RAPUNZEL’E DOKUZLUKLAR
Kaygı merdivenleriyle döşeli bir şatoda yaşıyorum
Tanıdığım Rapunzel ölmüş
Sarı saçları tiftik tiftik
Cayır cayır yanan çimenlere düşmüş
Muhafızlarım koruyor paslı çivilerle dolu küflü kapımı
Gardiyanım Kayra
Gardiyanım Gılgamış
Destanlar yazar oldum 20 metre karelik odamda
Okuyup okuyup gururlanıyorum
Damarlarımda akan kanın zehriyle yazılmış marşları
Yeri geliyor bir fareyle göz göze geliyorum
Peynir için kanlı bıçaklı bir savaşa giriyoruz
Amansız mücadeleler
Kötücül bakışlar
Sefil düşünceler
İç sıkıntımla bir top yumağı gibi oynuyor
Şatonun çatısında dolanan sarmal kedi
Uzaklara bakıyorum
Şehvete bir battaniye gibi sarılıyorum
Harikalar Diyarı’nın kırmızı güneşi
Bana bakıp hınzırca gülümsüyor
Planlar suya düşüp ıslanmadan
Kupkuru çatırdayan yapraklar
Kalbime bir tuz gibi serpilmeden
Gri noktaları birleştiremiyorum
Gökyüzünün büyük ayısında
Yıldız haritama bakar mı acaba Kayra?
Venüsüm terazide akrebim Mars’ta
Saçlarıma boncuklar işliyorum
Zindanımın penceresinden ipek bir yol inşa edeyim diye
Rapunzel gibi olmasın sonum
Sonum soluğum
Üflüyorum gecenin karanlığına nefesimi
Dokuzluklar döşüyorum sarı uzun saçlı prensese
Kayra ile Gılgamış kimsesiz kalmasın diye
