Esra Aytekin
Sep 4, 2018 · 2 min read

Kişisel marka ve girişimcilik bir ara da kullanılmadı. Girişimi kimin ‘başlattığı’ önemli değildi. Görünür bir kurucu veya CEO gerekli de değildi. Her şey ama her şey ürünle ilgiliydi. Büyük markaların (Coca Cola gibi) ve büyük işletmelerin döneminde logolar, itme stratejileri, konuşmacılar, hostesler ve geleneksel reklam kampanyaları ön plandaydı. Markalar müşteri ile iki yönlü iletişim halinde değildi.

Şimdi, elbette, hepimiz oyunun tamamen değiştiğini biliyoruz çünkü nasıl iletişim kurduğumuz ve bağlantıya geçtiğimiz artık değişti. Facebook büyük markaların çoğu kurulduğunda yoktu. Sosyal medya mevcut değildi. Sadece birkaç iletişim kanalı vardı (TV, radyo, gazete vb).

Ancak büyük oynamak mı küçük kalmak mı arasındaki bu sıkışmışlık oldukça düşündürücü..

Böyle bir durumda bir girişimci olarak iki şansınız var;

1. Ya geleneksel yönteme başvurup büyük oynayıp kitle pazarlaması yaparsınız ve sıkıcı kontrollerin hakim olduğu bir prosedür silsilesi ile uğraşırsınız. Ayrıca sürekli aynı kalan bir CEO’nuz yoktur ve karakteri sizin iş yapma şeklinizi etkilemiyordur.

2. Ya da küçük kalır müşterilerle bire bir ilişki içerisinde olursunuz. Böyle bir dünyada kişinin karakteri ve en önemlisi kişisel markası önemlidir çünkü insanlar SİZinle iş yapıyordur.

Her iki yöntem de kendisine münhasır. Birbirine karıştırmak oldukça zor. Fakat, şimdi bu oyun değişti. Çünkü küçük kalarak büyük oynayabilir ve sadece ürününüzün (ya da hizmetinizin ya da sattığınız her şeyin) karşısındaki güçlü girişimci olan SEN MARKASINA liderlik edebilirsiniz.

Çünkü bu aşamada hedef kitlenizle ilgili önemli iki kural devreye girer:

1. İnsanlar, insanlar ile ilişki kurar.
2. İnsanlar bildiği, beğendikleri ve güvendikleri insanlardan satın alırlar.

Şimdi, YENİ girişimcinin kişisel markasıyla yükselişine tanık oluyoruz. Görünür, etkileyici bir lider olarak böyle bir pazara giriş engeli çok daha azdır (yani yaratıcılık ve tutku meselesi daha önemli hale geldiğinden). Büyüme için gerekli iletişim araçları çok fazladır (Facebook, Twitter vb. birçok kişi ile birebir bağlantı kurmanızı sağlar.) ve bu anlamda iş modelleri de gelişmeye devam ediyor. Ayrıca kararları veren organizasyonlar değil insanlardır; işinizle ilgili ne kadar çok insan tanırsanız işinize katkısı o kadar o da kadar fazla olur.

Oprah Winfrey, Gary Vaynerchuck gibi girişimcileri düşündüğümüzde hepsi kendi markasını kullanarak pazarlar ve tanıtım yapar. “Sadece” ürünü iten pazarlama araçlarının aksine bu kişiler güvenilir kaynaklardır. Bu sizin de kişiliğine bakılmaksızın herhangi bir girişimcinin de yapabileceği bir şey.

Sadece “bir şirket” olmanın aksine “insan” olmak özellikle de girişimci olmak için daha heyecan verici bir zaman olmamıştı.

Peki siz bir girişimci olarak görünür müsünüz? Hangi zorluklarla karşılaştınız? Tüm bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu yazı www.besellf.com sitesinde yayınlanmıştır.

Esra Aytekin

Written by

Senior Marketing Professional, Corporate and Personal Brand Marketing & Image Consultant, Founder at be sellf Consultancy, Mentor for startups @ İTÜ Çekirdek

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade