Özgür İrade

Erdem Akyüz
Jul 28, 2017 · 3 min read

Özgür irade için, bilinçli özne(ler)den söz edebilmemiz gerekiyor. Yani bilinçli, kendinin ve olan bitenin en azından bir dereceye kadar farkında olan bireylerden. Buna kimsenin karşı çıkacağını sanmıyorum. Kendisinin farkında olmayan, bilinci olmayan, duyumlarını bilince çıkarmayan bir şey, özgür olamaz. Bilinçsiz bir varlığın özgür iradesinden söz edilemez. Bilinç, özgürlük için, zorunlu bir koşuldur.

Öte yandan, bizlerin bilinçli varlıklar olduğumuzu yadsıyacak birinin aramızda çıkacağını sanmıyorum. en azından herkes, kendi bilincinin doğrudan farkındadır ve aslında bilincimiz, varlığından en kesin emin olduğumuz şeydir. Başka bireylerin bilincini ise doğrudan gözlemleyemeyiz. Ama normal işlevleri yerinde olan her insanın bilinçli olduğu bir uylaşımdır. Uç solipsistler dışında buna da kimsenin itiraz edeceğini sanmıyorum.

Özgür irade, en azından bilinçli olarak varolan seçenekler arasından seçim yapabilmeyi gerektirir. Burada önemli olan, seçimin özneye ait olmasıdır. Şu ya da bu şekilde seçenekler kısıtlanmış olabilir ama seçimin özgür olabilmesi için en azından ortada iki seçenek olmalı ve birey, bunlar arasından seçimi kendi kararıyla yapabilmelidir.

Burada başta döndüğümüz soruya dönelim.. Seçimi içimizde bir yerde atılan bir yazı tura belirliyorsa, bu seçimin bize ait olduğunu söyleyebilir miyiz? Bence yanıt net bir hayır olmalı. Seçim bize değil, rastlantıya aittir. İndeterminist, yani hangi olayların hangi olayları belirleyeceği hiçbir şekilde söylenemeyecek bir dünyada özgürlükten söz edilemez. Kararı veren ben değilsem, kararı rastlantılar veriyorsa, özgür olamam; ancak özgür olduğum yanılsamasında olabilirim. Dahası, özgürlük, yapılan seçimin sonuçlarının şu veya bu şekilde öngörülebilmesini gerektirir. Her defasında sürpriz bir tadla karşılaşacaksam, elma ile armut arasında bir seçim yapmanın da bir anlamı olmaz.

Özgürlük ve iradeye, ya var ya yok şeklinde bakmak, kanımca içinde hata barındırır. Daha doğrusu, özgürlüğün derecesi olduğunu, az ya da çok özgürlük olabileceğini ortaya koymaktır. Seçeneklerimizin sayısı ne kadar artarsa özgürlüğümüz de artar. Aynı şekilde, seçenekler üzerindeki kontrolümüz arttıkça özgürlüğümüz de artacaktır. Yaptığımız seçimlerin sonucunu ne kadar iyi ve doğru kestirebiliyorsak, yine o kadar özgür olacağızdır.

İkinci maddede indeterminizm ve özgürlük ile yaptığım yoruma, üçüncü madde ışığında şunları ekleyebileceğimi düşünüyorum: mutlak anlamda rastlantıların karar alma süreçlerimizi etkilediğini, etkilemenin de ötesinde karar alma süreçlerimizin rastlantılar tarafından belirlendiğini durumda ortaya çıkan her neyse ona özgür irade diyemeyiz.. Rastlantı sayesinde değil, ancak rastlantıya rağmen özgür olunabilir. Rastlantılar bizi özgür kılmak bir yana, bilgimizi zaafa uğratarak özgürlüğümüzü sakatlar. Çünkü özgürlüğün ancak bilmekle mümkündür ve ancak ve ancak daha çok şey bildikçe daha çok özgür olabiliriz.

Peki gerçek hayatta yaptığımız seçimleri ne belirler? Seçim yaparken zihnimizde neler olur?

Konumuza bir örnekle devam edecek olursak, üniversite sınavına girmeden önce tercih listesinin birinci sırasına Cerrahpaşa Tıp Fakültesi yazan bir öğrencinin bu tercihinin hiçbir nedene bağlı olmaksızın oluştuğunu kimsenin öne sürebileceğini sanmıyorum. Öğrenci, tercihini yaparken, tıp mesleği hakkında bildiklerini, bildiği sandığı şeyleri, yakın arkadaşlarının, ailesinin görüşlerini, kendi yetenek ve eğilimlerini, yani o güne kadar ki formasyonunu, üniversite hayatını İstanbul’da geçirmenin artı ve eksilerini, Cerrahpaşa’nın konumunu, ulaşım ve diğer olanaklarını ve bunun gibi hemen akla gelebilecek onlarca -belki de bir alt kademeye inildiğinde yüzlerce, binlerce- şeyi zihninde tartacak ve ona göre karar verecektir.

Dolayısıyla, seçimlerimiz gökten zembille inmez. Öyle olması da gerekmez. Seçimin bana ait olması, seçimde benim anılarımın, benim bilgilerimin, benim deneyimlerimin ve benim hislerimin rol oynaması demektir. Yaptığımız seçimde, bildiklerimizden yola çıkarak sonuçları kestirmeye çalışırız. Bu, anılarımıza, bilgimize, deneyimlerimize dayanmalıdır. Bir tür simulasyon yapar ve simule ettiğimiz ortamde kendimizi hayal eder, seçimin sonucunda hissedeceklerimizi kestiririz. Sonra bu kestirimleri birbiriyle karşılaştırır, arasından en uygun bulduğumuzu seçeriz. Kendimizi ne kadar iyi tanıyorsak, bilgi ve deneyimimiz ne kadar birikimli ise de o ölçüde doğru karar veririz. Verdiğimiz her doğru karar, ileriye yönelik olarak, çevremiz -ve hatta kendimiz- üzerindeki kontrolümüzü arttırarak özgürlüğümüzü pekiştirir. Doğru dürüst eğitim alıp yeteneklerimizi en iyi biçimde değerlendireceğimiz şekilde kendimizi yetiştirdiğimizde, maddi ve manevi sıkıntılarımızdan o oranda kurtulacak ve dolayısıyla ilerideki olası seçeneklerimizi arttıracağızdır. Aksi durumda kısıtlı kaynaklardan hoşa gitmeyeceklerin arasında seçim yapmak zorunda kalacakken, potansiyelimiz iyi bir şekilde ortaya çıkardığımızda hepsi iyi olan seçeneklerin en iyisini seçme fırsatımız olacaktır.

Anılarımın, bilgilerimin, deneyimlerimin altyapısının maddi süreçler olması, durumu değiştirmez. Önemli olan belleğe, bilgiye ulaşılması, deneyimin birikmesidir. Bunun altyapısının belirlenimci fiziksel-kimyasal süreçler olması özgürlüğü olanaksız kılmaz. Dahası, ben zihnimi, anılarımı, beliğimi, bilgimi kodlayan ve oluşturan maddeden, maddi süreçlerden ve olgulardan başka bir şey değilim. Ben zaten onlarım. Zihin ve beden şeklinde yapılan ayrım, aynı özdeş olgunun iki farklı bakış açısıyla görünüşünden başka bir şey değil. Eğer ben, bedenimi oluşturan madde ve onun maddi süreçlerin ta kendisiysem ve benim hareket ve kararlarımı da bu maddi süreçler belirliyorsa, zaten hareket ve kararlarımı kendim belirliyorum demektir. Çünkü ben bu madde ve maddi süreçlerden farklı bir şey değilim. Özgürlük de, kararlarımı kendimin belirlemesi demektir. Başkasının değil.

    Erdem Akyüz

    Written by