Elifciğin Dijital Medya ile İmtihanı…

Öncelikle hayatımda ilk kez blog yazmak gibi bir işe kalkışıp, “halâ bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum” demem lazım sanırım. Hem de dijital medya gibi bir alanda…Şimdiden kendime bol şans dilerim…

Belki de en başta pek sevgili arkadaşım ve aynı zamanda işverenim, Evrim’in başlattığı bir Uygulamalı Adwords eğitimi ile başladı herşey . Tabi olan bitenden habersiz ben, ne olduğunu pek anlamadan, durmadan sorular sorarak ve çoğu kez de yanlış yaparak pek çok şey öğrenmeye başladım. Fakat hiç de kolay bir işten bahsetmiyormuşuz laf aramızda o da ayrı bir konu :/ Bunun devamında ise, “madem bu işe başladık (eksiğimizin çok olduğunu bilerek tabi) devam edip, ciddi ciddi bu alanda iyi olalım ve markamızı başkaları yerine kendimiz en iyi yere taşıyalım” dedik.

Sosyal Medya Kampüsü, bizim bu konudaki ilk durağımızdı ve kendilerinin samimiyeti ve katılımcılara gösterdikleri alaka ile zaten ilk eğitimde gönlümüzü fethedince, bundan sonrada onlarla devam etmek en iyi seçenekti. 6 haftalık Sosyal Medya ve Dijital Pazarlama eğitiminin, uzun da olsa eğlenceli geçeceği konusunda emin olarak çıktık yola. Gerçekten de farklı alanlarda çalışan, birbirinden zeki ve yardımsever insanlardan oluşan sınıfta bulduk kendimizi.

İlk hafta sonu eğitimimizi tamamladığımıza göre; bu kafası karışık insanın daha ne kadar kafa karışıklığı yaşadığını aşağı okuyabilirsiniz.

Sabah kolaylıkla uyanamayan biri olarak, Evrim ile yavaş yavaş konferans salonuna doğru geçerken müzikle başladık güne. Zaten küçük şeylerden mutlu olabilen bir insanım, bir de canlı müziği görünce dedim ki kendime “Baturay Bey yapabilir bunu ve ancak o bu kadar güzel yapar:)” Gayet mutlu, mesut dans ederek salona girdikten sonra bir de Grango TR gibi, şirin ötesi markanın hazırladığı sandviç ikramının üzerinde gelen kişiye özel notlarla güne başladık. Bendeki gülümseme iki kat arttı haliyle :) Açılış konuşması, kaynaşma ve tabi ki faydalı birkaç sayfa not ile öğle saatine ulaştık.

4129Grey firmasından Ali Erkurt günün ilk konuşmacısıydı. Sosyal Ağlarda Marka Yönetimi ve Entegrasyonu ile ilgili bizleri aydınlatmaya çalıştı. (bana göre bir aydınlanma sonuçta, ondan sebep :/) Devam edeyim, öncelikle sözünü ettiği bir makaleden bahsetmek istiyorum ; Web Nirvana Olmayacak! Bu yazıyı Newsweek Dergisi için Clifford Stoll adında herhalde işinin uzmanı biri yazmış. Makale bana çok anlamlı geldi.1995 yılında, bana da birisi “web ülkeyi ele geçirecek, tüm banka, yatırım, kişisel işlerimiz, tarih konuları vs. gibi herşeyin yeriniz alacak “ deseler, peh derdim. Açıklamaları da gayet mantıklı çünkü şahsen elime alarak okuduğum bir kitaptan aldığım hissi, mekanik aletten alacağım kanısında değilim. Mümkünse olmayayım da… En son paragrafı ise beni bir ayrı etkiledi. Eğer bütün bunlar olursa, peki ya insan teması ? Sonuna kadar katıldığım şey ise gerçekten birbirimizden izole olarak, kafelerde gördüğümüz ve herbirimiz kızsak bile yine onlar gibi aynı davrandığımız insan yumaklarına benzedik. Belli bir amaca göre, evet, mantıklı bir teknoloji standardı olabilir fakat mümkünse, azıcık, yüz yüze de bakalım. Bahsettiğim makaleyi ara ara okuyup, değişimin gidişatını düşüneceğimden kesinlikle eminim.

Gelelim esas amaca; sosyal medya dediğin kocaman bir mecra, nereden, nasıl başlanması gerektiği bile karmaşık. İşi uzmanından öğrenirken aklıma kalan en önemli cümle, “Kampanyanın başından itibaren, içereceği reklam kampanyalarına net karar vererek, strateji ve fikir çalışmalarının içinde olmak”. Yardım alabileceğimiz site örneklerinde, fikirlerin ve hedef kitleye markanın ulaştırılması ile ilgili detaylı sunum, video örnekleri ve markaların işlerinden çeşitli örnekler gerçekten harikaydı. Tek bir örnekle açıklamak isterseydim, herhalde tüm sınıf gibi Chobani markasının müthiş sosyal medya yönetimi yeterli olurdu.5N1K soruları ise işin ana temasını anlatan en iyi örnekti. Çok etkileyici ve yararlı bulduğum sunum için çok teşekkür ederim kendilerine.

Günün devamını, Sayın Doğuş Kuran ile sürdürdük.Kendisi Turkcell Müşteri Hizmetleri Grup Başkanı. Turkcell’in dijital medya sürecini ve bunun etkileşimlerini, aldıkları önlemleri anlattı. Yaptıkları bazen ufak, bazen de büyük çözümlerle müşteri memnuniyetini nasıl üst düzeyde tutttuklarını aktardılar. Şahsım adına marka ile sorunlar yaşadım ve halihazırda kullanıcısı değilim ama konuşma esnasında bazı noktalarda ya anlaşamadık ya da genel konuşma gereği ileri gidemedik. Fakat hala merak ediyorum; Türkiye’nin en büyük markaları için “markaya olan güvenin geri kazanılması” mı, yoksa “biz hazırda bulunanı mutlu edelim gelen gelir, giden gider” mantığı mı önemli ? Bu soruya cevap bulduğumda, belki kendi markam için de faydalı birşeyler yapabilirim diye düşünüyorun.

Geldik ikinci güne :) Ekşi Sözlük yazarı, sempatik mi sempatik, sabah sabah bizi ehe modunda derse başlatan Bengü Üçüncü’nün dersi vardı. Kendisi karakterinden de anlaşılacağı üzere konuşma ve yazma konusunda çok başarılı. 6 Haftalık eğitimin bana göre mottosu olması gereken “ Sosyal medya, teknolojiden çok psikoloji ve sosyoloji ile alakalıdır.” ile girişi yaparak, pazarlama ile verdiği örneklerle beni benden aldı. Bazen “bu kadar mantıklı işler nasıl olur”’diye düşünmeden edemedim. Twitter’ın TR ayağının başlangıç kadrosunda olup, gezi ile başlayan ve bana göre sonrasında çok daha önem kazanan bir markanın, aslında göründüğünden daha çok işe yaradığını anlattı bizlere. Bazen “buna ne gerek var dediğim” noktada, verdiği tek bir örnekle “ aslında bu kadar önemli olamaz lafını ederken buldum kendimi” ardından slaytlar arasında kayboldum. Yapacağımız pazarlamanın detaylı olarak ne kadar ince düşünülmesi gerektiğini yine yeniden anladım. (zor bu sosyal medya işi :/ ) Nihayetinde hocamız ufak bir reklam kampanyası yazmamız için bizi gruplara ayırdı. Biranda şok olan 4 grup, verilen görevi yerine getirmek için 15 dk, size göre az ama o an bize göre uzun zamanda ne varsa söyledik aklımıza gelen. Şanslıydım, çünkü çok farklı fikirler çıktı. Kimse kusura da bakmasın, fakat grubum ile hazırladığımız doğal kozmetik ürün reklamı yaratma görevini , komple bir kampanyaya dönüştürdük. Aklımda kalan notları ise ileride kendi işimde kesinlikle kullanacağım :)

Son olarak, DRD Filo Dijital Marka Müdürü Salih Başkale ile Marka Konumlandırılması konusunu işledik. Bir kere daha sadece satış yapılacak ürünün değil, asıl hedef alınması gerekenin insan zihninin olduğu görmüş oldum. Ries&Ries sanırım bu konuda en iyisi hem de dünya çapında, sitelerinde yaptıkları işler ise harika, takip edin derim :) Detaylar için kendisinden eğitim almanızı ayrıca tavsiye ederim. Son olarak samimiyetin, marka üzerindeki etkisinin yarattığı güç, sanırım en sağlam çıkarım oldu benim için bu ilk hafta eğitiminden.

Hafta sonunu sabırsızlıkla bekleyerek ve bu haftalık görevimi de tamamlayarak yazımı bitireyim artık.

Ps. Bu hafta da ufak bir sürpriz bekliyorum sosyalmedyakampüsü’nden tabi :) Bir de, o kadar güzel reklam filmleri izledik ki bu hafta, ben de en beğendiklerimden, 2 tanesini buraya bırakıyorum, izler, benim gibi mutlu olursunuz diye :) №1 №2

Sevgiler

E.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Elif Egeroglu’s story.