Tenere Belgeselinin ardından..

Hasan Söylemez’in Tenere belgeselinin Zorlu Performans Sanatları Merkez’indeki 2 Kasım 2019 tarihli galasından sonra film hakkında sıcağı sıcağına bir kaç kelime yazmam gerektiğini düşündüm.
Film çoğunlukla başroldeki Agadezli Beşir’in ağzından, anlattıkları üzerinden ilerliyor, insan kaçakçılarının başındaki Boss lakaplı kişiyle yapılan röportaj da önemli detayları açıklıyor. Hasan’ın kendi sesiyle ya da varlığıyla müdahale etmemesi son derece yerinde olmuş. Agadez’de Beşir’in ailesiyle ilişkisi ve neden bu yola çıkmak zorunda olduğu iyi ifade edilmiş. Bu Agadez kısımlarına biraz daha değinilebilirdi diye düşünmekle birlikte, Hasan’ın yolculuğa odaklanmış olması sebebiyle elde fazlasıyla içerik olduğu halde bilinçli bir tercihle buraları hızla geçtiğini gözlemledim.
Nihayet çıkılan macerada o meşhur kamyonla yolculuk başlıyor, görsel şölenle birlikte hikayenin eksik parçaları Beşir’in anlatımlarıyla tamamlanmaya başlıyor ancak bu noktalarda yapılan farklı kamyonların çekimleri ( Beşir’in kamyonu dışında bir yerde iş makinası taşıyan kamyon görüyoruz, başka bir planda lastiği patlamış başka bir kamyon, bunlar devamlılık hatası olarak rahatsız etse de belki bilinçli tercihlerdi emin değilim) , gece ilerleyen kamyonun fenerle aydınlatılması da beraber izlediğim arkadaşımı çok rahatsız etse de, tek kişilik bir prodüksiyonda bunların doğal olduğunu düşünüyorum , bazı sahnelerde farları yanmayan ( o esnada çalışmayan) kamyondan motor sesi gelmesi post-production aşamasında özellikle çöl sahnelerinde seslerle epey bir oynandığını farkettirdiği (bize de öyle gelmiş olabilir tabii), bu kısımların bazı noktalarda tekrara girmesine rağmen, özellikle yolda kalan 25 afrikalı’ya askerlerin yardıma gittiği dakikalar, mahsur kalanların yüzündeki dehşeti yerinde yakalaması açısından Hasan’a vurucu detaylar vermiş, burayı özellikle insanların suyla kavuşma anlarını çok güzel kayda almış.
Bir belgesel klişesi olsa da arka planda yerleştirdiği kamyonun önünde Beşir’in yoksullukla ilgili sözleri filmin en dikkat çekici anlarıydı benim gözümde, devamında kayda aldığı ölen hayvan ve Beşir’in yürüyüş sahneleri filmin sonuna iyi hazırladı bizi. Klişeyi kötü anlamda kullanmamakla birlikte, ufku-sonsuzluğu gösteren kamyonun etrafında dönen drone sahneleri, yine uçan siyah poşeti takip eden drone sahnesi klasik olsa da muazzamdı, öyle bir ortamda bunları daha fazla kullanmalıydı kesinlikle, yine de ortamı bilmeden yaşamadan ayaklarımı uzattığım yerden bunları söylemek kolay.
Filmin sonunda kendi gündelik dertlerinizin önemsizliği, dünyanın bir ucunda yaşanan dram ve bundan kimsenin haberi olmaması gerçeği yüzünüze tokat gibi çarpıyor. belgeselci olarak hasan söylemez’in bu ölçekteki ilk filmi, kazanması muhtemel ödüller ve dünya çapında adından söz ettirmesiyle daha büyük işlere imza atacağı konusunda bende büyük bir heyecan uyandırdı.
filmin hakettiği değeri görmesi dileğimle..
