140 Journos

#P24SeçimOtobüsü ile Rize’de

P24 Seçim Otobüsü, seçime sayılı günler kala milletvekili adaylarını dinlemek ve illerdeki seçim atmosferini aktarmak amacıyla Türkiye’yi bölge bölge dolaşıyor. Bu hafta Karadeniz’deyiz, ilk durak Rize.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın memleketi olarak bilinen Rize’de seçim öncesi siyasi atmosfer oldukça yoğun. Caddeler, sokaklar göz alabildiğine bayraklar, afişler, seçim arabalarıyla dolup taşmış durumda.

AKP seçmeninin oldukça yoğunlukta olduğu Rize’de yaptığımız sokak söyleşilerine baktığımızda, partiye verilen desteğin büyük ölçüde Tayyip Erdoğan’a duyulan yoğun sevgiden ileri geldiği görülüyor. AKP’ye dair görüşlerini sorduğumuz seçmenler parti genel başkanı Davutoğlu’nun ismini sorulmadıkça neredeyse hiç zikretmiyor. Caddelerde göze çarpan Davutoğlu afişleri ise bir elin parmaklarıyla sayılacak kadar az.

Rize’de her sokak başını “Milletin Başkanı”, “Haydi Rize Başkanına Sahip Çık” benzeri ifadelere yer veren Erdoğan afişleri süslüyor. Öyle ki, bir cadde boyunca yürüyüp de Erdoğan’la göz göze gelmemek neredeyse mümkün değil.
Kenan Bıyık, siyaset hayatına 1980 yılında Anavatan Partisi ile başlamış. 2011 yılında ise Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye olmuş. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Rize’deki seçmen tabanını genişletmekte olduğunu söyleyen Bıyık, bölgede tanınan ve sevilen bir isim olduğunu belirtiyor. Adaylığının gerek CHP’ye duyulan yakınlığı, gerekse partinin oy oranını arttırmada önemli rol oynayacağı görüşünde.

P24 seçim otobüsü olarak ilk görüşmemizi CHP Rize 1. sıra milletvekili adayı Kenan Bıyık’la gerçekleştiriyoruz. Bıyık, yaklaşan seçimler ile ilgili oldukça iddialı:

“Rize’den en az bir hatta belki iki milletvekili çıkaracağız. 21 yıllık bir siyaset tecrübem var. Rize’nin %70-%80'inin kime oy vereceğini bilirim. Burada yalnız CHP oylarıyla seçilmemiz mümkün değil. AKP seçmen tabanından da çok oy alacağımıza inanıyorum. AKP Rize için 22 tane aday adayı belirledi. Temayül yoklaması yaptı. Ama sonunda hiçbirini aday yapmadı. 1. sıraya mevcut milletvekilini koydu, 2. sıraya 7 yıl il başkanlığı yapan bir ismi koydu. 3. sıraya da getirip İstanbul’dan bir isim koyunca Rizeli seçmende bir rahatsızlık oluştu.”

“Bu şehirde siyaset çok zorlu bir uğraş. Rize’de 7'den 70'e herkes siyaset bilir, siyaset konuşur, herkes başkandır. Rize’de bir milletvekili İstanbul’da on milletvekiline bedeldir. Burada 1000 liralık bardaklar, 10000 liralık klozetler üzerinden siyaset yaptığımız her gün oy kaybederiz. Bunlar Rizelinin umrunda değil, hatta kimisinin hoşuna bile gidiyor. ‘Benim hırsızım’ anlayışına sahip bir kitle var Türkiye’de. Biz Rize’de CHP’nin genel politikalarıyla siyaset yapmıyoruz. Buraya özel bir kampanya yürütüyoruz, kendi sloganlarımızı kullanıyoruz.”

“Rize’de kişi başına düşen eğitim 5,4 yıl. Bir ilkokula 8 köyden taşıma yapılıyor. Böyle giderse Rize ülkenin en az gelişmiş illeri arasında olacak. Burada ezilen insanlar Tayyip Erdoğan’ı başbakan olarak görmekten güç kazanıyor.”

Partilerinin seçim güvenliği konusunu çok ciddiye aldığını söyleyen Bıyık, seçim günü Rize’de CHPlilerin tüm sandıkların başında olacaklarını, sorumluların üç aydır eğitim almakta olduğunu söyledi.

“Bugün Rize’de 35 yıl önce elimizde olan yatırımları da elden çıkarmış durumdayız. Bakır işletmeleri fabrikalarını, kereste fabrikalarını sattık. Rize’ye yapılan yatırım 126 milyon lira. Buradan çıkan vergi ise 428 milyon lira. Yani bu şehir 4 veriyor, 1 alıyor. Çünkü Rize’de ‘nasılsa oylar cepte’ mantığıyla hareket ediliyor.”

“Rize’de belediyecilik tamamen rant üzerine kurulu. Türkiye’de adaletin işlemediği bir numaralı şehirdir Rize. STK’ların tamamı AKP il başkanlığı gibi çalışır. AKP’nin Rize’deki 550 muhtara ‘Mahallenizde, köyünüzde AKP dışında bir partiye oy veren kişilerin listesini bize bildirin’ diye yazı gönderdip fişleme yaptığını biliyoruz.”,

“Rize’nin en büyük düşmanı kaçak çaydır. Gümrük ve Tekel Bakanı Rizeli olmasına rağmen son yıllarda kaçak çay ticareti arttı. Cumhurbaşkanı genel başkanken buradaki mitinginde ‘Allah’ın verdiği nimete kota uygulanmaz” dedi. Ancak değişen bir şey yok. 13 yıldır özel sektör burada taban fiyatının altında fiyatlarla çay satın alıyor.”


Rize turumuzda ikinci durağımız MHP seçim bürosu. Seçim bürosu kaçak olduğu gerekçesi ile belediye tarafından mühürlenmiş. Haksız bir uygulamaya maruz kaldıklarını söyleyen MHP teşkilatı ise mühürleri kırmış, çalışmalarını hala aynı yerde sürdürüyorlar.

Doğma büyüme Rizeli olan Kazmaz, daha önce MHP’de iki yıl süreyle il başkanlığı yapmış, belediye başkanlığına aday olmuş. Kazmaz şu anda aynı zamanda partinin Merkez Yönetim Kurulu üyesi.

MHP 1. sıra milletvekili adayı Osman Cem Kazmaz:

“Rize milliyetçi ve muhafazakar bir il. CHP’nin bir taban oyu vardır, fazlasını alamaz. AKP’den dönen oylar MHP’ye gelir. İki parti arasında %30 civarında bir geçirgenlik olduğunu düşünüyorum. Burada cumhurbaşkanının kurduğu siyasi dominasyonu ancak MHP’nin yıkabileceğine inanıyoruz.

“Geçtiğimiz perşembe sayın Bahçeli burada Davutoğlu’nun mitinginden bile kalabalık, tarihi bir miting yaptı. Kaldı ki Davutoğlu’nun mitingi için okullardan öğrencileri otobüslere doldurup getirdiler, yoklama meydanda alınacak dediler. Çaykur fabrikalarındaki işçilere izin verdiler, mitinge gideceksiniz dediler. Buna rağmen bizim mitingimiz daha kalabalık, daha coşkulu geçti.”

“Parti olarak bir yükseliş içerisindeyiz. Yaptığımız ankatlere göre Rize’de %51 AKP, %17 MHP görülüyor. Şu anda 2. partiyiz, bir milletvekili çıkaracağımız kesin, 2. yi de çıkarmaya uğraşıyoruz. Rize’nin 54 tane şehidi vardır. Rize’nin %99'u çözüm sürecine karşıdır. Bölgede sürece yönelik ciddi bir rahatsızlık ve tepki var. Bu tepkinin oy dağılımına da yansıyacağını düşünüyorum.”

“İktidar partisi kampanyalarını aldatma ve baskı üzerinden yürütüyor Sürekli ortalıkta olmayan projeler için hayırlı olsun pankartları asıyorlar. İhalesi bile yapılmamış bir havaalanı projesi için ya da henüz organik çay tarımına bile geçilmemiş bir bölgede açılacak bir organik çay fabrikası için pankartlar görüyoruz etrafta. İnsanlar üzerinde korkunç bir baskı var. Bir elektrik şirketinde çalışan arkadaşımız mitingimize geldiği için işten atılmakla tehdit edildi, sürüldü. Muhalif olduğunuz zaman yakınlarınız işe giremezler, çalıştıkları işlerden sürülürler, yardımlarınız kesilir.”

“AKP’nin tarımı bitirmek gibi bir misyonu var. Tarıma , hayvancılığa verilen desteği kısıyorlar. Bu sektörlerde itlahata yöneliyorlar. Tarım bittiği zaman insanlar varoşlara göç ediyorlar, iş sıkıntısı çekiyorlar. İnsanların ekonomik bağımsızlığı ellerinden alınıyor. Sonra çeşitli baskılar ve sosyal yardımlar sayesinde buralardan oy toplanıyor.”

“Rize’de çay dışında hiçbir şey yetiştiremezsiniz, çay fabrikası dışında fabrika açamazsınız. 1 milyon insanın ekmeği buna bağlıdır. Dolayısıyla çay, koruma altına alınması gereken stratejik bir ürün. İnsanlar çaydan iş bulamazsa göç etmeye başlayacaklar.”

“2002‘de Erdoğan “Çayın kilosunun 1.75 kuruş olması lazım” dedi. 2014 yılında çayın kilosu hala 1,7 tl. Dolar kurunda bakarsak geçen sene çayın kilosu 70 cent, bu sene 65 cent. Üstelik özel şirketler için çayda taban fiyatının hiçbir geçerliliği yok. Üretici büyük bir mağduriyet içerisinde.”

“MHP olarak çaya verilen desteği 50 kuruşa çıkaracağız. Bir yörenin sosyo-ekonomik yapısını belirleyici; fındık, pamuk, çay, yer fıstığı gibi ürünleri milli ürün ilan edip koruma altına alacağız. Tirebolu-Gürcistan arasını çay havzası ilan edeceğiz, burada kimyevi gübre kullanımını yasaklayacağız, elbette üreticinin ürün kaybını da karşılayacağız. En önemlisi de özel sektörün taban fiyatının altından çay almasını engelleyeceğiz.

Kazmaz, Rize’de AKP’YE verilen desteğin büyük oranda Erdoğan hayranlığından kaynaklandığını ileri sürüyor. Kazmaz: “Erdoğan’ı partiden alın, aynı adayları burada seçime sokun, %10 oy alamazlar.”

“Şimşirli köyünde HES’e karşı oldukları için jandarmadan dayak yiyen yaşlı kadınlar hala ‘Tayyip gel bizi kurtar!’ diye bağırıyorlar. Esnaf çok sıkıntılı bir durumda, şehrin içine AVM inşa ediliyor ama hala Erdoğan’ı destekliyorlar. Bir cami hocası bana dedi ki, ‘Başkanım ben de biliyorum çaldıklarını ama en azından 5 vakit namaz kılıyorlar, oruç tutuyorlar.’ Böylesine çarpık bir algı söz konusu.”

MHP seçim koordinasyon merkezi önünde bizi çok sayıda partili karşılıyor. Merkeze sürekli bir hareketlilik hakim.

Muhtaç insanlara ayda 800 lira civarında destek vereceğiz. AKP bu 800 liralık yardımların dağıtımı görevini ihaleyle şirketlere veriyor. Onlar da 200 liralık paketler hazırlayıp gönderiyorlar insanlara. Bu şekilde sosyal yardımlar üzerinden siyasal rant sağlanıyor. Biz bunun yerine insanlara içine 800 TL yüklü ‘Hilalkart’ dağıtacağız. Bu paranın da ancak mahalledeki küçük esnaftan yapılan alışverişte harcanabilir olmasını sağlayacağız. Böylece hem dar gelirliler, hem esnaf yarar görecek.


Rize’deki 3. ve son ziyaretimizi HDP 1. sıra milletvekili adayı Selda Karafazlı’nın sahil kenarındaki kafesine gerçekleştiriyoruz. AKP adayları ile görüşme taleplerimize ise Rize’de bulunduğumuz süre boyunca hiçbir olumlu yanıt alamıyoruz.

Karafazlı’nın HDP’den adaylığını açıklamasının ardından bir grup akrabası yaptıkları açıklamayla Karafazlı’yı aileden reddetmişlerdi.

“Akrabalarım tarafından yapılan basın açıklaması bana değil babama yönelik bir saldırıydı. Akrabalarımızdan birisi açıklamasında “Gidin, yakın, saldırın, yanında tek bir Karafazlı olmayacaktır.” dedi. Bu bir Hrant Dink 2 planıydı, bir katletme denemesiydi ama gerçekleştirilemedi çünkü halka mal oldu, bütün Türkiye ayağa kalktı. Ben bu işte bazı polis mensuplarının yönlendirmesi olduğuna inanıyorum. Olayla ilgili iki akrabamız arasında geçen bir Facebook konuşmasında birinin diğerine “Emniyet de acele etmemizi istedi.” gibi bir cümle kurmuş olduğuna tanık olduk. Bu konuda emniyete başvurduk ama sonuç alamadık, can güvenliğimizi tesis etmek için koruma tutmak zorunda kaldık. Bu olaydan sonra AKP seçmenlerine, cami imamlarına kadar pek çok insan bize destek oldu. Özellikle şehirdeki genç kadınlar HDP ile ilgili merak içerisindeler.”

Selda Karafazlı, gazetecilerle kendisine gönderilen tehdit içerikli mektupları paylaştı. Karafazlı’nın anlattığına göre mektuplardan birini gönderenin kimliği belirsiz iken, diğerinin lise öğrencisi bir genç kız tarafından gönderildiği tespit edildi.

“Rize’de bir bayrak bile asamadan seçim çalışması yürütüyoruz. Burada yaşayacağımız potansiyel bir saldırı bize oy kaybettirir, seçmenimizi korkutur. Birçok gizli oyumuz var ama insanlar desteğini açıkça söylemeye korkuyor. ‘Bazen sizi sokakta görüyorum, selam veremiyorum, ne olur kusura bakmayın.’ diyorlar. Seçim bildirgemizi alanlar, kimse görmesin diye kağıdı küçücük katlayıp ceplerine saklıyorlar. Fındıklı ofisimiz 8 defa saldırıya uğradı. Bayraklarımız yakıldı, camlarımız kırıldı. Dışarıda bir seçim çalışması yürütemediğimiz için bu kafe bizim seçim büromuz oldu. Bugün de belediyeden kafemiz için yıkım kararı geldi. Bu sahil şeridindeki başka hiçbir kafe için benzer bir karar çıkmadı. Bu bir gözdağıdır. ‘Bizden farklı görüşteki insanlar burada siyaset yapamaz’ demek istenmiştir.Biz burada oy oranımızı düşünmüyoruz, HDP’yi Rize’de nasıl var edebiliriz onu düşünüyoruz.”

Selda Karafazlı’nın babası da uzun yıllar siyaset içerisinde yer almış bir isim. Karafazlı, daha ilkokuldayken babasının yazıları yüzünden kurşun yağmuruna tutulmasına, annesinin cezaevi önündeki bekleyişlerine tanık olduğunu, parkta oynarken kaçırılmaya çalışıldığını anlatıyor.

HDP adayı Karafazlı daha önce hiç Diyarbakır’da bulunmamış, Kürtçe bilmiyor, gençliğinde herhangi bir örgütlü yapıda yer almamış. “Peki Kürt siyaseti ile nasıl tanıştınız?” diye sorduğumuzda şöyle yanıtlıyor:

“Bu topraklarda Kürt ‘olmadığınız’ kadar seviliyorsunuz, Kürt olduğunuzu söylemiyorsanız, Kürtçe konuşmuyorsanız, asimile olmuşsanız kabul görüyorsunuz. Ben Fethiye’de yaşarken, orayı vatan olarak benimsemiş Kürtlerin boğazları kesilerek, elleri plastik kelepçelerle bağlanarak bataklıklara atılmalarını gördüm. Kadınlar, çocuklar, ‘topraklarınıza dönün’ diye şimdi Kürdistan olarak adlandırılan topraklara kovuldular. Tanık olduğum haksızlıklar beni Kürt siyasetine yaklaştırdı.

“Hem CHP hem de AKP tabanından oy çalacağız. Rize’de özellikle kadınlar arasında HDP’nin politikalarına büyük ilgi var. Rize’den bir HDP adayı çıkması insanlara umut veriyor. Başka illerden gelip ‘Sizin için ne yapabiliriz?’ diye soruyorlar.”

“AKP içerisinde bile yapılanların yanlış olduğunu, vicdana sığmadığını söyleyenler var. Toprağımızı elimizden aldılar, suyumuzu özelleştirdiler, HES’ler inşa ettiler. Ben küçükken derenin sesinden uyuyamazdık, şimdi o sesi duyamaz olduk, su ayak bileğimize geliyor. Neden elektrik üretmek için HES’lere ihtiyaç duyuyoruz? Hayvancılığımızı geliştirelim, hayvanların tezeklerinden elektrik üretelim. Artık dışa bağımlı üretimden kurtulmamız gerek. Tabi biraz da tüketimimizi azaltmamız, kapitalizme karşı ayak dirememiz gerekecek.”


Siyasetçilerden sonra biraz da Rizeli seçmenin görüşlerini dinlemek için sokaklara çıkıyoruz. Tüm partiler yükselişte olduklarını iddia etseler de sokaklarda aynı havayı yakalamak pek mümkün değil. Erdoğan’a duyulan sevgi ve hemşerilik duygusu AKP’yi şehrin siyasetinde açık ara dominant bir figür kılıyor. Cadde boyunca “Erdoğan’ın adını duyunca bile tüylerim diken diken oluyor.” diyenleri, “Erdoğan dünya lideridir. Onu kaybedersek biteriz.” diyenleri, uzaktan bize “Erdoğan Reis’tir. Başka reis yok.” diye seslenenleri dinliyoruz.

Rize’nin vergilerinin karşılığı olan yatırımları alamadığını, esnafın kan ağladığını söyleyen siyasetçilerin aksine esnaf Mehmet Çelik işlerinin gayet iyi gittiğini söylüyor. Yatırımlar konusunda ise Çelik, “Rize az nüfuslu, küçük bir ilimiz. Trabzonla aynı oranda yatırım almaması doğaldır.” diyor.
Kuru temizlemeci Enver Ak, daha önce AKP’ye oy verdiğini ancak artık Erdoğan’ın ötekileştirici ve sert üslubundan rahatsızlık duyduğunu dile getiriyor. Cemaate yakınlık duyduğunu belirten Ak, bu seçimlerde oyunu CHP’den yana kullanacak.

Öğretmen Emel İgrek ise AKP hükümetinden oldukça şikayetçi, “Dini kullanarak insanları kandırıyorlar. Öğretmenlere kadro açılmıyor, sadece yandaşlarına iş veriyorlar. Ülkede hak, hukuk kalmadı. İnsanları aptallaştırdılar.” diyor.

Like what you read? Give Elif Cansu Akoğuz a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.