Draft-1

Birkaç köşeli bir kutunun içerisinde bir köşeden diğerine sürüklenen en sonunda başladığı köşeye geri dönen, hiç durmaksızın bu akışı tekrarlayan bir bilye gibi hissediyorum bugünlerde. Her günüm bir öncekinin aynı. Dua da etmiyorum artık. Kendimi dua ederken bulurdum arada bir, artık öyle de değil. Bütün gücümle haykırıp, “Hayatımdan çıkma!” diyemiyorum. Çünkü birinin benimle birlikte yürümesi zordur biliyorum. Haksızlık yapamam kimseye. Ben ki, kendimle dahi yürüyemiyorken, ben ki kendime katlanamıyorken, kimden isterim böyle bir şeyi. Kime derim? Ben bu koskoca hayatta hep tek başıma olacağımı biliyorum. Adımdan nasıl eminsem bundan da öyle eminim işte. Kendimle nasıl baş edeceğim bilmiyorum. Her geçen gün biraz daha kaybediyorum kendimi. Bu ruh bu bedenden o kadar uzak ki. Biliyorum mutlu bir sürü insan var, tam şu an ölümle burun buruna olan. Onların ömrüne katma şansım olsa şu ömrümü. Mutlularsa yaşamaktan. Mutlu değillerse de yaşamak istiyorlarsa eğer. Gelsin alsınlar ömrümü. Seve seve vereyim. Yaşamak için hiçbir gerekçem yok. Hayata tutunacağım hiçbir dalım yok. Her günüm öncekinden daha karanlık, daha umutsuz. Bu dünyayı hiç sevmedim ben. O da yok hayatımda artık. Eskiden yine inanıyordum Allah’a, şimdi o da yok. Karanlık bir boşluğun içinde savrulup gidiyor hayatım. Güçlü olmayı isteyen kim! Ben güçlü olmak istemiyorum ki. Hayata tutunmak istemiyorum ki.. Ben tamamen sıyrılıp kopmak istiyorum bu saçma hayattan. Tamamen kaçıp kurtulmak istiyorum. Zaten her şey de böyle olsun istiyor. Babam, annem onlar da böyle olsun istiyor.

Hava soğuk. Dışarıya çıkmak zulüm gibi geliyor. Nerede olursam orada kalmak istiyorum sürekli. Bugün öyle ağır bastı ki bu, evden çıkamadım sabah. Dayanıksız biri değilim, soğuk nerden çıktı ki. Bu değil. Kafamın içi iyi değil, bu. Gitmedim fakülteye. Fakülte! Bir benim sanki yolunda olmayan, her yoldan çıkan. Bir ben miyim? Bir türlü tutunamıyorum hiçbir şeye. Her şey ama her şey ben sıkı sıkı tutmaya çalıştıkça kayıp gidiyor ellerimden, yok oluyor. İnsan taaa o ilk anda bırakmalı yapamam dediği her ne varsa. Bir karar verince o karara sadık olmalı. Önce bıraktığı şeye sonra tekrar tutunmamalı. Şu insanı mahveden, bir amacı olmayan, şu lanet, şu pislik hayatta öğrendiğim tek şey bu. Ama öğrenmekle kaldım yalnızca. Hangisini bırakmışım o ilk anda, hiçbirini. Bir yerde mecburen. İnsan bazen bir şeylere mecbur oluyor.

Hiçbir şey ama hiçbir şey tatmin etmiyor ruhumu. Hiçbir şey. Hiçbir şey yok şu hayatta beni kendime getirecek. Önce kısacık rüya görüyoruz sonra tekrar uyanıyoruz ipsiz sapsız boşluğa koca karanlığa, hepsi bu.. O da değil, bu da değil, hiçbir şey değil. Olmuyor.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.