Sadelikte Ferahlık Vardır

Kullanılmayan eşyalar, giysiler ve diğer fazlalıktan kurtulup ferah ferah mutlu mesut yaşama konusu oldukça ilgi çeken bir konu. Öyle ki bu konuyu işleyen yüzlerce web sitesini, kursu ve kitabı bulmak mümkün. Hatta bu konuda “düzenleme danışmanı” (organizing expert) adı altında profesyonel hizmet veren kişiler bile var çünkü pek çok insan bugüne kadar biriktirdiği bu yığından kurtulmak istiyor fakat işe nereden başlayacağını bilemiyor. Bu da oldukça normal. O kadar çok gereksiz şeyi satın alıyoruz ki, ortalama bir Amerikalı’nın evinde 300.000'den fazla eşya var ve eve sığmayan eşyaları istiflemek için kiralanan bireysel depolama alanı 200 milyon metrekareyi geçmiş durumda. ¹ ²

Türkiye istatistiklerine ulaşamadım ve fakat talep var ki bu konuda hizmet veren şirketler açılmış. Yanılmıyorsam 50 TL’den başlayan fiyatlarla kullanmadığımız eşyaları ve giysileri bir depoya doldurabilir, sonra da gidip yerlerine ileride kullanmayacağımız yeni çöpleri satın alabiliriz. Ya da belki fazlalıktan kurtulmanın daha ucuz ve daha güzel bir yolu vardır? Evini, belirli teknikleri kullanarak kolay, hızlı ve eğlenceli bir şekilde sadeleştir. İşine yaramayanları sat ya da bir ihtiyaç sahibine ver. Olamaz mı? Olabilir. Bir fikir vermesi açısından benim ilk seferim 2m x 2m x 70 cm’lik gardırobumdu. Zannediyorum 2–2,5 saat civarı bir sürede gardırobu temizlemiş ve yazlık, kışlık, ayakkabılar vb. dahil olduğu 3–4 koli eşyayı ayıklamıştım. Kullandığım yöntemleri bugün sizinle paylaşıyorum. Yine gardırop örneğinden gidelim çünkü sadeleştirilmesi en zor yerlerinden birisi orası. Eğer birden fazla dolaba veya bir giyinme odasına sahipseniz dilerseniz bu işlemi bölüm bölüm de yapabilirsiniz.

Gelelim ön bilgilere:

  • Pareto İlkesi’ne göre zamanın %80'inde kıyafetlerin %20'sini giyeriz. Yani zamanın çoğunda favori bir kaç giysiyi değiştire değiştire kullanırız. Hakikaten de şöyle bir düşününce gardıropta hiç dokunmadığımız pek çok şeyi evden eve yıllarca yanımızda taşıdığımızı fark ederiz.
  • Parkinson Yasası’na göre bir iş, ona ayrılan zamanın tamamını kaplayacak kadar uzun sürer. Bir dönem ödevine veya projeye teslim tarihine 2–3 gün kala başladığımız halde yetiştirebilmemizin sebeplerinden biri budur. İşleri kendilerine tanıdığımız zaman çerçevesi içerisinde bitiririz. Evle ilgilenmek gibi bir işi pazar gününe bıraktığımızda o işin saatler sürmesinin sebebi o işin çok zor olması veya bizim ne kadar da koala gibi bir insan olmamız değil; kafamızda o iş için belirlediğimiz sürenin bütün bir günü kaplamasıdır: “Ne de olsa o gün pazar, sonrasında bir planım da yok. O gün hallederim. Üstüne bir duş aldım mı tamamdır!” Bu yüzden yaptığımız her ne işse ona belirli bir zaman sınırı koyduğumuzda performansımız artar.
  • Fazlalıklardan kurtulma işini akşam işten geldikten sonra yapmayın. O saatlerde hem bedenen yorgun oluruz, hem de beynimiz gün boyu yoğun olarak çalıştığı için kararlarımız günün erken saatlerindeki kadar berrak olmaz. Bir de zaten güneş ışığı uykudan da sorumlu olan melatonin’in azalmasını sağladığı için gündüz kendimizi daha zinde hissederiz. Yine güneş ışığı olumluluk, kendine güven ve şimdi saymaya kalkarsam iyice konuda kopacağımız daha pek çok pozitif ruh halinden sorumlu seratonin’in de artmasını sağladığı için daha mutlu hissetmemizi sağlar. Bütün bunları göz önüne alırsak; sadeleşme işini -ya da önemli karar verilmesi gereken bütün işleri- mümkünse öğleden önce yapmanızı tavsiye ederim. Çok daha kolay ve hızlı olacaktır.
  • Giysileri karton kolilere koyacağız. Bu yüzden kolileri bir gün önceden hazırlamakta fayda var. Neden bir gün önce olduğunu aşağıda anlattım.

Bunları da belirledikten sonra haydi işe koyulalım ve şöyle ferah bir eve kavuşmak için ilk adımı atalım.

Fotoğraf: Arq3Drender

0. Liste yapın ve gözünüzde canlandırın
Bu zorunlu değil ama 10 dakikalık plan 1 saatlik işten kurtarır. Zaten erteleme hastalığı ve kararsızlığın en önemli sebeplerinden biri nereden başlayacağını bilememektir. Böyle durumlarda sorunu çözmek yerine konuyu aklımızdan çıkarır ve başka bir şeyle ilgileniriz. Bu yüzden neleri en çok giyiyorsunuz ve nelere bir yıldır dokunmuyorsunuz belirleyip, işi nasıl yapılacağını gözünüzde canlandırırsanız işin yarsını şimdiden bitirmişsiniz demektir.

1. Sonrasında birileriyle görüşmek için sözleşin
İşi bitirdikten sonrası için -özellike de gecikirseniz çok mahcup olacağınız birileriyle- bir plan yapın. İşin tahmininizden çok daha kısa bir sürede bittiğini göreceksiniz.

2. Yatağınızın üzerine yeni bir çarşaf açıp dolaptaki kıyafetlerin hepsini çarşafın üzerine koyun
Olur da oyalanırsanız eninde sonunda uyumak için o işi tamamlamanız gerekir. Çarşaf kullanmamızın sebebi tozun dağılmasını mümkün olduğunca önlemektir. Benim gibi hem astım hastası hem de toz görünce bir yandan kaşınan diğer yandan da hapşırmaktan şarkı söyleyebilen bir insansanız zaten siz de bunun önemini bilirsiniz.

3. Önce dolabı temizleyin
Bir işe başlarken daha şevkli oluruz. Bu yüzden önce zor olanı yapalım. Hem bu sayede işi bitirme ihtimali de artar çünkü hayatınızda bir kere de olsa dolap temizlediyseniz bilirsiniz ki o giysileri ayıklamadan geri koymaya gönlünüz o kadar da rahat el vermez.

4. Giysileri dörde ayırın
Sıra geldi ayıklamaya. Bu yöntemin diğerlerinden daha hızlı olmasının sebebi oyalanmaya imkan vermemesi. Aşağıdaki sorular hızlıca karar vermenizi sağlayacaktır.

  • Sakla: En çok sevdiğiniz giysiler hangileri? Sürekli giydiğiniz kıyafetler nelerdir? Sağlıklı malzemeden üretilmiş, rahat ve üzerine en yakışan giysiler hangileri? Bunları yatağın bir yerinde üst üste koyun.
  • Çöp: Yırtılmış ve tamirle iş görmeyecek kıyafetleri “çöp” kolisine koyalım.
  • Ver / Sat: Hangi kıyafetler üzerinize olmuyor? Artık giymek istemediğiniz kıyafetler hangileri? 1 yıldır giymediğiniz kıyafetler hangileri? Bu kıyafetleri “ver / sat” kolisine koyalım. Bazen insanın giysileri ve/veya diğer eşyaları elden çıkarası gelmez. Bunun sebeplerini bir ara fırsat bulabildiğimde yazacağım. Şimdilik biz oyalanmayalım. %80'e 20'yi anlatan Pareto İlkesi’ni hatırlayın. O kıyafeti 1 yılda bütün mevsimler geçtiği halde giymediyseniz bundan sonra da giymeyeceksiniz demektir.
  • Belki: Neleri elden çıkarmak istemiyorum? Neden? Bu sorulardan sonra atmak istemediğiniz giysileri “belki” kutusuna yerleştirelim ve kutuyu bantlayalım. Üzerine günün tarihini atalım ve dolabın içinde her gün görmeyeceğimiz bir yere kaldıralım. 6 ay boyunca kutuyu açmazsanız bu kutuya da elden çıkarın, boşu boşuna yer tutmasın, ne de olsa ihtiyacınız yokmuş. Her ana karşın bir kağıdın üzerine içindekilerin listesini yazıp kutuya yapıştırmak daha sonra bir şey ararken bulmanızı kolaylaştırabilir.

5. Toparlanma

  • Saklamaya karar verdiğiniz kıyafetleri katlayıp / askıya asıp dolaba yerleştirin. Ben benzer durumlarda kullandıklarımı aynı rafa yerleştirdim. İşle ilgili olanlar bir arada ya da sporla ilgili olanlar başka bir rafta bir arada, gibi.
  • “Çöp” ve “ver / sat” kolilerini bantlayıp bir an önce evden çıkarın. Karton koliler ortalıkta durduğu 1–2 gün içinde örümcekleri ve arıları evinize çeker. Bile isteye evinize davet ettiğiniz bu hayvanları bir de öldürmeyin. Örümcekler genellikle insanlara ilişmez ve evdeki diğer küçük yaratıkları yok ederler. Arıları kaçırmak için de kuru kahve yakabilirsiniz; rezalet koktuğu için gideceklerdir.

İşte bu kadar! Görüyorsunuz ya, o kadar da zor değilmiş. Giysiler, koliler derken yaptığınız planı unutmamışsınızdır umarım. Sizi geç bırakmadan yazıyı da toparlayalım.

Yukarıda anlattığım yöntemlerle evin diğer kısımlarındaki ve ofis, depo, garaj gibi başka alanlardaki fazlalıktan da kurtulabilirsiniz. Bunu 6 ayda bir tekrar edip durumu kontrol altında tutmakta yarar var. Bir de satın alma alışkanlıklarını gözden geçirirsek çok daha sağlık ve mutlu bir hayata kavuşabiliriz. Bunun için de neden satın aldığımızı ve nasıl daha bilinçli tüketebileceğimizi yazdım.

Bir şeye gerçekten ihtiyacımız yoksa onu hayatımızdan çıkardığımızda hafifleriz. Varlıklı olmak demek daha çok eşyası olmak demek değil; maddi varlığın kölesi olmadan, sevdiklerimizle mutlu bir şekilde yaşayabilmek demektir.

Nefes almaya bugünden başlayabilirsiniz.
Azalttıkça tam oluruz.
Sadelikte varlık vardır, ferahlık vardır.