Less is more (more or less)

Özel sektör çalışanlarının yaşadığı en büyük sıkıntılardan birisi de çoklu ekiplerin koordinasyonu, bu koordinasyon ile birlikte yaratılacak başarıyı sağlamak.

Uzmanlığınız ne olursa olsun, yürüttüğünüz süreçleri, işleri, toplantıları, yazdığını briefleri, yaptığınız yorumları (ya da “commentleri”) siz kendiniz daha karmaşık hale getiriyorsunuz.

LESS IS NOT LESS

Daha az olması daha az kaliteli olması anlamına, daha yalın olması daha az etkiye sahip olacağı anlamına gelmiyor.

İster iletişim briefi hazırlayın, ister herhangi bir tasarım üzerine geri bildirim yapıyor olun, isterse de bir tasarım yapıyor olun…. Ne yapıyorsanız yapın, her zaman içerisinden ne atabilirim, nasıl daha fazla kısaltabilir, ne ayıklayabilirim diye bakın.

ÇOK ZOR! (BAŞTAN BELİRTEYİM)

Bu pratiği günlük hayatınızda uygulamak aşırı zor.

  • İş yapış kültürümüz,
  • içinde yaşadığımız toplum,
  • iş bilgisi ve deneyim eksikliği
  • değişen tüketici alışkanlıkları ve teknolojiye adapte olamama eksikliği

vb. pek çok sebepten ötürü….

…kaybetmeye korktuğu koltuğuna sımsıkı sarılan beyaz yakalının beyni malesef daha az efor ile daha çok, daha kaliteli, daha optimum üretmek yerine, tırı vırı şeylere çalışıyor.

DENEMEDİKÇE YAPAMAZSIN

Fakat denemeye başlamadıkça da adım atamazsınız. Ben kendi hayatımda uyguladığım bazı örnekleri sizlere ışık tutması adına paylaşıyorum.

  • Daha kısa iş briefleri yazmaya
  • Daha kısa e-posta yazmaya
  • Daha az e-posta atmaya
  • Daha az toplantı yapmaya
  • Daha çok düşünüp, daha az konuşmaya

gayret ediyorum.

Fakat bunları yaparken yaptığım işin kalitesini kesinlikle düşürmemeye çalışıyorum. Bunu sağlamak kesinlikle çok daha uzun sürüyor. Onun için de iş ve zaman yönetimi konusunda becerilerinizi artırmanız gerekiyor. O da başka bir yazının konusu olsun artık.

“If I had more time, I would have written a shorter medium post.”
— EG
One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.