140 Journos

#P24SeçimOtobüsü ile Trabzon’da

P24 Seçim Otobüsü, seçime sayılı günler kala milletvekili adaylarını dinlemek ve illerdeki seçim atmosferini aktarmak amacıyla Türkiye’yi bölge bölge dolaşıyor. Karadeniz turumuzun ikinci durağı Trabzon. Trabzon’daki siyasi yönelim Rize kadar keskin değil. Sokaktaki seçmenlerle konuştuğumuzda iktidar partisine verilen desteğin Erdoğan’ın şahsına duyulan hayranlıktan çok partinin genel politika ve icraatlarına yönelik bir beğeniden kaynaklandığını görüyoruz. Trabzonlu AKP seçmenleri yeri geldiğinde partilerini eleştirmekten de geri durmuyor. Trabzon’da güçlü bir tabana sahip olduğunu gözlemlediğimiz bir diğer parti ise MHP. CHP, burada Rize’ye kıyasla daha geniş bir tabana sahip olsa da, sokaktaki siyasi ortamı diğer iki partinin domine ettiğini söylemek mümkün. HDP ise Karadeniz’in büyük çoğunluğunda olduğu gibi seçim yarışına dahil olmak yerine kendini var etme ve kabullendirme mücadelesi veriyor.

Trabzon’la ilgili bir diğer önemli not ise şu: Burada da diğer Karadeniz illerinde olduğu gibi AKP’den hiçbir yetkiliyle görüşmek üzere randevu alamıyoruz. İlçe seçim bürosuna gidip partililerle söyleşmek istediğimizde, ilçe başkan yardımcısından kampanya görevlilerine kadar tüm çalışanlar tarafından benzer şekilde kibarca reddediliyoruz. Parti içerisindeki son derece hiyerarşik ve merkeziyetçi yapılanmanın bir işareti olarak hiçbir partili üstüne danışmadan tek bir cümle dahi söylemeyi kabul etmiyor.

Haluk Pekşen bir yatırım planlama hukukçusu. 95'te Doğu ve Güneydoğu Anadolu İhracatçılar Birliği, 96'da ise Türkiye İhracatçılar Birliği başkan vekilliğini üstlenmiş. Pekşen’in 1. sıra adaylığı ön seçimler ile belirlenmiş. Pekşen, ön seçime partinin kontenjanlı milletvekili belirleme uygulamasına tepki olarak Trabzon İl Başkanlığı’nı işgal eden partili gençlerin direnişi sonucunda gidildiğini aktarıyor.

Trabzon’da ilk görüşmemizi CHP 1. sıra milletvekili adayı Avukat Haluk Pekşen’le gerçekleştiriyoruz. Merkez Türkiye projesinin mimarı olduğunu söyleyen Pekşen, proje konusunda oldukça iddialı:

“Bu proje Türkiye’yi dünyanın üretim ve taşımacılık merkezi yapacak. Yalnızca Trabzon değil, ülkemizdeki pek çok liman hem birer lojistik toplama merkezine, hem de üretim, montajlama ve ihracat merkezine dönüşecek. Bu Türkiye’nin kaderini değiştirecek bir proje. Azerbeycan petrokimya ürünleri, Kazak madenleri nakliyat masrafları yüzünden dünyaya ihraç edilemiyor. Bu ve benzeri ürünlerin demiryoluyla Trabzon’a inerek buradan ihraç edilmesi ciddi bir sanayi gelişimi ve istihdam yaratacaktır.”

“Karadeniz Bölgesi’nin büyük bir fındık, tereyağı, süt üretimi ve hayvancılık potansiyeli var. İktidar olduğumuzda burada yatırım yapacak bütün firmalara tam teşvik sağlayacağız. Tam gümrük muafiyeti, bedava arazi, enerji desteği vereceğiz. Doğu Karadeniz Kalkınma Bankası’nı kuracağız. Şu anda %26'lık bir işsizlik oranımız var. 18–25 yaş arası 65000 gencimiz işsiz. Bu proje, her sektörden binlerce gencimize iş imkanı demektir.”

“AKP toplumun her kesiminden insanlarda özgürlük, eşitlik ve yaşam hakkı açısından kaygı uyandırıyor. Ordu, bürokrasi, medya, sivil toplum ‘amaç odaklı’ bir ceza hukukunun silindirinden geçti. AKP döneminde 8,5 milyon insan soruşturuldu, yalnızca %10'u mahkum oldu. Bunun dünyada bir başka örneği yok. Hukukun işlediği bir ülkede soruşturma açılan insanların %95'i mahkum olur. Soruşturma kabuğu altında insanların üzerinde baskı kurdular.”

Görüştüğümüz hemen hemen her muhalefet partisi mensubu tarafından dile getirilen AKP’nin toplum üzerinde kurduğu siyasal baskı ve hukuk dışı uygulamalara dair iddiaların benzerlerini Pekşen’den de işitiyoruz:

“AKP’liler gençlik kollarımızın minübüsüne saldırdılar. Gençler karakola sığındı. Karakolda minibüsümüzün lastiklerini kesitler. Bayraklarımız yakılıyor, tehdit ediliyoruz. Biz miting yaparken sebepsiz yere sela okunmaya başladı. Biz bunun kasıtlı olduğunu bildiğimiz halde saygımızdan sustuk. Sela bitince bu sefer, parti arabalarıyla seçim alanımızda anonslar yapmaya başladılar.”

Pekşen, seçim güvenliği ile ilgili her türlü önlemi aldıklarını söylüyor: “Her sandıkta sandık görevlisiyle beraber üç müşahidimiz, üç avukatımız olacak.”

“AKP bu bölgede büyük bir inandırıcılık kaybı yaşıyor. Kaçak çay ve çay kotasına ilişkin ihtiyaç duyulan düzenlemeleri yapamadı. Tayyip Erdoğan Trabzon meydanında hayatının en hüsran dolu mitingini yaşadı. 3000–4000'den fazla insan yoktu meydanda. Şu anda anketlere göre Trabzon’da %38 ile 1. partiyiz. Sandıktan da aynı sonucun çıkacağına inanıyorum.”

“AKP iktidara geldiğinden bu yana Trabzon 300000 nüfus kaybetti. 56000 kişi devletten sosyal yardım alıyor. Bu şehirde 134000 emeklimiz var, 76000'i açlık sınırında. İnsanlarda ancak bize oy verirseniz yardımlar devam eder şeklinde bir algı oluşturuluyor. Halbuki bu pay zaten devlet bütçesinden ayrılıyor, kaymakamlıklara aktarılıyor. Ama kaymakamlıklar bunu AKP’nin ulufesi gibi dağıtıyor.”


Tranzon’daki 2. günümüzde MHP 1. sıra milletvekili adayı ve eski bayındırlık bakanı Koray Aydın’ın düzenlediği basın toplantısına katılıyoruz. Aydın, iktidar partisinin büyüme ve istikrar söylemlerinin bir masaldan ibaret olduğunu söylüyor.

Aydın: “Ekonomik kaygıların bu seçimde belirleyici unsur olacağını düşünüyorum. Artık hiçbir parti asgari ücreti 940 lirada tutamaz. Bu seçimin Türkiye’ye en önemli katkısı bu olmuştur.”

“Türkiye’de bugün büyüme oranı %4.9. Dünyada savaşların, ihtilallerin olduğu bir dönemdeki büyüme ortalamasını bile yakalayabilmiş değiliz. 93' yılında dünyanın en büyük 17. ekonomisiyken şimdi 19. sıradayız. AKP iktidarı döneminde işsizlik ortalaması %10'un üzerinde. Mayıs ayında enflasyon %8.45'i gördü. İhracat son bir yılda 6 milyar dolar küçüldü. Son iki yılda paramiz dolar karşısında %55'lik değer kaybetti. 2002 yılında Türkiye’nin 129 milyar dolar dış borcu vardı, 2014 yılında bu rakam 402 milyar dolara ulaştı. 2002 yılında 150 milyar dolar olan iç borç 2014 yılında 414 milyar dolara çıktı. Her yerde ‘IMF borçlarımızı ödedik, şimdi biz IMF’ye borç veriyoruz.’ diyorlar. IMF’ye 23 milyar dolar ödendi, ki bu borcun yarısı AKP döneminde alınmış borçlardır. İç ve dış borçlanmadaki artış karşısında bu rakam devede kulaktır. AKP döneminde ekonomiye ilişkin pembe bir tablo yaratıldı. Bugün bu tablonun yerle bir olduğunu görüyoruz.”

“Öyle bir cumhurbaşkanımız var ki gazetecilerle, Merkez Bankası başkanıyla, siyasi partilerle, herkesle kavga ediyor. Bütün müslüman ülkelerle düşman hale geldik. Bu ülkeler bizim ticaret interlandımız. Hükümete gelecek parti, bu ilişkilerin restorasyonuna öncelik vermeli. Bize göre bu iş için en uygun isimlerden biri Ekmeleddin İhsanoğlu’dur. Sayın İhsanoğlu’na karşı İslam dünyasında büyük bir saygı ve güven var. İktidara geldiğimiz takdirde, İhsanoğlu bu güven ilişkilerinin tekrar tesis edilmesinden sorumlu isim olacak.”

“Bu seçim için Trabzon’a en büyük vaadim güney çevre yoludur demiştim. Bizden işittikken sonra şimdi AKP de aynı vaadi dile getiriyor. Bir diğer önemli vaadimiz ise Karadeniz’i Trabzon üzerinden Kafkaslara ve Orta Asya’ya bağlayacak olan bir demir-ipek yolu projesidir.”

Koray Aydın çözüm süreci konusunda iktidar partisine yönelik ağır eleştirilerde bulunuyor:

“HDP’nin barajı geçebilme ihtimali AKP’de bir akıl tutulması yaşattı. Sanki CHP, MHP, HDP, paralel yapı aynı çatı altındaymış gibi mesnetsiz açıklamalarda bulunuyorlar. Sözde çözüm süreci adı altında hükümetle PKK arasında süren göürşmeler kesintiye uğramasın diye ülkenin doğu ve güneydoğusunda kamu düzeni ortadan kaldırıldı, sokaklar PKK’ya teslim edildi, asker kışlaya, polis karakola hapsedildi. Bölgede hakimiyetini kaybeden hükümet şimdi ‘Doğu’da sandık güvenliği yok’ diye feryat ediyor. PKK bugün bu konuma geldiyse, sorumlusu hükümetin ta kendisidir. Bu seçimde AKP’ye verilecek her oy, HDP’ye, PKK’ya verilmiş bir oy demek. HDP bir AKP beslemesidir, AKP’nin HDP’ye yüklenişleri tamamen göstermelik. Seçimden sonra AKP’nin HDP’yle koalisyon kurma arayışlarına gireceğini düşünüyorum.”

Trabzon’un bütün sandıklarında eğitimden geçmiş sandık kurulu üyeleri ve müşahitler bulunacağını belirten Aydın, “MHP’liler olarak tüm sandıkların etrafını saracağız.” diyor.

“Açıkça söylüyorum, AKP iktidar olamazsa 8 Haziran günü Reza Zerrab yurt dışına kaçar. Çünkü bu durumda 17–25 Aralık süreci yeniden gündeme gelecektir. Bu büyük pisliğin üstünü örtmeye kimsenin gücü yetmeyecek. Sorumlular mutlaka adalet önüne çıkacaklar. Bu işin kilit ismi Reza Zerrab bugün dışarıdadır çünkü adalet sistemine darbe yapılmıştır. Hakimler, savcılar yerlerinden edilmiştir. Kendi bakanlarınızı mecliste verilen oylarla yüce divana çıkarmamak hırsızlığı kabul etmek demektir.”

“Trabzon’da AKP-MHP arasında kıyasıya bir mücadele var. AKP’den MHP’ye müthiş bir oy kayışı var. AKP sözcüleri de bunun farkında olduklarından son zamanlarda CHP’yi bir kenara bırakıp sadece bizi hedef almaya başladılar. MHP’nin buradan 1. parti olarak çıkma ihtimali çok yüksek. Diğer tüm partilerin seçmenlerinden bir defaya mahsus oy istiyoruz. Bu ödünç oylar Trabzon’dan çıkacak 1. partiyi tayin edecek.”


Üçüncü ve son ziyaretimizi ise HDP‘ye gerçekleştiriyoruz. HDP’nin kalıcı bir seçim bürosu yok. Kimisi HDP’ye yer kiralamak istemiyor, kimisi ise kiraladığı takdirde başına geleceklerden korkuyor. Sonuç olarak HDP seçim çalışmalarını aynı bina içerisindeki SYKP, Emek Partisi, HTKP gibi partilerin ofislerinde geçici olarak konaklayan gezici seçim bürosundan yürütüyor.

HDP 1. sıra milletvekili adayı Hüseyin Taka 1 mayıs’da çok ciddi bir saldırıya maruz kaldıklarını, sürekli tehdit altında olduklarını ancak devlet görevlileri tarafından şikayetlerinin dikkate alınmadığını söylüyor.

“HDP Trabzon İl Örgütü kurulduğunda bina 150–200 kişi tarafından kuşatıldı. Trabzon’da birisi hristiyan iki kadın adayımız vardı ancak ikisi de aldıkları tehditler sonucunda adaylıktan çekilmek zorunda kaldılar. ”

“Trabzon’da meseleye bir seçim mücadelesi olarak bakmıyoruz. Ezilenlerin, sömürülenlerin sesi olacak kalıcı bir parti olmak istiyoruz. HDP’yi burada var etmeye, insanlara kabullendirmeye gayret ediyoruz. Toplumda ‘siz teröristsiniz, insanlardan zorla oy topluyorsunuz’ gibi son derece klişeleşmiş ön yargılar var, biz insanların yüreğine değdikçe bu yargıların yıkılabileceğini gördük.”

12 Eylül’de yargılanmış, 5 yıl hapis yatmış bir sosyalist olduğunu söyleyen Taka, “Devletten alacağım var.” diyor.

“Burada ırkçı, şoven bir anlayış var. Bu aslında yıllarca siyasi iktidarlar eliyle yaratılmış suni bir gerilim. Bir Diyarbakırlı genç burada, bir Türk genç de Diyarbakır’da başı dik gezebilmeli. Biz bunu sağlayabilirsek ancak o zaman barış sağlanır, o zaman Türkiyeli olabiliriz.”

“Diğerlerinin ateşten gömlek diyerek uzak durduğu barış süreci konusunda rol üstlendik. Bu süreçte Kandil’le ve İmralı’yla da görüşülmesi noktasında çalışmalarımız var. Bunlar tamamen hükümetin bilgisi dahilinde olan çalışmalar. Bu sebepten bizi PKK ile ilişkilendiriyorlar ama bizim PKK ile herhangi bir organik bir bağımız yok. Bizde Öcalan’ı da, Atatürk’ü de, Marx’ı da, Hz. Muhammed’i de seven var. Adaylarımız içerisinde Hristiyanlar, Yezidiler, Süryaniler, Ermeniler, Türkler, Kürtler var. Bu açıdan iddia ediyorum ki gerçek anlamda ‘Türkiye Partisi’ HDP’dir.

Görüşmeye geldiğimiz sırada Hüseyin Taka, Trabzon Mor Balık LGBTİ örgütü ile birlikte LGBTİ Hakları Sözleşmesi’ni imzalıyordu. Trabzon’da en çok kadınlardan oy alacaklarını iddia ediyor. Demirtaş’ın ev kadınlarından ağır işçi olarak bahsetmesinin kadınların çok hoşuna gittiğinden bahsediyor.

“Provokasyonlardan uzak durmamız konusunda genel merkezin kesin talimatı var. Bayrak asamıyoruz; üniversiteye ve bazı köylere gidemiyoruz. ‘Gelmeyin, gelirseniz bizi deşifre ederler.’ diyorlar. Burada kendi devletinden korkan bir halk var. Bütün mesele HDP’nin meşru bir parti olarak görülmesini engellemek. Burada kök salarsak Türkiye çapında bir parti olabileceğimizi biliyorlar. Burayı son kaleleri olarak görüyorlar.”

“Serbestçe ev ve esnaf ziyaretleri yapamıyoruz. Trabzon çok şehit vermiş bir ilimiz. Bir şehit ailesi ile karşılaşırsak nelerin olacağını kestirmek mümkün değil. Sadece bize yakın olduğunu, bizi kabul edeceğini bildiğimiz yerlere gidebiliyoruz.”


Siyasilerle yaptığımız görüşmelerin ardından çarşıya inip seçmenlerle söyleşmeye başlıyoruz.

Rize istisna olmak üzere gezdiğimiz Karadeniz illerinde sık sık beraber oturan, siyaset tartışan MHP ve CHP’lilere rastlamak mümkün. İktidar partisinden duyulan rahatsızlık, iki partinin seçmenini, savundukları kimi benzer değerler etrafında yakınlaştırmış gibi görünüyor.

Kuaför Nazım Topal (32) bir AKP seçmeni, AKP’yi çözüm süreciyle silahları susturduğu, baş örtüsü mağduriyetini bitirdiği ve partinin islami bir geleneği olduğu için desteklediğini söylüyor. Kılıçdaroğlu’nun verdiği vaadleri gerçekleştirebileceğine inanmadığını söyleyen Topal için, parti liderinin vasıfları tercihini etkileyen en büyük etken. Topal yolsuzluk iddialarına inanmıyor, paralel yapının hükümete komplo kurduğunu düşünüyor.

Öte yandan Topal’ın AKP hükümetinden yana şikayetleri de var. Şehrin en büyük sorununun işsizlik olduğunu, işlerinin son dönemde oldukça durgunlaştığını söylüyor. Asgari ücretin düşüklüğünden de dem vuran Topal, milletvekilleri için “Onlar da asgari ücret alsınlar da görelim bakalım nasıl geçiniyorlar.” diyor.

İktidar partisinin kadınlara yönelik tutumunu sorduğumuzda aynı masada oturan kadınların kimisi “Kadına artık çok önem veriliyor, destek sağlanıyor, çok memnunuz.” derken, bir diğeri araya girip “Kadına önem verildiği falan yok. Kadın cinayetleri arttı, kadınların yaşam güvencesi yok, hayatlarına müdahale ediliyor.” diyor.

Özetle, her partinin iddialı söylemler içerisinde olduğu Trabzon’da daha net bir resim görmek umuduyla döndüğümüz sokaklar da oldukça heterojen yapılı, dinamik ve süprizlere gebe bir seçmen profili sunuyor.

Like what you read? Give Elif Cansu Akoğuz a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.