Bu yazıda kısaca İngiltere’de post-doc pozisyonu ve fellowshipler konusunda deneyimlerimı paylaşmak istiyorum. Ben Oxford Üni.’ye 2016 yılında British Academy’nin Newton Int Fellowship’i ile 2 yıllık bir araştırma için gelmiştim.

Post-doc esasında doktora sonrasında akademiye giriş anlamına gelir. Kariyerin ilk basamağıdır ama son yıllarda bunun geçici özelliği üni.lerce istismar edilmekte ve yıllarca post-doc olarak çalışılabilmektedir.

Post-doc için ya bir proje/grant almış deneyimli bir hocanın açtığı iş ilanını alarak gelirsiniz veya merkezi akademik kurumların açtığı fellowship veya grant çağrılarına başvurursunuz. İkincisi tabii daha bağımsızdır. Fellowship burs değildir, maaşınızdır.

Fellowship ile grantın farkı şu: grant başvurularında sizin kişisel kariyer hedefleriniz ön planda değildir, sunduğunuz projenin kalitesi dikkate alınır. Fellowship proje önerisinin yanında sizi kişisel olarak da değerlendirir. …


Covid-19 pandemisiyle birlikte dünyada hiçbir şeyin eskisi gibi gitmeyeceği, büyük değişimlerin olacağı da iddia ediliyordu, hiçbir değişim olmaz, büyük beklentilere girmeye gerek yok da deniliyordu.

Son 6 ayda bu yönde nasıl bir birikim oluştu?

Pandeminin etkisinin daha da süreceği, bu yılın bu şekilde gideceği ve 2021’i de etkileyeceği anlaşılıyor. Tarihin gördüğü en büyük ekonomik krizlerden biriyle karşı karşıyayız. 29 Depresyonu, ki 2. Dünya Savaşının önemli bir sebebi, bunun yanında küçük kalacak deniliyor ve “Daha Büyük Depresyon” gibi tanımlar yapılıyor.

ABD’de 40 milyon insanın bir anda işsiz kalması, İngiltere’de ve hemen her yerde milyonların bir anda işini kaybetmesi, yeni iş arzının olmaması ve buna dışarı çıkma yasaklarının eklenmesi ile durum daha da kötüleşiyor. …


COVİD-19 pandemisiyle birlikte aşı ve ilaç bulunana kadar sosyal ve ekonomik yaşamın yeniden organize edilmesi için çeşitli yöntemler üzerinde duruluyor. Aylarca insanları eve kapatıp ekonomiyi durdurmanın mümkün olmaması bir yana, daha ilk dalga geçmeden neredeyse tüm dünyada eşgüdümlü olarak okullar ve işyerleri yeniden açılmaya başladı. Bu süreci hızlandırmak, güveni sağlamak ve yeni bir dalgayı engellemek açısından da “doğal olarak” teknolojik çözümlere yüzümüzü dönüyoruz.

Burada “doğal olarak” kelimelerini tırnak içine aldım, çünkü 19. yüzyılda dahi bu tür salgınlara çözüm olarak takip sistemi kurmanın önemi biliniyordu ve buna uygun yeterli sayıda istihdam sağlanarak adımlar atılıyordu. Bu da aslında teknolojik çözümlere mahkum olmadığımızı gösteriyor ama içinden geçtiğimiz yoğun teknolojik dönüşüm döneminde alternatif yaklaşımlara kafa yormak ve kaynak ayırmak pek gündem olmuyor. …


Corbyn’den önce ve sonra Britanya İşçi Partisi Oxford Üniversitesi’nden Dr Emre Eren Korkmaz ve Cambridge Üniversitesi’nden Dr Mehmet Erman Erol İşçi Partisi’nde Corbyn öncesini, Corbyn dönemini ve sonrası konuşuyor.

Kısa Dalga Podcast 20/04/2020 https://www.kisadalga.net

https://www.youtube.com/watch?v=nTSqwm8F6HI&t=90s


12 Aralık tarihindeki genel seçimlerden İşçi Partisinin yenilgiyle çıkmasının ardından istifa eden Corbyn’in yerine kimin geçeceği 4 Nisan tarihinde belli oldu ve oyların % 53’ünü alarak ilk turda “Sir” Keir Starmer partinin başına geçti. Corbyn’in politik hattını savunan Rebecca Long-Bailey ise ciddi bir etki yaratamadı. Her ne kadar COVID19 salgını nedeniyle yeterince gündem olmasa da anaakım medyada yeni lider memnuniyetle karşılandı.

“Sir” Starmer kim?

“Sir” Keir Starmer emekçi bir ailenin bir çocuğu. Gençliğinden itibaren İşçi Partisi içinde faaliyet yürüten biri. Oxford Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra avukatlık yapıyor. İnsan hakları ile ilgili davaları alıyor. Ardından başsavcı olarak atanıyor. Kraliçe tarafından memlekete hizmetleri nedeniyle şovalyelik verildiği için “Sir” oluyor. Ardından İşçi Partisinden vekil seçiliyor. En son Brexitten sorumlu gölge bakan olarak İşçi Partisinin Brexit politikalarını belirleyen ekibin başında yer alıyordu. Ancak insan hakları avukatı olarak tanınsa da başsavcılığı zamanında G-20 protestoları esnasından polis tarafından öldürülen bir kişinin davasında polise soruşturma açmayı reddediyor. Ailenin kampanyası sonucunda toplumsal baskı olunca polis tutuklanıyor. Corbyn’in ilk döneminde Corbyn’e yönelik parti içi “darbe” girişiminde yer alıp istifa eden gölge bakanlar arasında yer alıyor. Brexit sürecinden sorumluyken AB konusunda ikinci referandumu savundu ve referandumda AB’de kalma yönünde oy vereceğini açıkladı. Diğer yandan göçmenlerin sayısının sınırlandırılmasını da öne sürdü. Politik olarak ise “soft left” denilen “ılımlı sol” ekip içinde yer alıyor. …


Britanya Başbakanı Boris Johnson 10 Mayıs akşamı ulusa seslenerek Covid-19 pandemisiyle mücadelenin yeni aşamasında neler yapılacağına ve normalleşme sürecine dair planlarını açıkladı. Yeni sürecin sloganı da “evde kal” yerine “tedbiri bırakma/tetikte ol” şeklinde değiştirildi. Buna göre devlet büyük veri analizi ve cep telefonu aplikasyonu üzerinden süreci yakından takip edecek, 5 dereceli bir alarm sistemi üzerinden ülkenin ve farklı yerellerin hangi seviyede olduğu belirlenecek, seviye düştükçe, salgın kontrol altına alındıkça önlemler esneyecek, yeniden yükselirse de frene basılacak. 1’in hastalığın yok olduğu aşama, 5’in ise en kötü senaryo olduğu tabloda ülke şu an 3.5 seviyesinde. …


Britanya’da Johnson hükümetinin COVİD-19 salgınına dair aldığı önlemlerin yetersizliği uzun süredir kamuoyunda tartışılan bir konu. Bu yetersizlikler sonucunda bugün 38 bini aşkın ölüm rakamı ile Britanya, Avrupa genelinde pandemiden en kötü etkilenen ülke oldu.

Pandeminin yayılmaya başlamasıyla beraber önlemleri almak bir yana salgını küçümseyen, vakalar yaygınlık kazandığında bir süre “sürü bağışıklığı” denilerek okullardan işyerlerine hiçbir yeri kapatmayan ve 250 bin kişinin katıldığı at yarışlarından bazı festivallere etkinliklerin devam etmesine izin veren hükümet ardından sürecin kontrolden tamamen çıkacağının fark edilmesiyle bu kez okulları, kafeleri, restoranları, tiyatroları kapatıp sokağa zorunlu olmadıkça çıkılmamasını tavsiye etmek zorunda kaldı.

Ancak görece sert önlemlere rağmen sorunlar yaşanmaya devam ediyor. Örneğin halen sağlık çalışanları koruyucu ekipmanları yeterince bulamıyor. Test sayısı Nisanın son haftasına kadar günde 20 bin civarındaydı, Nisan sonunda günde 100 bin test hedefine ulaşılması için bir çaba gösterildi ve son haftada 80 bine ulaştı, en son gün ise kağıt üstünde 100 bini bulmak için 40 bin testi postaya vererek bir şekilde bu hedefe ulaşılsa da Mayıs ayının ilk haftasında yeniden 80 binlere düştü. …


Teknoloji firmaları tekelleşiyor ve tekelleştikçe askeri endüstri ile birleşmeye başlıyor, çünkü en büyük, en güvenilir, en çok kaynak sağlayan müşteriler yine devletler ve devletlerin savunma harcamaları. Bugün ABD’nin en büyük askeri sanayi şirketi Amazon, çünkü savunma sanayisine bulut sistemi çözümleri satıyor ve tüm veriyi kendi işliyor. Microsoft, IBM, Palantir, Huawei kendi ülkelerinde büyük istihbarat ve savunma ihaleleri alıyor.

Teknolojinin temelini oluşturduğu büyük bir toplumsal dönüşüme tanıklık ediyoruz. Bunu bir teknolojik devrim olarak nitelendirmek de mümkün. Merkezinde yapay zekânın olduğu çok çeşitli teknolojik-bilimsel ilerlemeler, gündelik yaşamımızı, kişisel ve toplumsal ilişkilerimizi, devletlerle ve şirketlerle ilişkilerimizi yeniden tanımlamamıza neden oluyor. Sanal/arttırılmış gerçeklik, cep telefonu aplikasyonları, blokzinciri, nesnelerin interneti, sosyal medya, (cep telefonu, sosyal medya ve uydu görüntüleri gibi veri kaynakları üzerinden) büyük veri analizi, robotik, kuantum bilgisayar gibi alanlarda yaşanan değişimlerin önümüzdeki dönemlerde daha da derinleşeceğini ve şirketlerle devletlerin kendi aralarında teknolojik üstünlük için verdikleri mücadelenin pekişeceğini tahmin etmek zor olmasa gerek. …


Image for post
Image for post

Bir önceki yazımda son teknolojilerin savaş, çatışma, güvenlik ve barış konularındaki etkilerine değinmiştim ve bu yazıda teknoloji şirketlerinin rolü üzerinde duracağımı belirtmiştim. Buradan devam edelim.

Teknolojinin gelişiminde yakın döneme kadar askeri endüstriye bağımlıydık. Bunun en önemli sebebi devletlerin en büyük yatırımları bu alana yapması ve uzun vadeli araştırmalara imkan sunmasıydı. Bu sayede internet gibi birçok teknoloji önce askeri alanda geliştirilmişti. Ancak teknolojik gelişimin geldiği aşamada artık sivillerin, belirli teknik bilgiye sahip insanların da teknolojiyi geliştirmesi mümkün hale geldi. Bu da teknolojinin demokratikleşmesi yolunda büyük beklentiler oluşturdu.

Gelinen aşamada bu iyimserliğin zayıfladığını görüyoruz. Bunun en temel nedeni az sayıda teknoloji firmasının dünya genelinde tekel konumuna gelmiş olmasıdır. Amazon, Google, Facebook gibi dev şirketler muazzam bir veri akışı ile bir özel şirket için görülmemiş düzeyde sosyal, ekonomik ve siyasi güce erişmiş durumdalar. İlk dönemlerde bu şirketlerin sunduğu sosyal medya platformlarının yeni birer kamusal alan olduğu, aktivizmi geliştirdiği ve demokrasiyi yaygınlaştırdığı savunulurken artık demokrasiye tehdit oldukları, siyasi manipülasyonu beslediği ve toplumsal kutuplaşmaları derinleştirdiği anlaşılıyor. …

About

Emre Eren Korkmaz

I am a Lecturer in Migration at University of Oxford’s Dept. of Int. Development and a Research Associate at Centre for Technology and Global Affairs in Oxford

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store