Unutmak

insanın en iyi ve en acımasız özelliğidir unutmak. insan hata yapar, unutur, tekrarlar. tekrarlar özetidir hayatın. “Tarih tekerrür eder.” diye boşuna dememişler heralde. milyonlarca yıllık insan yaşamında elbet ki herkes bir şeyler düşündü ve çoğu aynıydı. neden biliyor musun? çünkü biz çevremizle şekilleniriz. yaptığımız her hareketin temelinde yetişme tarzımız yatar.

bi’ paragrafta 4 farklı tez konusu yazarak ve bunları açıklamayarak kendi rekorumu kırdım sanırım ama dur yeterince uzun yazarsam hepsi birbirine bağlanacak.

devam edecek olursam, aynı dünyada olduğumuza göre bazı olasılıklar birden fazla kez yaşanacaktır illa. bu olasılıklar gerçekleştikçe farklı insanlar farklı yorumlar getirecek fakat aynı çevrede yetişenler-ki buna bir çok değişken eklenebilir ama ben basit bir mantık kurmak istiyorum- aynı tarz görüşleri savunacaktır, aynı tarz hataları yapacaktır. atasözleri nasıl doğdu sanmıştınız? peki ya her duruma uygun bir atasözü nasıl olabilir? cevap bu işte.

her ne kadar yazının bulunmasıyla bilgiler daha uzun süre korunsada her şeyi bilmek bir insan için özellikle imkansıza yakındır. işte bu yüzdendir hataların devam etmesi. her hatadan ders alsaydı insanoğlu, kusursuz hale gelseydi eğer, emin olun düşündüğünüz kadar güzel olmazdı hayat.

çünkü insanın yaşamasını sağlayan yegane şey başarma ve ilerleme isteğidir. kusursuz bir insanlıkta, bir ütopyada, nasıl ilerleyeceksiniz ki? zaten olabilecek en iyi haldesiniz. mükemmellik tanımı artık somut. ne yapabilirsiniz?

the matrix izlediyseniz orada the architect(mimar), matrix’in ilk sürümünün kusursuz olduğunu fakat insanların böyle yaşayamadıklarını söylüyordu.

işte tam bu noktada her ne kadar acımasız olsada “unutmak” kavramı devreye giriyor. ilerlemenin sonsuza kadar sürmesini sağlıyor. şimdi bu teoriyi çürütecek çok şey söyleyebilirsiniz. artık internet var sonuçta ve hiç bir bilgi kaybolmuyor ama söylediklerim sadece bir harita. haritalar size direk yolu vermez asla. siz haritayı okursunuz ve ona göre yolunuzu bulursunuz. ayrıca haritalarda da yanlışlıklar olabilir bunu unutmayın.

neyse işte. yazarken sıkıldım açıkcası eğer buraya kadar okuduysan teşekkür ederim. çok az kaldı şimdi asıl konuya döneceğim.

şimdi ben unutmak derken çok farklı şeyleri kastediyorum. çünkü tıbbi anlamda hafıza problemi yaşamak, insanın ölümü gibi bir şeydir. insanlar anıları sayesinde yaşarlar çünkü. yoksa doğduğun anla şuanki halin arasında tek bir benzerlik yok. her geçen saniye değişiyorsun. seni sen yapan tek şey anıların. benim unutmaktan kastım: hani küçük bir kesik olur ya elinde. dokununca acır sadece. o tarz bir unutmak. onu hatırlatan bir şey olmadığı sürece unutmak. tabi ki aklına kazınan anılar olacaktır fakat onlar bile kalıcı değiller. giderek silinecekler. giderek yabancılaşacaklar. peki bu kadar yaşanmışlığı unutmak mı daha acı, yoksa zamanı geri alıp onları tekrar yaşayamamak mı? ikiside aynı kapıya çıkıyor gibi gözükse de kesinlikle aynı değil.

Like what you read? Give Ercan Şahin a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.