yarattığı o gamsızlıktan ve hüznün verdiği o bitmişlikten de sıkılırım. Ondandır ki bir hüzne, bir mutluluğa giderim. Sanırlar ki yaşadıklarımdandır bu neşem, insanlardandır bu hüznüm. Ama bilmezler ki benim tek derdim kendi sıkılgan canım. Tek merhemi kendi olan bir küçük mavi (yeşil?) kızsanız hayat cidden çok acayip.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.