U.F.O

Size de hiç sanki çok önemli bir şeyi, birini unutmuş gibi oluyor mu? Sanki sabah uyandığınızda aklınıza gelmesi gereken biri gibi. Ya da sanki gece çalışmayıp sabahına alarm kurduğunuz bir sınav gibi. Bazen içime anlam veremediğim bir amaç doluyor. Gidip görmem gereken bir şehir, izlemem gereken bir film, yazmam gereken bir kitap, sevmem gereken biri varmış gibi. Gidip yapmam gereken her ne ise ona ulaşıp o anda yaşamam gerekiyormuş gibi.

Belki her kendi arayışına düşmüş insan gibi, aynı kısır döngüde buluyorumdur kendimi. İçimde bir belirsizlik ve bunun yanında koca bir enerji, nereye-kime akacağını bilmeyen. Bir şeylerin eksik olduğunu hissedip tamamlayacak şeyi bulamamaktandır belki de. Unuttuğumu sandığım her ne ise belki de bulacağım şeydir. Ya da bulamadığım için sürekli arayacağım ve beni sürekli farklı yerlere, farklı insanlara götürecek olan.

Ne zaman kendimizi doğru yerde ve doğru zamanda hissedebiliriz? En son ne zaman doğru hissettiniz? Bir yaz akşamı Moda Sahil’de, nemli çimlerin üstünde, hava hafiften esip sizi ürpertmeye başladığında, sıcaklığı kollarında bulduğunuz sevdiceğinizleyken ya da bisikletinize binmiş, rüzgarı karşınıza almış, kulağınızda harun tekin, aklınızda inandığınız hayat, kalbinizde koca bi’ boşluğa rağmen kendinizde kalmanın verdiği haklı gururla hiç hissetmediğiniz kadar özgür hissettiğiniz o yağmurlu gün mü? Yalnızlığın bünyede yarattığı boşluk hissi ile sizi hiç hissetmediğiniz kadar özgür ve güçlü hissetmesi arasındaki savaşı kimin kazanacağına bağlıdır belki bu doğruluk.

Tek mesele belki de sadece bulunduğumuz anı hissetmektir. Aklımızda bitmek tükenmek bilmeyen hedefler , kalbimizde bunca can kırıklığı varken geçmişle gelecek arasında gider dururuz da o anda kalacak vakti nasıl bulabiliriz kendimizde?

Belki bizden çok uzak diye hayıflanıp durduğumuz mutluluk sadece o anı yaşamaktır. Tüm çirkinliğine rağmen o anda kalıp onu sevebilmektir. Asıl mesele bizi tutan her bir acıdan, hırstan, insandan kurtulup devam edebilmektir; kendimiz olmaya.

Sonuçta kendi çizdiğimiz yolda takılıp düşsek de o taşı oraya koyan bizizdir. Ya da önümüze taşlar konulan yoldan gitmeyi seçen. Dizimizi kanasa da canımız yanmaz o vakit. Kendi olmanın verdiği o gurur, tüm acılarımıza merhem olur da hissetmeyiz. Ya da hissederiz ama içimize dokunmaz o acı. Bizim acımızdır sonuçta, yakacaksa o yakmalıdır bizi. Nasıl olsa kendimiz yürüyüp varmışızdır o yola, dönüşünü de biliriz. Yanlış insanlara, yanlış adımlarla gitsek de, sonuçta her şey bitince önemli olan o yoldan nasıl döndüğümüz olur. 
Dönüş yoludur kendimize, mühim olan. Ve bizi biz yapan.

Like what you read? Give elçin bektaş a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.