
Bodoslama Girişimcilik
Fırsat girişimciliği, sanayi girişimciliği, sosyal girişimcilik, bölgesel girişimcilik, sanal girişimcilik, kurum içi girişimcilik derken girişimcilik hakkında onlarca türden bahsetmek mümkün. Özde aynı söz de farklı onlarca türün yanında şu an okumaya başladığınız bu hikâyedeki girişimcilik sizi hepsinden çok daha farklı bir noktada olan bir girişimcilik türü ile karşılayacak. Acılı, sancılı ama bir o kadar öğretici bir tür, bodoslama girişimcilik.
Ben Elis Yılmaz, hali hazırda halen Bilkent Üniversitesi’nde öğrenciyim, mezun olamıyorum çünkü ben “bodoslama bir girişimciyim.” Benim girişimcilik maceram 2014 Aralık ayında ortağımla beraber staj arama derdine düşmemiz ile başladı.
Bilkent Üniversitesi’nde “zorunlu staj” denilen bir staj türü vardır ve öğrenciler mezun olabilmek için uzun dönemli ve/veya kısa dönemli olarak bir kurumda staj yaparlar. Eğer Bilkent gibi top 5 üniversiteden birinde okuyorsanız, hayattaki “en büyük arzunuz” Türkiye’nin top 10’daki (tercihen küresel) şirketlerinde staj yapmaktır. Türkiye’deki 100 binlerce öğrenci gibi hayalinizdeki şirketlerin staj dönemini bekler, staj dönemleri geldiği zaman başvuru yapar ve 5–6 aşamalı mülakatlarında ter döker, aşamaları geçtikçe heyecanlanırsınız. Stajyer kontenjanı az, başvuru yapan öğrenci çok olunca da çoğu kurumdan ret yersiniz. Kimilerinden herhangi bir geri dönüş bile alamazsınız. Düşünsenize çoktan reddedilmişsinizdir fakat haberiniz yoktur.
Bu süreçlerin hepsini yaşadıktan sonra bir akşam Emre (ortağım) beni aradı: Her yere başvuru yapıyoruz, hiçbir geri dönüş alamıyoruz, okulumuz iyi, ortalamamız iyi, öğrenci kulüplerinde aktifiz, sertifika, seminer, yabancı dil, kurslar vs. her şeyimiz eksiksiz ama kabul edilemiyoruz burada sorun bizde olamaz dedi. Haklıydı da sorun biz de olamazdı çünkü katıldığımız etkinliklerde insan kaynakları yöneticilerinden de en çok duyduğumuz cümle “Binlerce başvurudan aradığımız stajyeri bulamıyoruz.” cümlesiydi. Bu durumda bir tersli olduğu ortadaydı.
Stajim.net 1 gecede Türkiye’de staj arayan öğrencilerle stajyer arayan firmaları bir araya getirerek doğru eşleşmeyi sağlayan bir kanal olmak amacıyla kuruldu. O telefon konuşmasından sonra Emre ile bir staj sitesi kurmaya karar verdik. Sabaha kadar üzerinde tartıştık, hemen kısa bir “Bunu yapan başka biri var mı?” araştırması yaptık, isme karar verdik, domaini aldık ve siteyi açtık.
Bu yazı Stajim.net ile “bodoslama girişimcilik” serüvenimizde yolda öğrendiklerimizi sizinle paylaşarak “Biz acısını da çektik cefasını da yaşadık en azından siz yaşamayın.” düşüncesi ile tüm yeni girişimcilere yardımcı olmayı amaçlayan bir “bodoslama girişimcilik rehberi”dir.
Problemi Bulun
Stajim.net’i kurarken yaşadığımız istemeden de olsa bir problemden yola çıktık. Bu problem sonrada fark ettiğimiz üzere sadece bizim yaşadığımız bir problem değildi bu aynı zamanda Türkiye’de 6 Milyon öğrencinin ve stajyer çalıştırmak zorunda olan 300.000 şirketin yaşadığı bir problemdi. Bu kadar çok insan için bir problem olması bizim “Bu problem gerçekten problem mi?” sorusuna verdiğimiz yanıtı güçlü kıldı. Problemin gerçekten bir problem olduğundan emin olacak veriler elde etmek sizin de girişiminize olan inancınızı arttıracak ve kendinizi güçlü hissetmenizi sağlayacaktır.
Bir Pazar Araştırması Şartmış!
Telefon konuşmasından sonra ilk yaptığımız şey “bodoslama” olarak yapmış olsak ta “Bunu yapan başka biri var mı?” diye konuyla ilgili aklımıza gelen her türlü başlığı Google’lamak oldu. Araştırmalarımız sonucu; yurt dışında benzerleri olsa da Türkiye’de bizim yaptığımız işim aynısını yâda benzerini yapan bir platform olmadığını görmek bizi daha da perçinledi. Dünya’daki örneklerin başarılı gittiğini görmek bu işin aslında tahmin ettiğimizden daha küresel çaplı bir proje olarak konumlandırılabileceğini de bize kanıtladı.
Çözümünüzü Farklılaştırın
Eğer pazar araştırmasından sonra sizinle benzer işi yapan oluşumları görürseniz kendinizi daha farklı ve güçlü bir noktaya konumlandıracak çözümler aramaya devam edin. Eğer aynı işi daha önce deneyip devam edemeyen girişimler görürseniz (ki bizim hikâyemizde bu örnek vardı) nerelerde hata yaptıklarına dair daha detaylı araştırma yapın ve çözümünüzde benzer hataları yapacak noktalara yer vermemeye özen gösterin.
(İyi yada kötü) Bir prototip olmazsa olmaz
Problemi bulduk, pazar araştırmasını yaptık, çözümü farklılaştırdık. Tüm bunlardan sonra Emre ile hemen isim bulmaya koyulduk. Girişimcilikteki İlk sınavımızı doğru isim bulmakta verdik. Eğer yeni bir internet girişimcisi iseniz ve cebinizde aşırı bir maddi gücünüz yoksa kendinizi domain savaşlarının tam ortasında bulursunuz, aklımıza gelen çoğu domain bu işi bilenlerin hiç şaşırmayacağı üzere alınmıştı. “Stajim.net” hem domaininin boş olması hem de yaptığımız işi yansıtması nedeniyle tercihimiz oldu. Sonra hemen bir logo gerekir tabii. İkinci sınavımız logo oldu dersem Emre’nin de bana katılacağına eminim. Kurumsal kimlik çalışması tahmin ettiğimizden daha zor bir çıktı :)
Eh bir de bize bir internet sitesi gerekiyordu. Eğer front end/ yada back end yazılımcı değilseniz ve çevrenizde de bu işi görebilecek biri yoksa hazır web siteleri ilk örneklemeyi yapmak için doğru seçim. Biz tercihimizi “Wordpress”ten yana kullandık. Hatta biz biraz! abartıp Wordpress ile yaklaşık 8–9 aylık bir süreçte devam ettik.
Hedef kitlenize danışın
Biz bu konuda öğrenci olduğumuz için çok şanslıydık zaten hali hazırda öğrenci olan arkadaşlarımıza sosyal ağlar üzerinden Stajim.net’in linki göndererek geri bildirimlerini aldık. Bu konuda önemli olan şey “çözüm önerilerini değil, problemleri dinlemek.” Geliştirmelerinizi problemlere yönelik yapmayı ihmal etmeyin.
Stajim.net’i sosyal ağlarda paylaştığımız ilk gün web sitesi 1.500 tekil kullanıcıya ulaştı. İlk hafta gelen rakamlar bizi gerçekten şaşırtacak derecede iyiydi. İlk ayı 90.000’den fazla tekil kullanıcı ile tamamladık. (Ki bu çoğu web sitesinin sosyal medya üzerinden verdikleri reklamlar ile ancak ulaşabildiği bir rakam.)
Sayılar tahmin ettiğimizden çok daha iyi gitmeye başlayınca yaptığımız işin “girişimcilik” olduğumuzu fark ettik. İşten aslında bakarsanız işin en zor, en yorucu ve en harika, en tutkulu kısmı tam olarak bu andan sonra başladı.
İlk müşterinizi bulun, ya da o sizi bulsun
İlk müşterimizi kurulduktan 3 ay sonra bulduk. Daha doğrusu bizim yaşadığımız olay biraz daha farklıydı, Linkedin üzerinden o bizi buldu. Bir sanayi şirketiydi, altından kalkıp kalkamayacağımızı düşünerek İlk ilanı bedava yayına aldık. İlana 150 tane başvuru gönderdik. Rakam fazlasıyla iyiydi, Boğaziçi Üniversitesi’nden Sütçü İmam Üniversitesi’ne kadar Türkiye’nin her yerinden başvuru gönderdik. Biz bize gelen ilk müşterimizi kaybetmemek için herhangi bir ücret talep etmedik, yine olsa yine o kazanacağımız paranın peşine düşmezdik çünkü o bizim için çok büyük bir sınav oldu ve biz müşterilerimize mahcup olmadan aldığımız paranın hakkını vererek iş yapabileceğimizi resmi olarak görmüş olduk. İlk müşterileriniz en büyük case’nin olacaktır.
Gelir modeli denen meret
1,5 yıllık girişimcilik hayatımızın en gülünç olayı gelir modelinin ne demek olduğunu bilmememiz oldu. Türkiye’de her girişimcinin bir kere kapısını çaldığı seri yatırımları ile tanınan saygı değer bir büyüğümüz bize “Tamam da bu işin gelir modeli ne?” dediği zaman gelir kelimesinden para kazanacak yöntem olduğunu anladık ama içeriğini doldurmamız bir hayli zaman ve eforumuzu aldı. Tabii bir de “Google Adsense” diyerek rezil olduğumuz ile kaldık. Size bu yazının en büyük öğretisi: Google Adsense bir gelir modeli değildir! olsun. :) Eğer girişiminize Google Adsense ile para kazanmak için başlayacaksınız olmuyor o, onu biz denedik yemedi.
Şu an ki gelir modelimiz kendimize özgü, rezil olup kafa patlatınca sonuçta klasik gelir modellerinden farklı oldu. İlanlardan Türkiye’de uygulanmayan bir sistem ile maddi kazanç sağlıyoruz ve ekstra olarak reklam çalışmaları gibi ekstra yan gelirler de mevcut. Tek bir gelir sistemine bağlı kalmamak önemli ana gelir kaynağınızın önüne geçmeyecek ve onu sekteye uğratmayacak şekilde yan gelirleri çoğalmaya özen göstermek gerekir.
İşte şimdi para kazanmaya başladınız demektir!
Ekibe bir yazılımcı dâhil etmeli
Müşteriyi bulup, para kazanmaya başladıktan sonra ister istemez ekibi büyütmek zorundasınız. Her işe siz yetişemezsiniz. İsterseniz deneyin ama olmuyor, onu da denedik.. Biz iki kişi başladığımız için çoğu girişimciye göre daha şanslıydık çünkü ekibe kurucu ortak bulmak bir hayli zordur. Bunun için girişimcilik ekosistemindeki etkinlere gitmenizi önerebilirim. Doğru insanlarla tanışabileceğiniz en güzel ortamlar etkinliklerdir. Eğer ortaklar arasında yazılımcı yoksa ekibe bir yazılımcı dâhil etmek önerilen bir çözümdür. “Kodu o bilecek neticede, kaçıp giderse proje ortada kalır.” cümlesini çok duyacaksınız, hazırlıklı olun! Biz de ekibe bir yazılımca dâhil etme yoluna gittik. Doğru yazılımcıyı bulma sürecinde başımıza birçok talihsiz olay geldi. Ama sonunda zor da olsa bulduk ve ekibe dahil ettik. Eğer bu konu hakkında girişiminizde emin olun zorlanırsanız yalnız değilsiniz.
Melek yatırımcıların kapısını çalınır, din dan don
Prototipinizi; problemi, çözümünüzü, pazar büyüklüğünüzü, bugüne kadar ilerlediğiniz aşamaları belirten bir sunum ile melek yatırımcılara götürün. Eğer bir hızlandırma programı dâhilinde ilk yatırımı arama sürecinde değil iseniz işiniz daha zor olacaktır. Hızlandırma programlarına katılmak hem fikirlerinizi ve bilgilerinizi geliştirmeniz hem de melek yatırımcılara ulaşabilmeniz açısından faydalı programlardır. Eğer bizimki gibi “Bodoslama Girişimcilik” ile haşır neşir iseniz melek yatırım ağlarının kapısını tek tek çalıp aynı sunumu yaklaşık 20 defa yapmak zorunda kalabilirsiniz. Bu süreçte çok fazla olumsuz geri dönüş ile karşılaşabilirsiniz. Bu noktada ya pes edersiniz, ya da tüm reddedildiğimiz ağların, programların maillerini benim gibi saklayarak arada sırada okuyarak kendinizi perçinlersiniz. Bu noktadaki seçim sizin. ( Bu arada bu konu ile ilgili ileri de daha kapsamlı bir yazı yazmayı düşünüyorum. Anlatılacak çok anı var.)
Ekibe ve projeye inanan doğru melek yatırımcılarla karşılaşacak kadar şanslı iseniz (Biz şanslı olduğumuzu düşünüyoruz) bir sonraki aşamaya geçebilirsiniz.
Bir şirket kurmalı, eşe dosta fatura kestir kestir nereye kadar
Benim naçizane tavsiyem girişimi kurar kurmaz pat diye şirket kurmayın, yaptığımız en doğru hareketlerden biri biz bu konuda hiç aceleci davranmadık. Aylık çok sık fatura kesmek zorunda kalmıyorsanız ani şirket kurmaktan kaçınmanızı öneririm, çünkü Türkiye’deki şartlar tahmin ettiğinizden daha zorlayıcı olabiliyor. Kazandığınız para sadece ödediğiniz vergiyi karşılayabilir a dostlar, aman dikkat!
Nasıl bir şirket kurmak gerekir sorusu aklınızı allak bullak edebilir, biz Emre ile bu konu üzerinde baya bir kafa patlattık açıkçası. Şahıs Şirketi ve Limited Şirket kurmanızı çok tavsiye etmem çünkü melek yatırımcılar Anonim Şirket olarak şirketinize dâhil olmak isteyeceklerdir. Eğer hali hazırda bir şirket varsa onun A.Ş.’ye çevrilme prosedürleri de bir hayli yorucu olacaktır. Eğer bir girişimci iseniz de A.Ş.’nin ilk sermaye bedelinden dolayı pat diye A.Ş. kurmakta da zorlanacaksınızdır. Yani vay efendim hemen bir şirket kurayım kartvizitime CEO yazayım diye bir derdiniz yoksa biraz bekleyin derim. Biz Stajim.net’te 1 yıldan fazla şirket olmadan çalışmalarımıza devam ettik. Ve bir zararını da görmedik.
Yeni ürünü geliştirme
Stajim.net’i geçtiğimiz günlerde yeniledik, yine yeniledikten sonra fark ettik ki doğru bir şey yapmışsız. Artık tamamen yazılımın bize ait olduğu, akıllı bir eşleştirme sistemi ile çalışan “aklı başında” bir versiyona geçiş yaptık. Steve Jobs’u ve Apple’ı seven bir ekibiz sırf bu yüzden ürünü full paket olarak çıkmadık, bunun büyük bir yanılgı olduğuna dair düşüncelerimiz var. Eee bugün kullanıcıya her şeyi sunarsak 2 gün sonra bizden sıkılınca neden sıkıldı diye düşünmemek lazım değil mi ama? Ve ürünümüzü daha da basit ve kullanışlı hale getirmek için ekstra özellikler ekleyerek çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ürün denenirken patlıyor, çatlıyor, hatalar çıkıyor panik olmamak lazımmış. :) Panik olmayın.
Şu an ki girişimcilik serüvenimizde bu aşamaya kadar geldik. 1,5 yıl önce Stajim.net bir fikir ile başladı, girişimcilik ile ilgili hiçbir bilgi sahibi değildik, bodoslama daldık bir yola. Yolda burnumuz sürte sürte öğrendik. Kaç gece ofiste sabahladığımızı, kaç kupa çay/ kahve bitirdiğimizi, kaç kere İstanbul- Ankara arasında mekik dokuduğumuzu bir biz biliriz.
Bugün 6 kişilik bir ekibiz, Şirket Ortağım Melek Yatırım Ağı, CyberPark ve KWorks desteğinde yolumuza devam ediyoruz. 1,5 yılda Unilever, P&G, B/S/H, Pepsico gibi yazının ilk başında bahsettiğim Top 10’da olan gözde şirketlerinde içinde bulunduğu 120 şirket ile çalıştık. Sosyal ağlarda 50.000’e yakın kişi Stajim.net’i takip ediyor.
Son söz olarak diyeceğim o ki; 1,5 yılda 100 kere bu işi kapatmak istedim. Lütfen pes etmeyin, girişimcilikte sürdürülebilirlik en önemli noktalardan biri. Hiçbir şey bize altın tepside sunulmayacak ama vazgeçmezsek bu ekosistem için 5 yıl sonra çok daha güzel gelişmeler olacak. Yeni girişimlere, yeni girişimcilere bu ekosistemin ihtiyacı var.
Acısıyla, tatlısıyla girişimcilik güzel şey vesselam..
Elis