Kendimi Gözlemlerken

Cümlelerin uzunluğu ve yoruculuğu kontrolüm dışında, kendimi güzel ifade edemiyorum.


Herhangi bir duygunun - çok güçlü ve alışılmışın dışında olması halinde -gerçekçiliğinin tam manasıyla hissedilmesi, duyguyu tetikleyen olaydan bir müddet sonra gerçekleşebilir. İnsan hüzün, mutluluk veya korkuyu bazen tam manasıyla idrak edemeyebilir. Bu şok veya uyuşukluk hali bazen 5 dakika, bazen bir gün, bazen haftalar sürebilir. Bu durumun bende oluşturduğu en büyük yıkım, ani olarak verilmesi gereken tepkilerin veya atılması gereken adımların bu idrak eksikliği yüzünden gecikmesi ve aynı hisleri anlık olarak yaşayan insanlara karşı yabancılaşmamın duygu sezgisi yetimi etkisiz kılması durumlarıdır. Her ne kadar böylesi anlarda duygusal olarak tepkisiz kalmam, soğukkanlı halimi muhafaza etmeme neden olsa da bende oluşturduğu gecikmeli duygu yoğunluğu normale göre daha ağır olmakta ve daha uzun sürmekte. Duyguların paylaşımının insana ruhsal anlamda fayda sağladığı benim çok sonralar kabullendiğim bir gerçek olmasının yanında, hadiselerin bende gerektirdiği duygu durumun geç oluşması, duygudaşlarımla yapacağım paylaşımı da imkansız kılmaktadır. Bunun adı kısaca yalnız kalmaktır.

Toparlıyorum; bu durumun basitçe iki sonucu vardır, ikisi de kötüdür. Birincisi hadiselerin gerçekliğini vaktinde yaşayamadığım için gerektirdiği hislerden mahrum kalmam ve tepkilerimi yine vaktinde sağlıklı verememem. İkincisi başkalarını da etkileyen hadiselerde hissel anlamda geriden gelmem ve duyguları en yoğun yaşamaya başladığım anlarda yalnız hissetmem.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.