Başarılı Bir Girişimci Olmak 3 Şeye Bakar

“Girişimci İsviçre çakısı gibidir. Her konudan az da olsa anlamalı.”

“Esneklik çok önemli. Değişen koşullara göre iş modelinizi hızlı bir biçimde değiştirebilecek manevra kabiliyetine sahip olmalısınız.”

“Girişimci dediğin iyi bir lider olmalı. Takımının gelişimine ön ayak olmalı, onları tek bir amaç için bir araya getirebilmeli…”

“İletişimin ustası olun. Başarı ancak doğru iletişim , empati ve kusursuz ekip çalışmasıyla gelir.”

“Girişimci adam meraklı olur. Sürekli yeni şeyler öğrenir, devamlı kendini geliştirir.”

“Tutkulu olun. Yaptığınız şeye tüm kalbinizle inanın. Ancak o zaman başarılı olursunuz.”

“Pencerenin dışından bakmayı bilmelisiniz. Yeni şeyler denemekten korkmayın. “

“Yapacağınız iş bir acıyı dindirmeli, bir ihtiyacı karşılamalı.”

Bu sözler tanıdık geliyor mu?

Girişimciliğe meraklıysanız eminim pek çoğunu ya da benzerini duymuşsunuzdur. Defalarca hatta…

Hepsi de doğru nasihatler aslında. Ama ne kadar doğru olursa olsun şimdiye kadar bozuk plak gibi tekrar edildiğinden artık kabak tadı vermeye başlamış sözler bunlar.

Etrafınızdaki başarılı örneklere bir bakın. Girişimcilik için gerekli olduğu söylenen niteliklerin ne kadarına sahipler?

Ali Ağaoğlu mesela. Yukardaki “klişe” yetkinliklerden kaçına sahiptir? Bugüne kadar yaptığı işlerin hangisinde inovasyonun “i” sini gördünüz? Ya da kendini geliştirme konusunda ne kadar hevesli olabilir ki? (Adam liseyi bile bitirmemiş.)

Ya da Steve Jobs. Takım çalışması, esneklik ya da empati konusunda ne kadar ustaymış? Dünyanın en değerli şirketini yaratırken beraber çalıştığı hemen herkesi (ortakları dahil) itin kıçına sokup çıkartmaktan başka ne yapmış?

Bu gibi örnekler çoğaltılabilir, lafı getirmeye çalıştığım yer şu: başarılı bir girişimcide bulunması gereken niteliklerin hiç biri elzem şeyler değil.

Başarılı bir girişimci olmak bana sorarsanız yalnızca 3 şeye bakıyor. Peki nedir bunlar?

1- Girişkenlik.

Girişimci adam girişken olur. Bu kadar basit. Medeni cesareti yüksek, her taşın altından çıkan, yırtık hatta biraz da yavşak olur; inatçı olur, tuttuğunu koparır.

Başarılı girişimcilerin hepsine bakın, karakterlerinde o kadar çok ortak özellik vardır ki… Önden gitmekten korkmazlar, insanlara farkında olmadan liderlik ederler. Öz güvenleri yüksek olur, bu yüzden dobra ve hatta çoğu zaman patavatsız olurlar. Sıcak kanlıdırlar, yeni insanlara hiç tereddüt etmeden yaklaşabilirler. Pragmatik olurlar, amaca ulaşmak için ne gerekiyorsa yaparlar. Doğru insanlarla yakınlık kurabilmek için sosyalliğe önem verirler, karizmaları genellikle yüksektir o yüzden.

Girişimcilerin hepsi yüksek egoludur. Hatta çoğu zaman megaloman ve narsist nitelikler sergilerler. Narsistin klinik tanımıyla girişimcilerin karakter özellikleri arasında inanılmaz bir benzerlik vardır.

“Büyük insanların büyük egosu olur, belkide onları büyük yapan budur”. — Paul Arden

İş dünyasında egonun ne kadar kötü ve yersiz olduğunu savunup duruyoruz ama malı götüren de hep yüksek egolu insanlar oluyor. Sizce bu bir tesadüf mü?

“Tüm bu karakter özellikleri doğuştan gelen şeyler, ben dışa dönük değilsem nasıl değişebilirim ki?” diyebilirsiniz mesela. Ancak şu bir gerçek ki kişilikte tıpkı yeni bir yeti öğrenir gibi değiştirilebilen bir şey. İnsanlarla konuşmaya mı utanıyorsunuz? İnsanları etkilemek için daha karizmatik mi olmak istiyorsunuz? Bunların hepsini sonradan öğrenebilirsiniz.

Doğru öz eleştiriyi yaptıktan sonra kendinizi eksik hissettiğiniz alanına odaklanıp düzeltmek için çaba göstermeniz bile büyük değişiklikler yaratabilir. Benim gözümde daha ikna edici olmayı öğrenmek ile daha iyi yemek yapmayı öğrenmek arasında hiç bir fark yok. Yeter ki üzerine odaklanıp kendinizi geliştirmek için o alanda bol bol antrenman yapın.

(Bu konuda okuyabileceğiniz tonla kaynak var; NLP, Kişisel Gelişim, Davranış Psikolojisi vb. konulu kitaplar. Ama bence başlangıcı Napoleon Hill’ın ‘’Düşün ve Zengin Ol’’ kitabıyla yapın.)

2- Çalışkanlık.

Belkide en en en önemli madde bu olsa gerek. Başarılı iş adamlarının, başarılı politikacıların, kısaca başarılı herkesin başarısını borçlu olduğu tek şey çok çalışmaları.

Yukarıda küçümsüyormuş gibi bahsettiğim Ali Ağaoğlu’da neredeyse 62 yaşında, ama hala günde en az 17 saat çalışıyor.

Bill Gates 20'li yaşlarında bir gün bile işine ara vermezmiş. Neredeyse 10 sene boyunca aralıksız çalışmış.

Las Vegas’ı sıfırdan inşa edip bugünkü haline getiren Steve Wynn 77 yaşında, artık gözleri görmüyor ama buna rağmen hala otellerini her gün teftiş ediyor.

Çalışkanlık ile ‘’boş durmayıp boşa çalışmaktan’’ bahsetmiyorum. Akıllı çalışmaktan bahsediyorum. Sürekli daha ileriyle gitmek için çalışmaktan bahsediyorum. Üşenmeden, yorulmadan, zorluklar karşısında yılmadan o işi kovalamaktan bahsediyorum…

Çok çalışma azminin girişkenlik gibi öğrenilebilecek bir şey olduğunu düşünmüyorum ama. Bende yok mesela. O motivasyon gerçekten içten gelen bir şey. Kendinizde günde 2 saat uyku ile haftalarca koşturabilecek gücü bulmanızı sağlayacak bir itici kuvvet olması gerekiyor ne yazık ki. Ezilmişliğin verdiği hırs ya da kendini Dünya’ya kanıtlama azmi gibi… Zaten dikkat ederseniz bugünkü zengin insanların çoğu sıfırdan gelmiş insanlardır. Hayattan beklentisi büyük ve sıfırdan başlıyor olmanın verdiği bir risk iştahı olan kimseler. Çok çalışkan ve azimli insanların ortak paydası bu oluyor genellikle.

3- Şans.

Ne yaparsan yap iş eninde sonunda şansa bakıyor. Acı ama gerçek…

Çok zor imkanlarla çok çalışıp inanılmaz bir eğitim alırsınız. Pazarda harika bir niş bulursunuz. Dişinizden tırnağınızdan arttırdıklarınızla gece gündüz çalışarak işinizi kurarsınız. Kafanızı batağın altından çıkartmanıza çok az kala devlet öyle bir kanun değişikliği yapar ki tüm o çabalarınız ve fedakarlıklarınız boşa gider.

Aynı şeyin tam tersi de geçerli tabii. Doğru zamanda doğru yerde olmak, doğru insanlarla hayatınızın kesişmiş olması, dış faktörlerin lehinize gelişiyor olması gibi unsurlar da ne kadar iyi bir girişimci olacağınız konusunda büyük rol oyuyor. “İnsan kendi şansını kendi yaratır” savı bir yere kadar doğru. Sizi veya işinizi bir sonraki evreye taşıyacak unsuru hayatınıza dahil etmek için aktif olarak çaba harcayabilirsiniz. Ama bazen olmadı mı da olmuyor işte…

Geçtiğimiz sene Etohum Ankara toplantısında Monitise MEA CEO’su Fatih İşbecer çok güzel bir benzetme yapmıştı. Antik Maya takvimi 21 Aralık 2012'de bütün gezegenlerin aynı sıraya dizilmesiyle kıyamet kopacak diyordu ya hani, bir Apple’ın çıkması da gezegen dizilimi gibi demişti. ‘’Her şey mükemmel olacak, teknoloji mükemmel olacak, siz mükemmel olacaksınız, şansınız mükemmel olacak, dünya pazarı buna hazır olacak, falan filan’’.

Ben Fatih Bey’i dinlemeyi çok severim, çünkü yukarıda saydığım nitelikleri acayip sempatik bir karakterin içerisinde barındıran bir girişimci. Konuşmasının tamamını merak ediyorsanız aşağıdaki linkten dinleyebilirsiniz:

[embed]https://vimeo.com/113158603[/embed]